Bugün: 26.06.2017

MADEN İŞÇİLERİ ANLATIYOR


ZİRAAT Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar´ın bir saptaması var:
      "Soma´da ölen madencilerin çoğu tarımı bırakmak zorunda kalan çiftçiler..."
      Tamam; herkes doktor, mimar, mühendis, öğretmen olmayacak.
      Herkesin tüccar olma şansı yok.
      Birileri de madenci olacak.. Kâh yer altında, kâh yer üstündeki maden ocaklarında çalışacak.
      Ne ki, tarlanda, tapanda, damında yaptığın işi bırakıp madenci olduysan..
      Tütünü, pamuğu, zeytini bırakıp.. Elindeki tek ineği satıp.. Madene işçi yazıldıysan..
      Buna zorlayan koşulları iyi irdelemek lazım.
      Yüzbinlerce tarım emekçisinin yanlış tarım politikaları yüzünden toprağından, yurtluğundan olmasını zorunlu kılan nedenleri ortaya koymuyorsan..
      Suçlusun!
      
      ***
      KİM ister yerin yüzlerce metre altına inip sabahtan akşama, akşamdan sabaha kazma kürek kömür çıkarmayı...
      Soma´daki kömür ocaklarına yazılan işçilerin çoğu da bu işi severek yapıyor değil.
      Çoğu Savaştepeli, Bigadiçli, Dursunbeyli, Kepsutlu, İvrindili.
      Tarım ve hayvancılık bölgeleridir oralar.
      Tarladaki ürün para etmiyorsa artık.. Tüccarın elinde oyuncak oluyorsan.. Beslediğin dana üç kuruş etmiyor, sağdığın süt bedavaya gidiyorsa..
      Dönümü üç kuruştan satarsın tarlayı; alan çıkmaz.
      Sonra, elin madeninde ölümüne işçi olur, yaşadığın güne şükredersin.
      Ocaklardaki işçi ölümleri için verilen araştırma önergelerine bu gerçeği de not düşmek lazım.
      Soma´da yitip giden yüzlerce canın faturasını sadece madeni işletenlere değil, çaresiz kalan vatandaşı maden ocağına düşüren hükümet politikalarına da kesersin.
      
      ***
      MADENLERDE nasıl kötü koşullarda çalıştırıldıklarını anlatıyor işçiler.
      Sadece çalışma ortamının koşulları değil, davranışların kötülüğü de dillerinde.
      Bu ocak faciası olmasa, yüzlerce işçi olmasa, belki de ağızlarını bıçak açmayacaktı şu an.
      Şimdi biraz daha rahat konuşabiliyorlar.
      Örneğin, idarecilerin sert tavırları.. Cezalandırmalar.. Azarlamalar.. Disiplin olayı falan.
      Dursunbeyli madencilerden dinlemiştik vaktiyle, patronların onları insandan saymayan tavırlarını...
      "Köle düzeni" diyorlardı.
      Bir tek ayaklarında kalın zincirler yok!
      Patron ise, "böyle davranmazsan tepene çıkarlar" savunmasıyla karşılık veriyordu..
      "Madende düzen ancak bu tarzla sağlanır"mış...
      
      ***
      HANİ, bin sekiz yüzlü yılların Avrupası´ndaki madenlerden örnek veriyorlar ya, Soma´ya karşılık..
      Ne ki, adamlar hak mücadelesini kazanmış.. İstedikleri haklara misli misli sahip olmuş.. Çalışma saatlerinden tazminatlarına kadar her şeyi hak etmiş.. Ocaklardaki işyeri güvenliği son teknoloji..
      Bizdeki gibi facialar yaşanmıyor yani.
      Soma faciasında gördük ki, bizdeki madencilik geçen yüzyılda kalmış.
      Denetim dediğin kağıt üstünde.
      Sendikal hak diyorsan, işsizsin zaten.
      İşte gördünüz, kaçış odaları falan da yokmuş.. Yapacaklarmış da, yetişmemiş...
      Ekranda gördük işçilerin soyunma odalarını.
      Ocağın tavanında asılı plastik kovalar.. Hepsinde bir zincir.. Çöp kovasından daha beter haldeki bu plastik kovalar, maden işçisinin soyunma dolabı!
      Zinciri çözüyor, kovayı aşağı çekiyor, içine elbiselerini, pabuçlarını koyuyor.
      Paslanmış çelik dolaplar da var tabi.. Onlar kıdemlilerin olsa gerek.
      
      ***
      YA beslenme işine ne demeli?
      Yine ekranda işçiler anlatıyor.. Yiyeceklerini evden kendileri getiriyor.. Sefertaslarında, akşam yemeğinden ne kaldıysa geriye artık.. Yarım domates, iki kara zeytin, ekmeğin yanında katık.
      O da yemek molası falan olursa tabi.. Mola vermeden çalıştırıldıklarını söylüyor işçiler.
      Maskeler de Allah´a emanet... Yıllarca bakımı yapılmamış maskeler bunlar.
      Açarsan, "niye açtın" diye sorgusual ediyormuş amirler.. Para cezası falan.
      
      ***
      HA bir de ´siyaset yasağı´ varmış madende.
      Siyaset yapmak yasak.. Siyasi söylemde bulunmak yasak.. Parti propagandası yasak.
      Ama, ocakta çalışanları işten çıkarmakla korkutup AKP mitinglerine taşımak serbest.
      Ellerine parti bayraklarını tutuşturup saatlerce bas bas bağırtmak serbest.
      Siyaset yasak.. Sendika yasak.. Hakkını aramak yasak.
      
      ***
      FACİADAN dört gün sonra basının karşısına çıkıp sorulara yanıt vermeye çalışan patron ve idare heyetini izlediniz ekranlarda.
      Hiç bir soruya sağlıklı yanıt veremediler.
      Gazeteciler sorulara yanıt alamadılar.
      Acıtan sorular vardı; karşılıksız kaldı.
      Duvara yansıyan ocak krokisi üzerinde güya teknik detaylara falan girip ne kadar bilimsel çalıştıklarını gösterme gayretindeydiler.
      Yüzlerce can gitmiş; gördük işte teknolojiyi, bilimselliği falan.
      
      ***
      BENZERİ maden facialarının yaşandığı Dursunbey´de yayımlanan Hakimiyet gazetesinden bir haber..
      Başlık şöyle:
      "Maden faciasında en fazla kaybı Balıkesir verdi."
      Faciayla ilgili bu haberin altında bir başka haber daha var..
      "Dursunbey Belediyesi yeni cenaze nakil aracı aldı..."
      Hayırlı olsun, ne diyeyim!..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 721