Bugün: 25.06.2017

TİK TAK...


 İnsanın Dünya’da ki işlevlerini, eylemlerini, yaşayış tarzını, tarihsel gelişimini, iletişimi, icatları, anatomik yapısını ve günümüze kadar ki gelişimini anlatmaya ve araştırmaya, bilimsel bir makale yazma işine girişmek çok kolay bir şey değildir.Yüzyıllar boyunca ikamet ettiğimiz bu gezegenin, bilinmeyelerini sürekli merak etmişizdir ve bilgimiz kadarıyla anlamlandırnaya çalışmışızdır. İnsanlar kendilerinden daha güçlü gördükleri anlayamadıklara şeyleri ise büyülü,gizemli ya da tanrı olarak varlık algılamış, kendisinden üstün gördüğü için ona Tanrı vasıfları vermiştir. Ancak insan denilen canlı, beyin olarak Dünya’da ki tüm canlılardan daha üstündür. Bu üstünlük ise doğal olarak, hayvansal genlerinden gelen doğal yaşama uyumun dışında, soru sorma, merak etme ve sistematik düşünme, parçaları birleştirme, hayal etme vs. gibi gelişimlere sahipti. Ancak insan son evrimsel gelişimi olan Homosapiens –akıllı insan- gelişimine geldikten sonra Dünya’da ki asıl hikayesi başlamıştır.

TİKTAK ilerleyen bir yaşam


İlkel bir hayattan, ilkel bir teknolojiden, ilkel fikirlerden, ilkel bir din anlayışından, ilkel bir iletişimden, zamanın günümüzle karşılaştırınca daha boş ve plansız olduğu insanlık çağından daha planlı, daha sistematik, insani değerlerin değiştiği, yaşam tarzının, fikirlerinin, bilgisinin, bilgisi sonucunda teknolojinin, hayalleri,felsefesi ve mantığıyla bilimin sınırlarını sürekli zorlayan, yeni ufuklara yelken açan bir noktaya kadar gelmeyi başarmıştır. Ve insanın aynı saat gibi ilerleyen “TİKTAK” bir yaşamı vardır. İnsan için iletişim kurmak, bir şeyleri araştırmak, bir şeye ulaşmak, bir şeyler inşa etmek, bir yere ulaşmak, bir şeyler yetiştirmek ve bir şeyleri almak daha pratik ve daha kolay hale gelmiştir. Bu gelişim insanın homosapiens olarak evrimini tamamlamasıyla beraber tam olarak başlayan bir hikayedir. Çünkü gelişiminin son seviyesi olarak bildiğimiz akıl en üst seviyesindedir(ancak bildiğimiz kadar). Bilim ve teknolojiyle insan günümüzde ki sistemleri kurabilmiştir. Sistemleri tarih gözüyle baktığımız zaman yıkmış ve yenisini kurmuş, akıl ve mantık çerçevesinde(bilginin yardımıyla) bu değişimin yapıtaşlarını oluşturmuş eksik taraflarını ise tamamlamaya çalışmıştır(hala eksikler vardır). İnsanlığın şuan içinde bulunduğu genel sistem ise Kapitalizm olarak adlandırılmaktadır. Bu sistem çoğunlukta neredeyse tüm dünya halkları tarafından kabul görülen ve kullanılan serbest ticaret sistemi denilebilir. Bu sistemde aslında insanın yerine para konuşur ve insanlara sahip olan şey güçtür. Güç ise paradır. Ancak şunu sormak gerekiyor, insanlığı bulunduğu seviyelere kadar taşıyan bilim idi, peki bilim gibi günümüzdeki güç dengelerini belirleyen bir şeyin, yanına birde önemli bir araç olan para eklenmiş oldu ve bu sadece günümüzün sorunu değildir. Ve şu soruyu sormak istiyorum, parayı önemli bir güç dengesi haline getiren insanoğlu ve sistemleri, bilimi bu yolla kontrol altına alırsa ne olur? İnsan toplulukları arasında ki mücadele savaşının bilim,teknoloji,sanat,kültür,tarih,felsefe,mantık gibi bilgi kaynaklarıyla ve bunlardan alınan dersler ile son bulacağını olasılıklar arasına koyabileceğimiz gibi, insan topluluklarının bilimi ve teknolojiyi bir silah olarak kullanması ise mücadele savaşında mantığa sığdığını unutmamak gerekir. Ancak bu bilimi, teknolojiyi ve bilim dallarını tehlikeli bir şekilde kullanmak isteyenler, güçler dengesini belirlemek isteyenler için mükemmel bir araçtı. Bilim insanlığın yüzyıllardan beridir çözemediği şeyleri çözüyordu ve teknoloji ise bunları nesnelleştiriyordu, yaratıyordu ve bilim vücut buluyordu. İnsanlar ise ilkel savaşlarda kullanılan silahların yerine, gelişmiş silahlar icat ediyordu. Toplar,tüfekler, makineli tüfekler, tanklar, uçaklar, gemiler, füzeler, kimyasal silahlar vs. derken güçler dengesi gelişmiş teknolojiye sahip ve bilgiye sahip olanların elindeydi. Jeopolitik alanlar günlük yaşamın bir parçası olmuş,gelişen teknoloji ve ilerleyen bilimle kullanım alanları gittikçe artıyordu. Artık sadece toprak kazanmak değil, altında ne olduğu daha önemli hale gelmişti. Ve böyle bir sistemin içinde “kaos” kaçınılmazdır.

İnsanların hayatları “TİKTAK” ilerliyordu. 20. ve 21 YY’ın vazgeçilmezi haline gelen telefon ve bilgisayar yaşamın temel parçası haline gelmiş bulunmakta. İnsan işlerini artık daha kısa bir sürede halledebiliyor yanlış yapma olasılığı da eskiye göre aza indirgeniyordu. Kısacası iletişim çağı başlamıştı. Bu buluşlar insan hayatını fazlasıyla kolaylaştırmıştır. Ancak insanları tembelliğe fazlasıyla alıştırmıştır. Artık kitaplar okunmuyor, bir şeyler araştırılmak istendiğinde kitaplar bir köşede çürümeye bırakılıyordu. Gerçekler insanoğlunun geneli için yüzeysel olmakla sınırlı kalıyordu. Ayrıntılara inilmiyordu çünkü, internet her türlü bilgiye ulaşmada fayda sağladığı gibi, bir körcahillik yaratmaya başlıyordu. Beklide yaratılmak isteniyordu. İnsanlar perde arkasından uzaklaştırılmak isteniyor olabilir.Peki Neden?

Bilim bizlerin hayatını büyük oranda değiştirdi, yaşam tarzlarımızı, aramızdaki iletişimi değiştirdi. Bilimin bin bir türlü şeye faydası olmasına rağmen zararlarından en büyüğü beklide insan oğlunun gelişmekteyiz kanısının tam tersine” geriliyoruz ve bu gezegeni yok ediyoruz”.

Bilim çok faydalıydı evet ama insanların çıkarları ve güçler dengesinin planları doğrultusunda kötü kullanıldı. Bunların sonucunda ise olumsuz sonuçları doğurdu. İnsanlar petrol ve su kaynakları uğruna öldürüldüler. Atom çekirdeklerine ayrıldı, ama insanları da hayatlarından ayırdı. Hiroşima’da insanlar atom bombasıyla öldürüldüler. Gazze’de,Filistin’de, Suriye’de,Azerbaycan’da…Bunun sorumlusu bilim olmamalıdır. Bunun sorumlusu,güçler dengesi denilen oluşumların, bilimi ve teknolojiyi bir silah gibi kullanmasıdır. En bariz örnekleri ise günümüzde ve geniş dünya tarihinde mevcuttur.

Birkaç kelimeyle özetleyecek olursak, insan hep bir gizemi çözmenin izinde olmuş, gelişmiş, yaratmış ve kendini bu Dünya’dan ibaret sanmaktadır. Bir hakim ilan etmekten kendini alıkoymamaktadır. İnsanoğlu ilerlemektedir, ancak bir şeyler inşa ederken bir şeyler yıkarak inşa etmektedir. İnsanı çevreleyen bu güç ihtirası, sanıyorum ki bir hastalıktan başka bir şey değildir. Ancak bilim her şeyin üstesinden gelecektir.

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 380