Bugün: 21.08.2017

BÜYÜKŞEHİR`E ALIŞMAK...


BÜYÜKŞEHİR Belediye Başkanı Edip Uğur basın toplantısı düzenledi dün.

Projeler, yatırımlar, hedefler, hayaller ekseninde iki saate yakın anlattı.

Söylediklerine o kadar aşinayız ki, biz alsak mikrofonu aynı şeyleri peş peşe anlatırız; o derece ezberledik.

O yüzden, basın toplantısında anlattığı projeler, yatırımlar, hedeflerden çok, isim vermeden Yırcalı`ya, isim vererek Vali`ye çaktığı cümleleri okuyacağız bugün - yarın gazete manşetlerinde.

Şimdi Çamlık projesini manşetten verip şöyle şöyle olacak diye yazsan.. Onu zaten vatandaş biliyor.. Okumaz.. Başlığa bakar geçer.

"Kefenin cebi yok" deyimiyle Yırcalı`ya gönderme yaptığını yazarsan..

Okunma rekorları kırar!

Vali ile aralarındaki yüksek gerilimi hatırlatan suallere bir çuval dolusu cümleyle yanıt verirsen.

Tıklanma rekorları kırar!

..ve göreceksiniz, bugünkü manşetlerde bunlar olacak..

Projeler, yatırımlar geriye düşecek.

***

EDİP UĞUR şöyle diyor:

"Ben Balıkesir`e büyük ölçekten, bardağın dolu tarafından bakıyorum.. Küçük olaylarla meşgul olmuyorum.. Global olanı görüyorum."

"Biz büyük risk üstlenip büyük hedefler koyuyoruz; bazıları küçük hesaplar yapıyor" diyor.

Başkan Uğur Balıkesir`e global bakıyor; ama eski jargondan da bir türlü kurtulamıyor.

Karşı taraftan gelen yavaşlatıcı, sorun çıkarıcı, yıldırıcı atraksiyonlara kişisel yaklaşıyor.. Böyle yaklaşınca, kavga da kişiselleşiyor.

***

BUGÜN Balıkesir`de büyükşehir jargonunu henüz çözememiş bir yapı var. Medya dahil, pek çok kesim Büyükşehir`in havasına uyum sağlayabilmiş değil.

Uzun soluklu bir süreç bu; zamanla Büyükşehirli olacağız.

***

BEN dahil, pek çoğumuz iki yılda gelinen noktayı çok özümseyebilmiş değiliz.

Peşpeşe gelen projeler, koca vilayetin bütününe yayılan yatırımlar, milyar dolarların konuşulduğu ortamlar falan.. Küçük bütçelerle, küçük hizmetlere gark olmuş eski modelin mütevazılığına öyle alışmışız ki.. Meselâ "Bandırma`ya Rotterdam gibi bir liman yapacağız" deyince Başkan; önce müstehzi bir tebessüm kaplıyor yüzleri...

Ekranlara yeni düşen yağ reklamındaki gibi, o klasik sokak ağzı replikleri pelesenk oluyor dillere:

"Hadi yaa... Yapma yaa... Olmaz yaa..."

E oluyor ama.

Hem öylesine hızlı işliyor ki süreç, bir bakmışsın temeller atılmış, proje uygulanmaya başlanmış.

Daha dün Çay Deresi projesi ütopik geliyordu hepimize.

Herkesin ağzında aynı soru: "Suyu nasıl akıtacakmış?"

"Olmaz" diyenler, "yapamaz" diyenler, "hayal" diyenler.. Gördüler ki, bir hayal gerçek oluyor yavaş yavaş.

İlk etabı yaz aylarında açmayı bile düşünüyorlar yani; o derece.

Bandırma`ya modern bir uluslararası liman konusu da böyle.

Önce zihne düştü ilk cemre.. Sonra dile.. Ete kemiğe büründü şimdi.

***

ŞU liman konusunu biraz irdeleyelim.

İki hafta oldu olmadı, Hollanda`ya gitti Büyükşehir heyeti. Rotterdam Limanı`nı inceledi, yetkililerden bilgiler alındı, hâttâ bir iyi niyet protokolü bile imzalandı.

Konu şimdi hem Türk, hem Hollanda hükümetlerinin gündeminde.

Bandırma kamuoyu bu derece çabuk ilerleyecek bir süreç beklemiyordu elbet.

En başta Bandırma Belediye Başkanı Dursun Mirza.

"Gideriz, dolaşırız, inceleriz, döneriz; sonra uzun süre gündem dışı kalır" diye düşünüyordu muhtemelen.

Önüne iyi niyet protokolü konunca haliyle şaşırdı.. İmzayı attı ama, Bandırmalı`ya bunu nasıl anlatacaktı?

Sonuçta Büyükşehir Belediye Başkanı ile aynı partinin seçilmişi değildi.. En başta Bandırma`daki CHP`lilerin "sen ne yaptın" çıkışmalarına karşılık savunma hazırlamak zorunda hissediyordu kendisini.

Muhtemelen pek çok CHP`li "Bandırma`nın sonunu hazırlayacak bir proje" diye bakıyor olabilir bu liman konusuna.

Çünkü 1/100.000`lik çevre planları ekseninde Bandırma`nın metal ve kimya sanayinin yeni üssü yapma hesapları da aynı şekilde karşılık buldu ilçe kamuoyunda.

Onlara göre Büyükşehir Bandırma`yı bir bilinmeze sürüklüyordu!

***

BAŞKAN Mirza, ilçe kamuoyunun tepkisini bertaraf etmeliydi.

Ne yaptı?

"Rotterdam projesinden haberim yoktu" dedi.

"O protokolün içi boş, yaptırım gücü olan bir protokol değil" türü sözler sarfetti.

Oysa Başkan Uğur`la birlikte Rotterdam`a giderken, Bandırma için düşünülen büyük projenin farkındaydı.

Sonra bir de BASKİ`nin ilçedeki kazı çalışmalarına dikkat çekip tepkileri oraya yöneltti; Rotterdam işini unutturmaya çalıştı.

***

SON Durum nedir?

Bandırma için hedeflenen uluslararası liman konusunda çok hızlı adımlar atılıyor. Başkan Uğur, Başbakan Davutoğlu`yla gittiği ikinci Hollanda ziyaretinde projeyi her iki ülkenin gündemine sokmayı başardı.

Gerisi zaten çorap söküğü gibi gelecek.

***

İKİ yıllık süreçte Büyükşehir`in Balıkesir`in bütününe yayılan yatırımlarını takip etmek oldukça güç. Peş peşe sıralasak sayfalar yetmez.

Bandırma`dan Ayvalık`a, Körfez`den Sındırgı`ya kadar her yerde Büyükşehir`in izi var bugün.

Bu büyük bir vizyon.

Kabul etmek gerekiyor.

Alıştığımız Balıkesir`in ötesine geçiyoruz.

Dört - beş milyonluk nüfusa göre uzun vadeli planlamaların yapıldığı bir Balıkesir.

Plansızlıklar içinde, rutinle oyalanan yerel yönetim modeli sona erdi.

Artık projeler konuşuyor.. Büyük bütçeler, büyük yatırımlar konuşuyor.

Vilayetin tüm potansiyelinin ulusal ve uluslararası arenanın gözüne sokulduğu bir ortamdayız artık.

Markalardan söz ediyoruz.. Markalaşmaktan bahsediyoruz.

Uluslararası organizasyonlarda daha geniş, daha kapsamlı standlarda kendimizi tanıtıyoruz.

Balıkesir`in yarınları için önemli adımlar bunlar.

 

***

UZUN vadede, Bursa ile İzmir arasına sıkışıp kalmış bir vilayet hüviyetinden kurtulma yolunda atılan önemli adımlar bunlar.

Yeni formata henüz adapte olamayanlar, dedikodu imalatı yapılan arastalardan beslenmeye devam ediyor tabi.

***

MADEM `dedikodu` dedik; Büyükşehir vizyonunu irdelerken, o vizyonla pek örtüşmeyen dünkü toplantının konseptine dair `açık dedikodu` yapalım gitsin.

İzmirli gazetecileri, yazarları falan biraraya toplayıp afili bir ortamda Balıkesir`i anlatan Başkan Uğur.. Balıkesirli gazetecileri Çocuk Köyü`ndeki Fırıntaş Kafe`de ağırladı dün.

İzmir`den yansıyan karelerle, Balıkesir`deki toplantıda çekilen kareler arasında dünya fark var.

Kafenin camlı bölümüne yan yana dizilen sandalyelerde daraşmalık halde oturup not tutacak alandan yoksun şekilde izlemek zorunda kaldı gazeteci arkadaşlar.

Böylesi belki daha samimi olur diye düşünmüşlerdir.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 427