Bugün: 24.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • Benden selam söyle Anadolu´ya

Benden selam söyle Anadolu´ya


ŞÖYLEDİR final cümleleri:
      "Şevket! Tanımadın mı yoksa beni? Ben senin dostun.. Ben senin arkadaşın! Yıllarca birlikte
        gülüp beraber ağladık. Ah Şevket ah.. Vahşi birer hayvan kesildik. Karşılıklı hançerledik,
       paramparça ettik yüreğimizi durup dururken.
      ..ve sen.. Kör Mehmet´in damadı.. Hele sen! Niye öyle tiksinerek bakıyorsun yüzüme?
       Öldürdüm evet seni, ne olmuş.. Ve işte ağlıyorum. Sen de öldürdün.. Kardeşler, dostlar,
      hemşeriler.. Koskoca bir kuşak, durup dururken katletti kendi kendini...
      Bütün bu çekilen acı, bu kötü rüyo olsaydı ah!.. Ve yan yana, omuz omuza verip yürüseydik
      tarlalara doğru yeniden. Saka kuşlarının türküsüyle şenlenen ormanlara doğru
      yürüyebilseydik.
     Ve her birimizin sevdiceği kendi kolunda, çiçeklere bürünmüş kiraz bahçelerinden
      gülümseyerek çıkıp, yan yana eğlenmek üzere şenlik meydanlarının yolunu tutabilseydik!
      Anayurduma selam söyle benden Kör Mehmet´in damadı! Benden selam söyle Anadolu´ya..
      Toprağını kanla suladık diye garezlenmesin... Ve kardeşi kardeşe kırdıran cellatların Allah
      bin belasını versin."
    
      ***
      BU satırlar, Yunan yazar Dido Sotiriyu´nun ´Benden Selam Söyle Anadolu´ya´ adlı kitabından.
      Final cümleleri demiştik en başta.
      Yıllar önce okuyup kitaplığımın güzel bir köşesine koyduğum, herkese önerdiğim bir kitap.
      CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün´ün de yıllar sonra raftan indirip yeniden okuduğu bir
      kitap.
      İlk okuduğundaki algı neydi bilmiyorum; ama ikinci okuyuşundaki algı, şimdiki misyonuna
      hizmet etmesi gerektiğini emrediyor sanırım.
      Her fırsatta ortamı geren, karıştıran, tartışmalara neden olan açıklamalarıyla gündeme
      geliyor.
      Herhalde bu durumdan keyif alıyor olmalı ki, şimdi de Dido Sotiriyu´nun başyapıtını diline
      doluyor.
      Twitter´de paylaştığı cümle şu:
      "Geçen yüzyılın bu yıllarında Ege´de Rumlara yapılan etnik temizliği anlatıyor."
      Okuduğu satırlardan çıkardığı sonuç bu mu?
    
      ***
      KİTABIN ana karakteri Manoli´nin penceresinden, önce Türklerle Rumların Ege´nin
      şehirlerinde, kasabalarında, köylerinde nasıl birarada yaşadıkları anlatılır.
      Sonra, Birinci Dünya Savaşı´nda amele taburlarında askerlik yapar romanın baş kahramanı.
      Mütareke, milli mücadele, savaş derken..
      Manoli, gittiği Yunanistan´dan palikarya olarak döner Anadolu´ya; Yunan üniforması giymiştir.
      Doğup büyüdüğü topraklarda, birarada yaşadığı insanlara kurşun atmaktadır bu kere.
      ..ve Yunan bozguna uğrayıp terkederken Anadolu´yu..
      Manoli de kaçmak zorundadır artık.
      Kaçarken.. Doğup büyüdüğü Anadolu´yu terketmek zorunda kaldığında..
      Finaldeki o cümleleri sıralar peşpeşe.
      "Kardeşi kardeşe kırdıran cellatların Allah bin belasını versin" cümlesinde gizlidir barış
      güvercinlerinin kanat sesleri.
      Böyle anlamayalım; "Rumlara işte böyle zulmettik, böyle etnik temizlik yaptık" diye bakalım,
     öyle mi?
    
      ***
      KURTULUŞ savaşı da, Anadolu´daki Rumların temizlenmesi içindir zaten!..
      Bu mu yani?
      Hâttâ kurtuluş savaşı diye bir şey yok, etnik temizlik var diyelim..
      Bunu mu istiyorsunuz?
      Birarada yaşamaya alışmış iki topluluğun, Türklerle Rumların alıp veremediği yok.
      Anadolu´yu işgal eden emperyalistlerin oyununa gelip başkaldırana kadar...
      Patrikhanenin hain emellerine alet olana kadar...
      Yunan megalo ideasının bir parçası olduklarını düşünene kadar...
      Çeteler kurup, Türk köylerini basana, yağmalayana, insanları katledene kadar...
      Bir nevi PKK´dır; terördür yani.
      Sonrası malum..
      Türkiye kazanır savaşı, emperyalistler kaybeder.. Onların oyuncağı, piyonu konumundaki
      Yunan çekilir.. Yunanla işbirliği yapan Rumlar Anadolu´dan sürülür.
      Mübadele anlaşmasına yanlışlıkla yazılıp Yunanistan´a yollanan binlerce Ortodoks Türk için
      ağlasın Hüseyin Aygün; Rumlar için değil!
    
      ***
      RESMİ tarih martavalı savurmuyorum.. Bildiğimi ve inandığımı paylaşıyorum.
    
      ***
      CHP Milletvekili Hüseyin Aygün niye hep bu tür konularla gündeme gelir?
      Yok Kürt sorunu, yok Dersim olayları, yok öldürülen PKK´lıların ailelerine taziye ziyaretleri,
       teröristlerce kaçırılma olayı, "iyi çocuklar" muhabbetleri, falan filan.
      ..ve hep CHP´nin resmi söylemlerinin aksidir söylemleri, eylemleri.
      En son Kılıçdaroğlu da patladı meselâ.
      ..ki, bugüne kadar arka çıkıyordu Aygün´e.
      Çin´den mesaj gönderdi:
      "Siyasette herkesin sorumlu davranması lazım.. Sorumluluk kavramı boş bir kavram değil;
       siyasi partilerde her üye partinin koyduğu kural ve ilkelere özenle uymak zorunda."
    
      ***
      PARİS´te öldürülen PKK´lının ailesini ziyaret eden bir CHP Milletvekili...
      Dağdaki teröriste "iyi çocuklar" diyebilen bir CHP Milletvekili...
      Kurtuluş savaşı için "Rumlara etnik temizlik yapıldı" algısıyla kafa karışıklığı yaratmaya
      çalışan bir CHP Milletvekili...
      Kılıçdaroğlu da söyledi sonunda; "Partinin koyduğu kural ve ilkelere özenle uymak  
      zorunda..."
      Yani, bu partinin bir politikası, bir söylemi, bir programı varsa, herkes ona uyacak.
      Hüseyin Aygün uymuyor...
      O zaman verirsiniz disipline!
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ