Bugün: 20.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • GEZİ`DE AYRIŞMIŞTIK DARBEDE BİRLEŞTİK

GEZİ`DE AYRIŞMIŞTIK DARBEDE BİRLEŞTİK


GEZİ`de ayrıştık, darbede birleştik!

Acaba öyle mi?

Başlangıçta hem çevre, hem de siyasi otoriteye dikleniş şeklinde başlayıp, sonraları provoke edilen, dışarıdan yapılan müdahalelerle belli bir kesimi siyasi irade, polis ve hâttâ devletle karşı karşıya getiren Gezi sürecini yaşadık yakın geçmişte.

İşin içinde FETÖ vardı elbet.

Salt iktidarın gücünü sarsmak amaçlı değil, uzun vadeli bir iç karışıklıktan çok yönlü nemalanmaktı maksat.

Bu noktada, küçük bir çevre hareketi olarak başlayıp siyasi kapışmaya dönüştürülen Gezi eylemlerinin planlayıcıları arasında FETÖ`nün olmama olasılığı yok.

Gezi katılımcıları en nihayet bu gerçeği gördü. Sol, sosyalist, sosyal demokrat, cumhuriyetçi, Atatürkçü, ulusalcı, çevreci grupların, sokak çatışmaları ve kalıcı bir kaosa sürükleme çabalarının ayırdına vardılar.

Kâh gazeteci olarak, kâh bu halk hareketine başlangıçta sempatiyle bakan birisi olarak Türkiye`deki eylemleri ekrandan, Balıkesir`dekileri yerinde izledik hep. Perde arkasında ne tür oyunların döndüğünü, aslında bu eylemlerin devletin hücrelerine sızan bir örgütün siyasi iradeyle hesaplaşma noktasında olduğunu gördük.

Önüne geçilemeseydi, çok daha kanlı sokak çatışmaları, belki de iç savaş başlangıcına dönüşebilirdi Gezi.

Bittabi Türkiye`deki bu karışıklık, senaryoyu yazıp yöneten küresel çetelere çok yönlü kazanç olarak dönüyordu. Yerli işbirlikçileri için de kazançtı elbet.

Eyleme katılanların iyi niyetine karşılık, devletin polisini halka karşı kontrolsüz güç kullanacak derecede sert bir iklime sahip olduğunu gösterip, hem siyasi iradeyle hem devletin polisiyle kıyasıya mücadele edecek sonu ve sonucu belirsiz bir süreç oluşturmaktı niyet.

 

***

DÜŞÜNSENİZE.. Yine arka planında küresel çeteler, emperyal emeller ve yerli işbirlikçilerinin olduğu bir askeri darbe kalkışmasına direnç gösterip girişimi bastıran da büyük ölçüde devletin polisi...

Gezi`de halkı polisle karşı karşıya getirenler..

Darbe girişiminde halkın polisle yan yana, omuz omuza mücadele etmesini engelleyemedi!

 

***

DİYECEKSİNİZ Kİ; "Gezi eylemlerinde sokakta romantik solcular vardı; onlardan bi bok olmaz..."

Yine diyeceksiniz ki; "Darbe girişiminde bu ülkenin yurtsever, milliyetçi, mukaddesatçı insanları bedenlerini ağır silahlara siper etti..."

Bir şey söyleyeyim mi..

İktidarın, seküler düşünceyi benimsemiş insanları rahatsız eden kimi icraatlarına "ülke elden gidiyor, Ordu göreve" sloganları atıp pankart açanlara hiç bir zaman solcu, ulusalcı, hâttâ gerçek Atatürkçü gözüyle bakmadık.

Onlar bir avuç asker goygoycusu, ihtilal heveslisinden başka bir şey değildi.

İktidarın icraatlarından rahatsız olsalar bile, çözümün askeri müdahalelerde değil, demokratik mücadelede olduğunu bilir gerçek ulusalcılar.

Gerçek solcular için de aynıdır durum.

Nitekim, askeri darbe girişimi karşısında milliyetçi, mukaddesatçı, mütedeyyin, hâttâ kısmen radikal görüşlü yurttaşlarla birlikte onlar da rahatsız oldu, darbenin ülkeyi götüreceği karanlığı gördü, sokağa çıktı, bayrak açtı, darbeye karşı direndi.

Haa, sonrasında demokrasi nöbetlerine gelmediler; bu nöbetlerin siyasi iktidarın gövde gösterisine dönüştüğünü düşündüler.

Şu gerçeği de görmek gerek:

İktidarda kim olursa olsun; yirminci yüzyılın darbe iklimini iyi analiz eden bir yurtsever, olası her darbenin herkesin canını acıtacağını görür. Böyle ortamlarda at izi it izine karışır, kurunun yanında yaş da yanar.

Pek bilinen bir sözdür: Devrim önce kendi evlatlarını yer!

Darbeler de böyledir.

Her darbe kendi insanını tüketir.

Düşüncesine, görüşüne, yaşam anlayışına, aidiyetine falan bakmaz.

 

***

DARBE girişimiyle ilgili gelişmeleri ciddi anlamda takip eden insanların, on gündür ülkenin içinde bulunduğu olağanüstü koşulları görmezden gelip, hâlâ olanı biteni bir senaryo, bir tiyatro gibi görmeleri mümkün mü artık?

Böyle görenler de yok değil. Sosyal medyadaki paylaşımları izliyoruz.

Yaşananların farkında değiller.

İktidarı suçluyorlar.. Ülkeyi bu duruma getirenin mevcut iktidar olduğunu söyleyip işin içinden sıyrılıyorlar.

Siyasi iktidar yanlış politikalarla böyle bir ortama zemin hazırlamış olabilir.

Peki, yaşadığımız olağanüstü günleri geride bırakıp güneşli, aydınlık günlere erişmenin yolu darbe mi?

Hangi darbeden sonra düze çıktık, güneşi gördük, söylesenize...

 

***

ÜLKEYİ sarıp sarmalamış bir FETÖ gerçeği var.

Yetmişlerden bu tarafa hangi siyasi parti iktidara geldiyse, hâttâ muhalefet de dahil; FETÖ/PDY`nin önünü açtı hep.. Ona övgüler düzen sosyal demokrat liderler bile gördük.

Devletin bir mekanizması geri püskürtmek için direnç gösterdiyse, bir diğer mekanizmayı kullanarak içeri sızdılar hep.

Polisin içindekileri ayıklarken devlet, bir baktık Ordu`yu kuşatmışlar.

Bu halkın en önemli değerleri arasında yer alan asker, halka karşı darbe yapacak noktaya geliyor.

Hiç bir darbe ortamında halkın üzerine mermiler, bombalar yağmamışken.. Kamu binaları bombalarla delik deşik edilmemişken.. İnsanlar tankların altında ezilmemişken.. Bu kalkışmada hepsini gördük.

O tankların dişlileri, o bombalar, o mermiler solcu, sağcı, milliyetçi, mukaddesatçı, radikal islamcı, alevi, sünni, kürt, türk ayırmıyor.

Bu yüzden zaten FETÖ`nün ve FETÖ`cü askerlerin dış destekli darbe girişimine karşı olduk ulusça.

 

***

GEZİ`DE ayrışmıştık.

Darbede birleştik!

 

***

BUNDAN sonrası, bu birlikteliği sağlamlaştırmak.

Provokasyon çok.. Kutuplaşma yaratmak için fırsat kollayan çok.

Birbirimize yaslanmak, birbirimizden destek almak zorundayız.

O bizden, şu onlardan türü ayrışmaların sonu iç savaş.

Omuz omuza olursak güneşli aydınlık günleri göreceğiz.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 486