| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
KATEGORİLERHABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
12 EYLÜLCÜLER YARGILANMALI
Basından sansürün kaldırılışının 102.yıldönümünü Basın Bayramı olarak kutluyoruz...!!!!
Ya hep birlikte halüsinasyon görüyoruz ya da hep birlikte yalan söylemeyi ve söylediğimiz yalanlara da inanmayı alışkanlık haline getirdik. Bakıyorum, gazetelerde mevki ve makam kapmış ve etiketle yaşamayı alışkanlık haline getirmiş belli isimlerin caf caflı açıklamaları... Ben, bunların basın dünyası ile bile ciddi ve samimi bir ilişki içersinde bulunduklarına inanmıyorum. Ben, bunların gerçekten basın emekçisi olduklarına, haber için ter döktüklerine, haberin çilesini çektiklerine inanmıyorum. Haber ya da habercilik bunlar için geldikleri nokta da garnitür olarak kabul edilebilir. Asıl servis ettikleri ya da kendilerine servis yapılan ve kıyıda köşede hüpledikleri şeyler eminim ki, bambaşka..! Kuşkusuz, mesliğim gereği, bunları ben de izliyor, okuyorum...Bir tanesi var çok ilginç... Hemen her açıklamasında, sorulsun sorulmasın ağzından kaçırdığı bakla hep aynı: SANTAJCI HABERCİLİĞE DİKKAT EDİLMELİ, TAVİZ VERİLMEMELİ.. Bir insan, mesleki anlamda bu kadar santajcı haberciliği önemsiyor ise, mesleki anlamda sergilediği performansa, işe bakarsınız.. Çünkü, gazetecinin künyesi yaptığı haber ile yazdığı makalelerdir. Eeee....söylediklerinden fiiliyatta, meslek yaşamında, haberlerinde, yazdıklarında eser yok.. Bu meslekte ter dökmüş ve çile çekmiş insanlar bunları biliyor ve çok iyi tanıyorlar. Kendi derdine bile derman bulamamış insanların, mesleki anlamda orada burada konu mankeni olarak vitrin çeşitliliğine soyunup, her türlü pis ve kirli atraksiyonun içinde yer alıp, öte yandan caf caflı beyanlar ardına sığınması hiç kimseyi aldatmamalı. Bu, ülkemizde ne zamandır basın ve basın emekçileri adına oynanan oyunun yansımasından başka bir şey değildir. Mesleğin dili olsa da konuşsa..ki bir anlamda dili kelemdir.. Kimisi, hobi babında, patronsuz gazete çıkartacağım diye her türlü rezilliğin ve pisliğin içinde çırpınır ve yanı başındaki insanlardan bile bir şekilde kurtulmanın ticari hesaplarını yapar, bir diğeri şantaj habercilik konusunda ustalık belgesi alması gerekirken, ehl-i namus kesilir. Açıkça ifade ediyorum ki, TÜRKİYE’DE KUTLANAN SANSÜRÜN KALDIRILIŞINI HİCVEDEN BASIN BAYRAMI, TAM BİR ALDATMACADIR. Kalkan da kaldırılan da hiçbir şey yoktur ve basın ile yayın organları, tepeden tırnağa SANSÜR ve BASKI ANLAMINDA ADETA FAŞİZAN BİR CENDERE İÇERSİNDE ÇIRPINMAKTADIR. Bir ülkede, haber yapmak ve yazı yazmak, yaptığınız ya da yazdığınız ‘şeyleri’ yayınlamak bir cesaret konusu olarak kabul ediliyor ise, o ülkede anladığımız ve bildiğimiz anlamıyla DEMOKRASİ ve ÖZGÜRLÜK YOKTUR. Sonuçta, inatlaşır ve inancınızı gözetir, cesaretle haberinizi yapan ya da yazınızı yazarsınız. BUNU YAPAN MESLEKTAŞLARIMIN ve BASIN KURUMLARININ BAŞINA GELMEDİK DERT KALMAZ..! Bunu da kendinize göre mesleki ya da siyasi anlamda gerekçelendirip, BAŞA GELEN ÇEKİLİR de diyebilirsiniz. Bitmez ve yetmez!!! KENDİNİZİN ve AİLENİZİN CANINI GÜVENCEYE DE ALMAK DURUMUNDASINIZ.. Çünkü, nerede, ne zaman, nasıl canınıza kimin kasedebileceğini de bilemezsiniz. Türkiye’de gazeteciler ve basın kuruluşları için, yazarlar için bu da bir VAKA’DIR... Türkiye Halkı, bu gerçeği, yani mesleki anlamda gazetecilerin ve yazarların gerçek durumunu ve yaşadıkları baskıları, riskleri çok ama çok iyi biliyor. Biraz kurum ya da kişi bazında olay ve olguların üzerine cesaretle gittiğinizde, “KARDEŞİM, BAŞINA BİR ŞEY GELECEK” uyarısında bulunuyor..Yok, gazeteci ve yazar bu uyarıları da dikkate almıyor ise, o kişiye halk, “BU GİDİCİ” gözüyle bakıyor... Böyle bir Türkiye’de BASININ VE ÇALIŞANLARININ ÖZGÜR OLDUKLARINI ve SANSÜRÜN 102 YILDIR BU MEMLEKETTE KALKTIĞINI, BUNUN BASIN İÇİN BİR BAYRAM OLDUĞUNU SÖYLEYEBİLMEK MÜMKÜN MÜDÜR!? Kimse kimseyi kandırmaya, aptal yerine koymaya çalışmasın... HALİMİZ BUDUR...! Çoük yazdım, Türkiye’de siyasi yaşamımıza damgasını vuran anlayış ve sistem anti demokratikdir, diye..BU YAPIDAN ve BU ANLAYIŞTAN TÜRK HALKINA DEMOKRASİ ve ÖZGÜRLÜK ADINA HİÇBİR ŞEY ÇIKMAZ, diye.. Türkiye’de demokrasi adına siyasi bir oyun oynanıyor. Kimsenin genel de derdi, vatan, millet, bayrak falan filan değil.. Bu değerlerin hepsi genel olarak bu siyasi yapılar tarafından garniter olarak kullanılıyor. Bu oligarşik bir sistemdir ve bu sistemden beslenenlerin temel derdi bu sistemin devamlılığını korumaktır. Bunlar, konu ne olursa olsun, vatandaşın ve halkın önüne ne gelirse gelsin, kendi siyasi anlayışlarına ve çıkarlarına göre, her olay ve olguyu siyasallaştırır ve bir siyasal bilmeceye dönüştürürler. Aynı, Anayasa referandumu gibi.. Şimdi, iktidarı ve muhalefeti ile herkes, 12 Eylül askeri darbesi üzerinde tepiniyor ve konuşuyor.. Tepinenlere ve konuşanlara iyi bakın! Bunların Başbakan Erdoğan’ı, Gandisi, Bahçelisi, Cindoruk’u ile hemen hiçbiri 12 Eylül döneminin sillesine tokadına tanık olmamış siyasi liderlerdir. Türkiye’de 12 Eylül karanlığına karşı varıyla yoğuyla direnen, ölümleri ve sakat kalmaları pahasına sonuna kadar 12 Eylülcülerle didişen ve bence kazanan insanlar bellidir. Konu, 12 Eylül ama 12 Eylül’ün karanlık ve kanlı diktasına karşı direnenler konuşamıyor... BIRAKIN, KONUŞALIM KARDEŞİM...BİZ KONUŞACAĞIZ ve 12 EYLÜL DİKTATÖRLÜĞÜ İLE HESAPLAŞILACAKSA ÖNCE BİZ HESAPLAŞACAĞIZ.. BİR DÖNEMİN KARANLIK ve KANLI DEFTERİ KAPATILACAK İSE BİZLER KAPATACAĞIZ.. Siz, o karanlık ve kanlı dönemde hiç olmadınız ki, şimdi bizler adına konuşmak hakkını kendinizde buluyorsunuz. İlginçtir.. 12 Eylül’ün bir ZEDE’leri çıkmıştır ortaya bir de ZADE’leri..Şimdi konuşanlar ZADE’leridir..ZEDELER yine suskun, izlemekte. Bu tartışmaları anlamlı ve tüm olumsuzluklarına karşın güzel kılan bir yanı da var. Dün gibi anımsıyorum... Mesleki anlamda 12 Eylül döneminin ZEDE’si olarak gazeteciliğe ve yazarlığa başladığım yıllarda zaman zaman yalan yanlış aleyhimize suçlamalarda, yakıştırmalarda bulunanlar hatta gazetelerinin 1.sayfalarına yövmiyeli manşet yapanlar olmuş idi.. Alışkındık, güldük geçtik ama bu soytarılıkları, yövmiyeli işgüzarlıkları hiç unutmadık. İşte, bugün Türkiye, 70 küsur milyonluk nüfusuyla, Başbakanından ana muhalefet liderine kadar her aşamada ve kişisiyle 12 Eylül diktatörlüğünü sorguluyor ve HESAPLAŞA BİLMEK İÇİN GÜN SAYIYOR. Bu ülkenin Başbakanı ve iktidar partisi lideri, kürsüden 12 Eylül’de İDAM EDİLMİŞ canlarımızın veda mektuplarını okuyor, ağlıyor... Hukuksuzluğu ve adaletsizliği iş edinenler, demokrasi ve özgürlük düşmanlığına soyunmuş olanlar, Devlet adına insanlarını param parça yapanlar,insanların Ailelerine ve çocuklarına bile işkence yapanlar BU TARİHSEL KIRILMA NOKTASINI İYİ ANLAMALILAR. Çünkü, biz taaa o zamanlar BUGÜNLERİN GELECEĞİNİ BİLİYOR,GÖRÜYOR ve SÖYLÜYORDUK. İşte, o gün geliyor..! Türkiye, bugün referandumda oylanacak yasaları tartışıyor ve bir şekilde ‘EVET’ ya da ‘HAYIR’ olarak kararını sandıkta verecek. Referandum konusunda iktidar ve muhalefetin yaklaşımının değerlendirilmesi ise ayrı bir yazı konusudur. Esen kalın... www.sonkursungazetesi.com
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
|
SON DAKİKA HABERLERİ |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
SONKURŞUN GAZETESİ Tüm Haber ve Resimlerin Telif Hakları Saklıdır. İzinsiz yada Kaynak Belirtmeden Kullanılamaz. Altyapy: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||