|
|
KARATE NEDİR?
Yazar |
: Sedat KUTBEK |
Yorum Sayısı |
: 6 |
Okunma |
: 320 |
Tarih |
: 09 Mart 2010 11:44 |
Yıllar sonra sporumu tekrar öğretmeye döndüm. Geriye baktığımda Karate'ye başladığım ilk günün üstünden kırk yıl geçmiş. O süre içinde binlerce öğrenci yetiştirmişim ve o öğrencilerimle de gurur duydum. Hele içlerinden birinin de ABD Hawai'de siyah kemer 7. dan seviyesinde Amerikalılara bu sporu öğretmesi ayrı bir kıvanç benim için. Biz Karate'yi yayarken çok zorluklar çekmiştik, bunu anlatmaya kalksam sayfalar almaz. Tepkiler, karşı gelmeler, spordan kabul etmeyenler… en önemlisi de Bandırmalı oluşumdu. Ben hep isterdim ki, Bandırma'da yetişmiş pek çok kişinin her konuda ülke çapında, hatta dünya çapında olmasıydı. Bugün böyle birileri var mı? Yok. Her zaman engellemek, paçalarına yapışarak çukura çekmek, kıskanmak… sonuçta kaderin cilvesi olacak ki, gazeteci ağabeylerimizin hazırladığı Bandırma spor tarihinde ne benim adım geçer, ne de Karate… yorumunu kamu oyuna bırakıyorum. Ha çoğu kişi merak ediyor, Karate nedir? Anlatayım:
Karate, ellerin ve ayakların sistemli olarak eğitimleri sonucunda, beklenmedik saldırıların savuşturulmasında gerçek bir silâh etkisi yaratabilecek güçte olan silahsız savunma şeklidir. Kazananın ve kaybedenin kim olduğuna karar vermek nihai amaç değildir. Karate karakterin, eğitim yoluyla geliştirilmesini amaçlayan bir mücadele sanatıdır.
Karate, nihai amacı olarak kazanmayı değil, çalışma ve eğitim sonucu tecrübe birikimine sahip olarak karakter mükemmeliyetine erişmeyi hedef alan bir martial sanattır. Aynı zamanda güç ve sistematik çalışma sayesinde her biri etkili ve güçlü silâh haline gelen vücudun her bölümünün tümünü kullanmak suretiyle yapılan, bir nefis müdafaası şeklidir. Karate tüm vücut hareketlerinin bir muvazeneye erişmesi ve bu yolla vücut hareketlerinin bir bütün halinde olgunluk meydana getirmesini amaçlar.
Karate'nin büyük hocası Gichin Funakoshi'nin de defalarca belirttiği gibi, bu sanatı takip edebilmek için ilk amaç; ulvi ve tevazu sahibi bir ruh geliştirmektir. Aynı zamanda da, vahşî bir hayvanı tek bir vuruşla durdurabilecek kadar büyük bir güç geliştirilmelidir. Karate'nin gerçek bir tatbikçisi olmak ancak ve ancak kişinin ruhsal ve fiziksel yanının mükemmelliğe erişmesiyle mümkündür.
Karate, bir dövüş biçimidir, ancak katılanlara şiddete karşı olma duygusu aşılar. Bir yanlış anlama ya da eksik öğreti sonucu sadece bir dövüş tekniği olarak çalışıldığı zaman Karate olmaktan çıkar. Dövüşmeği öğrenmek için Karate'ye ihtiyaç yoktur, sokak dövüş teknikleri de bu iş için yeterlidir. Bir Karateci dövüş becerisine mükemmelen sahip olduğu hâlde gördüğü eğitim ona şiddetten ve dertten kaçınmasını öğretmiştir.
Karate, geçmiş yıllardan itibaren bütün dünyada popüler olamaya başlayan bir uğraştır. Fakat bu popülerliğin artması ile birlikte ne yazık ki, bazı üzüntü ve pişmanlık verici girişimler ve çabalar da oldu. Bunlardan biri karatenin Tayland boksuyla karıştırılıp iki adamın birbirlerine kıyasıya vahşîce saldırması olarak veya müsabıkların ayaklarını da kullanarak bir birleriyle yaptıkları savaş olarak ya da bir adamın eliyle ayağıyla veya kafasıyla kiremitleri kırması olarak görenler vardır. Bunun yanı sıra bazı guruplar Karate'nin esas amacı olan ahlaksal ve ruhsal bakışlara sahip olan serbest dövüşe gereğinden fazla önem verilmesi sonucu doğurur. Gerçek Karate, vücut ve ruhu eğiterek hasma saygı duymayı gerektirir ki, bu da yürekten ve tüm enerjiyle aynı zamanda tevazu ile çalışılarak elde edilir.
Karate'nin dünya üzerindeki popülaritesinden söz açmışken Karate'nin sportif yönünde değinmek gerektiğine inanıyorum; çünkü ülkemizde olduğu gibi dünya üzerinde milyonları aşan sporcu kitlesi mevcut. Spor Karate'sinde tarafların yeteneklerini ölçme amacıyla müsabakalar yapılır. Fakat müsabakalarda kazanmaya çok önem vermek gibi bir eğilim vardır ki böyle yapanlar, temel teknikleri çalışmayı ihmal ederek ilk fırsatta serbest dövüşe başlarlar.
Müsabaka kazanmaya çok önem vermek, kişinin temel teknikleri kullanmasına ve eğitimine yardımcı olmayacağı gibi aynı zamanda onların orijinal formlarını da bozar. Ayrıca bu bozulma, kişinin güçlü ve etkili bir teknik uygulamasını da engeller. Müsabaka kazanma isteği, temel teknikleri öğrenmedeki ciddiyeti yok edeceğinden zararlıdır. Ayrıca müsabakalarda vahşî bir dayanıklılık ve güç gösterisi yapmayı amaçlamak tamamen istenmeyen gelip geçici bir durumdur. Bu olduğu zaman, rakibe karşı nazik olma gereği unutulur ki, bu nezaket Karate'nin her türlü tanımında yer alan en önemli noktadır. Oysa yıllarını vereceği uzun bir eğitim sonucu, müsabakalarda başarılı olacağı muhtemeldir, ama temel teknikleri eksik, bilgisi yarım olarak sporunu yapmaya katlanacaktır.
Başka bir konuda şu, futbola, basketbola gösterilen ilgi alâkanın diğer spor dallarına da gösterilmesidir. Diyorum ya, nice yetenekli genci kimselerin köreltmeye hakkı yok; ama ben Karate'ye döndüm. Bundan pek hoşlanmayanlar da olacak, fakat memnun olanların çoğunluk olduğunu görüyorum.
SEDAT kUTBEK
[ 29 Mart 2010 13:15 ]
Yakup arkadaş spora tersten bakıyor anlaşılan. Dünyayı biraz takip edersen, Karate'nin ne kadar geniş yayılmış olduğunu ve o sporu yapanların seğirciden daha fazla olduğunu görür. Tüm sporların modası geçer ama Karate asla. Ha modası geçenler olur. O tip Karateler hâlâ eski sistem devam ederse kaybolur gider. Yeniliği yakalayanlar daha da çoğalır. herkesin gönlünde Karate adlı spor yatar, ama onu öğrenmek için cesaret edemez. Bu korkuyu yenenler ise yoluna devam eder. Bunun örneğide bir altta yorum yapan öğrencim Oğuz Göknur'dur. Küçük yaşta Bandırma'da benim yanımda Karate'yi öğrendi. Azmetti, ABD'ye gitti. Orada devam etti. Bugün Hawaii Honululu'da siyah kuşak 7. dan'a kadar yükseldi ve öğretmenlik yapıyor. Amerikalılara bu sporu öğretiyor.
Yakup arkadaş; yorum yaparken biraz akıllı ve mantıklı yaparsan gerçeğe ulaşırsın. Bilmediğin konulara da girmemeni tavsiye ederim. Bu konu seni aşar...
SEDAT KUTBEK
[ 25 Mart 2010 13:56 ]
Sevgili Oğuz, ABD gibi denizaşırı bir ülkeden yaptığın bu yorula beni çok duygulandırdın. Senin oradaki başarıların beni daha da çok gururlandırıyor. İyi ki Havai'ye gitmişsin. Buralarda bu sporları yapmak ve yaymak öyle güç ki, 40 yıldır bunun acısını hâlâ çekiyorum. Sen orada yabancılık çekme ve yoluna devam et. Ben her zaman senin yanındayım. Sen daha da yükseleceksin. Bu azmini kesme, sıkı sıkı sarıl ve güçlü ol. Güçlü olmak bizim doğal felsefemiz. Karate, yapıldığı stilleriyle uygulandığı organizasyonlarıyla çok büyük bir imparatorluk; yatmaya ayırdığın zamandan daha fazlasını çalışarak geçir ki, sen de onun krallarıdan biri ol. Ben varken, sizler de var olduğunuz sürece yolumuz açık. Hep çalış.
Oguz
[ 24 Mart 2010 11:25 ]
Karatenin en onemli derslerini Hocam Sedat Kutbek'den ogrendim. Sedat abim bana calismanin ve kendine inanmanin onemini ogretti. Dusunce kalkmayi, ve hic ezilmemeyi ondan ogrendim. Yurt disinda, hayatimin butun zorluklarini ogrendigim bu derslerle yendim. Amerikada olan basarilarimin ve Karate camiasinda uzak dogulularin en iyileriyle bas basa gidebilmemin nedeni hocam Sedat Kutbek'dir. Benim icin, hocam olarak bana verdigi gurur, dogululardan aldigim yedinci dan'lardan dahada degerlidir.
Yorumların tamamını okumak için tıklayın.
Bu Yazarın Önceki Yazıları
|
|
|
SON DAKİKA HABERLERİ
|