Bugün: 11.12.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • RAHMİ KOÇ MÜZESİ´Nİ GÖRDÜNÜZ MÜ?

RAHMİ KOÇ MÜZESİ´Nİ GÖRDÜNÜZ MÜ?


CUNDA´daki Taksiyarhis Kilisesi´ni herkes bilir.
      Virane, yıkıntı, metruk haliyle karşıladığı hep ziyaretçilerini.
      ..ki zaten içine girilmez, dışından fotoğraf çekilirdi.
      Pencere demirlerinden başınızı uzatıp içeriye bakınca, herkesin ağzından o ızdırap dolu cümleler dökülürdü:
      "Böyle bir mirari değeri, böyle bir tarihi eseri nasıl olur da kaderine terkederiz?"
      
      ***
      YILLAR önceydi.. Doksanların ortası falan.
      Bir arkadaşla Cunda´yı dolaşıyoruz.. Eski kiliseye de girdik.
      Paslanmış demir kapıyı açıp korkarak adım attık içeriye.
      Başımıza bir taş parçası düşebilir; kurtların kemirdiği ahşap basamaklar ayağımızın altında dağılabilir.
      Kaza bela yaşamadık ama..
      İçerideki manzarayı görünce şok yaşadık.
      Zemin toprak.. Tarla gibi...
      Kırlangıçlar yuvalanmış, uçuşuyorlar.
      Pencereler demirli, cam yok.
      Duvarlarda bin sekiz yüzlü yıllardan kalma ikonaların kazıntıları.. Duvarlar çatlak, kubbe göçtü göçecek.
      Eşek damından farksız yani.
      
      ***
      İÇERİDE yaşlı bir kadın.. Bir de yabancı turist var.
      Turist, sanırım Yunan.
      Yaşlı, kambur kadın da kilisenin bekçisi.
      Çat pat Rumca konuşuyor.
      Adam soruyor:
      "Bu kilisenin adı ne?"
      Kadın, "Aya Nikola" diyor.
      Kulak kabarttım; ısrarla Aya Nikola diyor.
      Müdahale ettim: "Teyze bu kilisenin adı Taksiyahris; yanlış söyleme..."
      Ses tonunu yükseltip bana çıkışıyor:
      "Sen nereden bileceksin, burası Nikola´dır; Taksiyarhis Ayvalık´ta."
      "Orası da Taksiyarhis, burası da.. Nikola dediğin, yukarıdaki yıkıntıdır benim bildiğim.
      Kadın hışımla döndü sonra: "Sen Ermeni misin?"
      "Yok" dedim, "ben Türküm..."
      
      ***
      O viraneliğin seyrine baktık da yıllar yılı.. Onaralım, yaşatalım, restore edelim, bu vilayetin kültürel değerleri arasına katalım demedik hiç.
      Yok restore edilecek, yok şöyle olacak, yok böyle olacak derken..
      Cunda´nın tepesine Necdet Kent Kütüphanesi´ni diken Rahmi Koç, eski kiliseyi restore ettirdi, müzeye dönüştürdü.
      Bir zamanlar, tarihe saygısı olan az sayıdaki insanın gidip gördüğü o yapı, şimdi hergün yüzlerce ziyaretçiyi ağırlayan bir müzeye dönüştürüldü.
      Denizcilikten tutun da, eczacılığa kadar pek çok değerli eserin sergilendiği karma bir müze şimdi Taksiyarhis.
      Haftasonu ziyaret ettik, içerisini dolaştık, eserleri inceledik.
      Eski saatler, motorsikletler, paytonlar, yükte hafif pahada ağır nice eski eser.
      Minare alemleri bile var.
      Üst katı oyuncak müzesi yapmışlar. Çeşitli ülkelerin geleneksel kıyafetleri taşıyan bebekler.. Çocukluğumuzun teneke oyuncakları.. Eski bisikletler, sallanan atlar, oyuncak tren koleksiyonları.. 
      Mekanın darlığı, objenin bolluğu yüzünden biraz sıkıştepiş olsa da.. Ayvalık muhteşem bir müze kazanmış.
      En çok da, eski kilisenin bodrumunu açıp, üstünü camla kaplamışlar ya.. Altta taş duvanların arasında eski zeytinyağı küplerini sergiliyorlar.. Siz de camın üzerinde sanki boşlukta yürüyormuş hissini yaşıyorsunuz.
      Binanın dış onarımını da orjinaline uygun yapmışlar.. Beğendik.
      
      ***
      ÖZEL müzecilik büyük kentlerde yaygınlaşıyor.
      Balıkesir´de bu işin öncülüğünü yapacak işadamlarımız var.
      Bu iş için gerek devletin, gerekse yerel birimlerin maddi manevi destek vermesi lazım. 
      Özendirmek adına teşvik etmek lazım.
      Örneğin Yırcalı Holding´in mülkiyetindeki eski Muharrem Hasbi Un Fabrikası.. Tescillenen yapının röleveleri çıkarılmış; restorasyonu yapılacak.
      Bildiğim o ki, bu tarihi yapı Balıkesir´e müze olarak kazandırılacak.
      
      ***
      Balıkesir´in kültürel ve tarihsel zenginliklerinin paylaşıldığı müze projelerinin çoğalması dileğiyle.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1477