Bugün: 24.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • GAZETECİLERİ OTURTACAK SANDALYE BULAMADILAR

GAZETECİLERİ OTURTACAK SANDALYE BULAMADILAR

Basın için ayrı bir bölüm yapılmamış. Muhabiri, yöneticisi, yazarı, tüm medyacılar ayakta.

AKP İl Kadın Kolları Başkanı Mutlu Aydemir dedi ki:
      "Aday tanıtım şölenimiz muhteşem.. 7 bin civarında katılım oldu..."
      Tek tek saymış mı, bilemem.
      Ama bir gece önce Balkonuk salonuna 5 bin sandalye dizmişler.
      Salon dolu.. 
      Dışarıda da kalabalık var.
      Uçan kuşun kanadı kırılmaz; 7 bin diyorsa, 7 bin´dir.
      ..ve fakat herkesi oturtacak sandalye bulan iktidar, gazeteci milletini oturtacak sandalyeyi unutmuş!
      Basın için ayrı bir bölüm yapılmamış.
      Muhabiri, yöneticisi, yazarı, tüm medyacılar ayakta.
      Salondakiler bağırıyor, "alooo, çömelin yere, kürsüyü göremiyooooz..."
      Gasteciler hooop çömeliyor.
      Bakan kürsüye çıkınca, ister istemez resim çekecek muhabirler..
      Yine ayağa kalkıyorlar, yine bağırış çağırış.
      O sıra, bakanın korumaları devreye giriyor..
      Sert ifadelerle gazetecileri pistin gerisine iktirmeye çalışıyorlar.
      İtiş kakış falan...
      Hayır, o gazeteci milleti ne yapacaksa artık Bakan Bey´e...
      İçlerinden biri korumaya çıkışıyor:
      "Birader rahat ol ya, burda bi numara olmaz, bak işine..."
      Koruma da işini yapacak bittabi.. O´nun işi, gazetecilerin önüne set çekmek!
      Devletten bunun için maaş alıyorlar...
      Şölen, Edip Uğur´un şöleni.. Şov, Edip Uğur´un şovu.. Meydan, Edip Uğur´un meydanı.
      Her şey düşünülmüş.. Salona serpiştirilen alkışçıların nerede alkış tutup nerede slogan atacağı bile hesap edilmiş, dakika dakika.
      Organizasyon tam tekmil.
      Ama gazetecileri hesaba katmamışlar.
      Oysa, o manzarayı izleyip yazacak, vatandaşa duyuracak tek unsur gazeteci.
      Havada dönüp duran dandik televizyon kamerası kadar değeri yok gazetecinin.
      Anonsçu şöyle bağırıyor: 
      "Lütfen arkadaşlar, canlı yayın kamerasının görüş alanını kapatmayın.. Hareketli kameranın çalışmasını engellemeyin..."
      Gazetecinin görüş alanını kapatmak serbest!
      
      
      **************** 
      
      
      Nasıl oluyor da oluyor?
      
      HÜKÜMET ve cemaat arasındaki savaşın AKP´ye yansıması ne olur?
      Yeni Şafak yazarı Abdülkadir Selvi´ye göre, AKP´nin kaybı 1.7 civarında olur.
      Yapılan bir anketten bu sonuç çıkmış. (www.gercekgundem.com / 20.01.2014)
      Fethullah Gülen "AKP´ye oy vermeyin" derse, iktidarın oy kaybı 1.7 gibi küçük bir oran olurmuş.
      1.7 civarındaysa kaybedilecek oy, bu panik niye?
      Minik bir kaybı göze alabilir her iktidar.
      Kayıp bu düzeydeyse, bu karmaşa, bu kaos, bu çarpışma niye?
      1.7´nin her yanı ´paralel´ olsa n´olur?
      Gülen´in genel seçmen üzerindeki etkisi yüzde 2-3 civarındaymış, AKP seçmeni üzerinde ise 1.7.
      Bu oranlarla ne iktidara gelinir, ne iktidardan inilir.
      Kendi gücünle bulduysan yüzde 50´leri..
      Yüzde 48´e inersin en fazla; yuvarlak hesap zaten biz ona yüzde 50 deriz.
      
      ***
      ŞİMDİ sorulara geçelim...
      Cemaat denilen yapının AKP üzerindeki etkisi 1.7´den ibaretse, ´paralel güç - paralel devlet´ nasıl oluyor?
      Bu denli düşük bir oranla etkisiz olduğu gerçeği göz önünde duran cemaat, nasıl oluyor da AKP iktidarı içinde büyük bir güç olabiliyor?
      Yüzde 50´lik güç, yüzde 1.7´lik güçten neden ürküyor?
      Şuncacık gücüyle cemaat, nasıl oluyor da AKP´yi bölebilecek konumda oluyor?
      
      ***
      ASIL can alıcı soru geliyor..
      1.7´lik gücün bedduası mı tutar, yüzde 50´lik olanın mı?
     

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 890