Bugün: 23.08.2017

CEMAAT OYLARI KİME GİTTİ?


REKTÖRLÜK seçimleri kamuoyunu pek ilgilendirmiyor; bunun farkındayım.
      Kamu yöneticileri, medya ve kenarından köşesinden mevzuyla ilgisi olanlar dışında.. Sokaktaki adam için rektörün kim olduğunun önemi yok.
      
      ***
      OYSA, bizim üniversite irice bir ilçe görünümünde.
      Kırk bin öğrenci nüfusu, hocası, okutmanı, araştırmacısı, amiri, memuruyla nereden baksak kırk beş - elli bin nüfus!
      Bu nüfusun üçte ikisi kent merkezinde yaşıyor.
      Kent nüfusu içinde azımsanmayacak sayıda bir kitlenin ilgi odağı olmalı, rektörlük seçimleri.
      Ne ki, öyle olmuyor.
      Bunun ana nedeni, Üniversite´nin kentle bütünleşememesi.
      Sosyal, ekonomik, kültürel anlamda bir varlık gösteremeyen Üniversite´ye, sıradan bir lise muamelesi yapması da normal tabi vatandaşın.
      
      ***
      KENT, kendi adını taşıyan Üniversite´yi boşlayınca..
      Başka egemen güçler ağlarını atıyor anında.
      Bizim Üniversite´nin kentle, kentin sosyolojik yapısıyla değil, cemaatlerle, tarikatlarla anılması artık hepimize normal bir durummuş gibi geliyor.
      
      ***
      BİZ gazeteciler, kimin cemaatçi, kimin hangi tarikatla bağlantılı, kimin aşırı uçta, kimin ılıman olduğuna dair pek çok dedikoduya kulak kabartırız.
      Muhafazakar yapıdaki hocalar, "Üniversite solcuların yuvalandığı yere dönüştü" diye söylenirlerdi eskiden.
      Şimdi solcular, "Üniversite cemaatin üssüne dönüştü" diye söyleniyor!
      Hoş; solcu da kalmadı ya...
      Bir bilim kurumunun, ´paralel yapı´ olarak tanımlanan dallı budaklı bir siyasi örgütlenmenin üssüne dönüşmesi, aslında sadece Üniversite´ye değil adını taşıdığı kente de büyük zarar veriyor.
      
      ***
      REKTÖRLÜK seçimlerinin cemaat yapısının gölgesinde gerçekleştiğini söylememiz boşa değil o yüzden.
      Bir rektör adayı, Üniversite içindeki çalışkanlığı, sempatisi, üretkenliği, kendi alanındaki bilimsel karıyeri, yaklaşımları, vizyonuyla değil, cemaatten gelecek muhtemel oy sayısıyla anılıyor!
      Adam yıllardır kendi Üniversitesi´nde değil meselâ..
      Gitmiş, Türki cumhuriyetlerden birinde çalışmış kaç yıl.
      Kadrosu burada, kendisi orada.
      Seçimlere günler kala gelmiş, aday olmuş; hiç çalışmadan bir hayli yüksek oy almış.
      "Seveni çokmuş" diyebilirsiniz.
      Oysa ismini duyup kendisini görmeyen o kadar çok hoca var ki.
      Bir strateji, bir operasyon.. İşlem tamam!
      Oyların nereden geldiği belli...
      
      ***
      HARİÇTEN gazel okuyan bir rektör adayımız daha vardı.. O da eski cemaatçi.
      Paralel yapıyla sürdürülen siyasi savaşta, Hükümet´in yanında saf tuttu.
      Zaten sandığın dibini görecek, muhtemelen son sıraya yerleşecekti; ama..
      Dibin de dibi olsun diye, "şu adaya şu kadar, bu adaya bu kadar" şeklindeki oy stratejisiyle cemaat oylarını oraya buraya paylaştırıp, hadis profesörümüzü madara ettiler.
      "Aday olayım, ismim duyulsun" vizyonundakiler de bu sayede hiç ummadıkları sayıda oy alıp, Üniversite içinde ne kadar çok sevenleri olduğunu falan düşünmeye başladılar!..
      
      ***
      BU arada mevcut rektörümüzün cemaate kucak açan atraksiyonları da dilden dile konuşuluyor hep.
      Meselâ; Hükümet pararel yapıyla mücadele ederken, bizim Üniversite´de cemaatle bağlantılı olduğu iddia edilen hiç kimse görevden alınmamış.
      Tamam; üniversiteler özerk yapılardır, siyasetten, şundan bundan bağımsızdır..
      Ama o işin hikayesi.. Üniversitelerin evrensel bazda öyle, ulusal bazda öyle olmadığını herkes biliyor.
      Hele yerele inersek biraz; bilim yuvalarının cemaat - tarikat - siyaset üçgeniyle nasıl girift bir ilişki içinde olduğunu daha net görürüz.
      Madem özerksiniz.. Madem bağımsızsınız.. Madem cemaatten, tarikattan, siyasetten münezzehsiniz.. Madem sadece bilime odaklısınız..
      Ne diye ikide bir siyasetçilerin kapısında el pençe divandasınız?
      Ha işte, tam bu noktada istikbal kaygısıyla görevden el çektirilmeyenlerle, açılan kadrolar için tercih edilen arkadaşların toplam oylarıyla tüm adayları üçe beşe katlayacağını düşünen rektörümüz, sandıktan çıkan sonuç karşısında donakalmış!
      Herhalde ihanete uğradığını düşünüyordur.
      
      ***
      ŞİMDİ garip bir strateji daha kurguluyorlar.
      Önce YÖK´e, sonra Cumhurbaşkanı´na gidecek liste çok önemli.
      Malum; Cumhurbaşkanı´na sunulacak üç adaydan biri tercih edilirken, aldıkları oydan ziyade, haklarındaki istihbarat bilgileri önemseniyor.
      Kimin ne olduğu belli de.. Yine de kafa karışıklığı yaratarak farklı bir sonuç çıkarmanın peşinde olabilirler.
      Meselâ, cemaat desteğiyle onca oyu aldıkları ortadayken.. 
      "Cemaat oyları şu adaya gitti" türü dedikodular üretip akıllarınca zihinleri bulandırıyorlar.
      Kendilerini paralel durumlardan sıyırıp, seçimin tek kadın adayının cemaat oylarının sahibi olduğu yalanını uyduruyorlar.
      Nasıl bir taktikse bu artık; milletin bu yalanı yiyeceğini falan zannediyorlar!
      Rektörlük seçimlerinde cemaat baskısına, dolaylı sindirme hareketlerine karşın tek başına seçime girip sandıktan ikinci sırada çıkmayı başaran kadın aday, aslında seçimin galibidir.
      Birileri kapalı kapılar ardında içerideki cemaat oylarını paylaştırırken..
      Kadın rektör adayı hiç lafı dolandırmadan, tezgah kurmadan, pazarlıklara girmeden, açık ve net şekilde çalışıyordu.
      İş ve siyaset dünyasından kimi şahsiyetlerin desteğini arkasına alanların aksine..
      Kadın aday kendi şahsi çabalarıyla kamuoyuna dönük mesajlar veriyor, hedeflerini anlatıyordu.
      Ardında ne siyasi destek, ne cemaat gölgesi.
      Aydınlık, çağdaş, inançlı, etik duruşuyla.. Otuz yıldır görev yaptığı üniversitede değer verilen bir bilim kadınıdır; tanırız.
      En açık ifadeyle, cemaat gölgesinde yapılan seçimlerden, üstüne en küçük bir toz zerresi bile kondurmadan zaferle çıkmasını bilmiştir.
      
      ***
      TERCİH edilir ve atanırsa.. Üniversiteye değer katacağı kesin.. Yeni bir vizyonla, üniversiteyi adını taşıdığı kentle bütünleştireceğine de kefiliz.
      Tercih edilmezse..
      Yazık olur üniversiteye!

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 908