SON DAKİKA

BALTOK BAN BAN'A SPONSOR OLDU         

Bugün: 16.10.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • EDİP UĞUR’U YİNE ÜZDÜLER

EDİP UĞUR’U YİNE ÜZDÜLER


İlk kez gittik; yerini zor bulduk.

Avlu’nun büyük salonundan yukarı çıkıyorsunuz.

Kapıdaki güvenlik “nereye” diye sormadan, “Edip Bey’in ofisini arıyoruz” dedik.

Tarif etti.

Hani, giriş çıkış yapanları kamerayla kaydediyorlar, isim alıyorlar falan diyorlardı..

Bize kimse isim cisim sormadı.

Tabi aktif kamera varsa giriş çıkışta, kaydetmiştir; sorun yok.

 

***

OFİSİN manzarası müthiş.. Balıkesir’i izlemeye doyamazsınız, o derece.

Çamlık tepesi falan muhteşem görünüyor.

Gerçi tepeyi indirdiler, yeşillikleri söktüler, beton kasveti kapladı inşaat sahasını.. Bitince göreceğiz artık neyin ne olduğunu.

Ofisin bekleme salonu bile, gazetedeki odamın en az dört katı büyüklükte.

Buradan patronun odasına geçiyorsunuz..

Herhalde içine apartman sığar, o kadar büyük.

Takıldım Edip Bey’e:

“Burası, Büyükşehir’deki makam odasından kat kat daha güzel.”

Gülüştük.

Paraya kıymış patron.. Masalar, koltuklar, sehpalar, duvarları süsleyen tablolar, kitaplıklar, toplantı bölümü falan.

Duvar kağıtlarıyla halının rengi uyumlu.. Yağcıbedirler de cuk oturmuş.

Bir de soba koymuş cam kenarına.

Dekor gibi duruyor ama, hayli pahalı olduğunu düşündüğüm döküm bir soba bu.. Kışın yakıyormuş.

Hem dekor vazifesi görüyor, hem ısıtıyormuş.

 

***

OFİSTE ramazan sessizliği hakim.

Hani alışmışız ya, Edip Uğur’u hep kalabalık ve gürültülü ortamlarda görmeye.

Avlu’daki ofis sessiz, sakin.

O sessizliği, çalan telefonlar bozuyor.

Sohbetimiz sık sık telefonlar yüzünden kesiliyor.

 

***

GÖZLÜKLERİ değiştirmişti, Büyükşehir’deki son günlerinde.

Metal çerçeveden siyah kemik çerçeveye geçiş yapmış, imajını hayli değiştirmişti.

Onları da atmış, kızıl kahve, yuvarlak kemik çerçeveyle entel bir görünüm kazanmış.

 

***

EDİP Bey’i sevmeyenler, bu yazıyı okurken, “kimbilir ne dedikodu yapmışlardır” diye düşünecek…

Yapmadık.

Yarım saatlik ziyaretin on beş dakikası, döküm sobanın hünerlerini konuşmakla geçti zira.

Dedikoduya zaman kalmadı!

 

***

O SIRA bir telefon geldi.

Edip Uğur’un başkanlığını yaptığı Müsbet Manevi İlimler Vakfı’nın aşevi var biliyorsunuz.

Yıllarca Abdulgafur Efendi Caddesi’ndeki binanın bodrumunda yoksullar için yemek dağıttı  bu aşevi.

Edip Bey’in Büyükşehir Başkanlığı döneminde Defterdarlık binasının karşısındaki arsaya taşındı aşevi.

Yemekler burada imal ediliyor artık.. Ve şehrin muhtelif yerlerinde dağıtılıyor.

Sadece ramazan aylarına özel değil, yılın üç yüz altmış beş günü.

Yüzlerce yoksul vatandaş, kimseler görmeden, bilmeden, yıllar yılı buradan nasipleniyor.

Bu işin reklamı yapılmıyor, havası atılmıyor.

Gariban vatandaşa üç kap yemek verirken fotoğraflar falan da çekilmiyor.

Yani, bir elin verdiğini, ötekisi görmüyor bir nevi.

Neyse..

Aşevi’nde üretilen yemeklerin bir bölümü,  Kuva-yı Milliye Meydanı’nın dip kısmındaki Beyaz Masa’nın oradan yapılıyor.

Buradaki aşevi noktasından, daha çok Dinkçiler, Sütlüce tarafındaki yoksullar gelip günlük yemeklerini alıyorlar.

Pazar günü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mitingi nedeniyle aşevi görevlilerinden ricacı olmuşlar; “bugün burada dağıtım yapmayın, miting var” diye.

Onlar da  “tamam” demiş, dağıtımı başka yoldan yapmışlar.

Ertesi gün ise kovmuşlar arkadaşları:

“Bundan sonra burada yemek dağıtımı yapmayacaksınız…”

İşte gelen telefonda, karşıdaki ses bu durumu anlatmaya çalışıyordu.

 

***

EDİP Bey, biraz orucun etkisi, biraz da sakinliğe alışmış haliyle, beklediğimiz tepkiyi vermedi.

Normal zamanda olsa, atarlı giderli halleri, el kol hareketleri, biraz da şekerin etkisiyle sunturlu bir küfür savurur yani; bilmediğimiz şey değil.

Sakin sakin dinledi karşı tarafı..

Sonra sakin sakin bize anlattı durumu.

 

***

ÜZÜLDÜK tabi.

Büyükşehir’i yönetenlerin, olaya kişisel değil kurumsal yaklaşması gerekir.

Başka bir vakıf ya da dernek olsa, aynı tavır söz konusu olur mu?

Olmaz.

İşin içinde Edip Uğur var..

O zaman Büyükşehir bu tavırda geç bile kalmış!..

 

***

YARIM saatlik sohbetin ardından müsaade isteyip ayrıldık.

Edip Uğur’u bu mevzudan dolayı üzgün bıraktık geride.

Sabah saatlerinde duyduk ki..

Sahur vakti fenalaşmış evinde, hastaneye kaldırılmış.

Son bilgi, Edip Bey’in yoğun bakımda tutulduğu şeklindeydi.

Ama bilinci açıkmış.

Vücudu tuzsuz kalmış.. Şekeri de var tabi.

Allah şifa versin, geçmiş olsun.

 

***

 

 

HASTA HAKKI DİYE

BİR ŞEY VAR

 

EDİP UĞUR Şehir Hastanesi’nin yoğun bakımında tedavi görüyor.

Gece rahatsızlanıp hastaneye kaldırıldığı bilgisi tüm haber sitelerinde yayınlanıyor.

Onlardan bir tanesi, yoğun bakım ünitesinde yatan Edip Uğur’un makinalara bağlı halinin fotoğrafını yayınlıyor.

Ayrıca, teşhiş için yapılan MR çekimlerinin sonuçlarını da veriyor.

Gazetecilik anlamında bakarsak, haber atlatmadır denilebilir.

Fakat hasta hakları açısından bakarsak..

O fotoğrafı ve raporları sızdıranları ne yapmak lazım?

Yoğum bakıma, sorumlu doktor ve hemşirelerden başka kim girebiliyor?

Hiç kimse.

Hasta yakınları bile alınmaz.

Bunu yapan, hasta haklarını ve özel hayatın gizliliğini ihlalden cezalandırılmalı.

Hastane yönetimi güya soruşturma başlatmış.

Bakalım ne sonuç çıkacak?

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 328