Bugün: 22.08.2017

HAÇLI ZİHNİYETİ..!


15 Temmuz ile alınacak en büyük tedbir ve değişikliklerden biri olan başkanlık sistemi 16 Nisan’da, halkın irade-î seçimiyle vuku bulacak. Vatandaşımız bu FETÖRİSTLERİ püskürtmüş, resmen bir destan yazmıştır. Devlet ise, ülkenin geleceğini teminat altına almak, milletin refahını ve bu gibi hainlerin girişimlerine meydan vermemek için, bu sistemi gerekli görmekte ve faaliyetlerini yürütmekte. Devlet vatandaşıyla kucaklaşmak ve başkanlık sisteminin getireceklerini, değişiklikleri anlatmak için gerekli adımları atmak istiyor.


İlk olarak yolları Almanya’da kesilmesine karşın, ardından Hollanda’da faşist bir baskıyla karşı karşıya kalmıştır. Bir ülkenin yöneticilerinin, kendi vatandaşıyla görüşmesi, gerektiğinde kapalı bir alanda onları bilgilendirmesini nasıl kanunsuz ve faşist olarak niteleyebilirsiniz?

Hollanda’da referandumda `evet` çıkması için gelen Çavuşoğlu’nun uçağına iniş izni vermiyor. Ve yine faşizan bir tavırla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya`nın Türk başkonsolosluğuna girmesine ve halkla kucaklaşmasına izin verilmiyor. Üstüne korumalarını tutukluyor ve Bakan Kaya’yı sınır dışı ediyor. Burada gördüğümüz üzere uluslar arası teamüllere uyulmayarak, faşizan bir uygulama söz konusu. Bu yüzden hükümetin ve vatandaşımızın buna “nazist” demesinin doğruluğu gayet açıktır. Kendi hükümetiyle bir araya gelmek isteyen ve yapılan bütün saldırı ve kışkırtmalara karşı çıkan vatandaşımızın maruz kaldığı, şiddet nasıl Hollanda’nın ayrımcı-ırkçı olduğunun yine en bariz kanıtıdır.


Bu J.J Rousseau’nun anlatmak istediği gibi , eğer tüm vatandaşlar bir ülkede eşit haklara sahip değilse, burası cumhuriyet değildir. Eğer birbirlerine, etnik ve hars olarak saygı göstermiyorlarsa burada dağılmalar başlar. Ve bir ülke monarşi ile yönetilse bile bunları anlamış ve vatandaşına bu anlayışı bilerek yaklaşıyorsa (iyi doğrultuda), burası bir cumhuriyettir, diyor.


En basit şekilde bu örnekten şunu çıkartabiliyoruz, burada bir demokrasiden, iradenin bütünlüğünden ve özgürlüğünden, en önemlisi insan haklarından bahsetmek mümkün değildir. Bu yüzden Angela Merkel, Recep Tayyip Erdoğan’ın “nazi” yakıştırmasından rahatsız olduğunu dile getirerek, oyunu Hollanda’dan yana kullandı. Bu iki ülkede de yine faşist bir anlayışın hala devam ettiğini gözler önüne bir kez daha serdi.

OPERASYONUN BASIN-YAYIN AYAĞI


Özgürlük Partisi Lideri Irkçı Greet Wilders, Erdoğan destekleyen Türklerin, ülkelerine dönmelerini ve geri gelmemelerini söylüyor. Yine Mark Rutter ve Wilders bir televizyon programında, acilen Türk konsolosların acilen sınır dışı edilmesini ve konsoloslukların kapatılmasını söylüyorlar. Türkiye bu sömürge ve faşizan anlayışla yol almaya çalışan bu güçlerin maskesini düşürdükçe, onlar kendi içlerinde kuduruyor.


Çünkü, Türkiye’nin eskiden olduğu gibi kendi istedikleri gibi boyun eğmediğini görüyorlar. Türkiye’nin bugün güçlenmesinden, bölgede etkin bir güç olmasından, sağlam bir ekonomiye sahip olmasından ve kendi defterlerini düreceğini çok iyi biliyorlar.


Bu yüzden referandumda `evet` çıkmasını istemiyorlar, çünkü istikrar gelecek. Yıllardan beri oynanan bu kirli oyunu oynayamayacaklar. Türkiye güçlendikçe onların maskelerini düşürüyor, oyunlarını bozuyor. Bugün Almanya’nın teröre verdiği desteğin kanıtı olarak 4.000 belge Almanya’ya gönderildi. Şu an ise Alman tarafsız mahkemelerinde inceleniyor. Tabii bu mahkemelerin ne kadar tarafsız olduğu muamma olsa da merakla verilecek kararı bekliyoruz.


Almanya, Hollanda, Avusturya, İsviçre’nin şuanda Türkiye’ye karşı kara propaganda yürüterek algı operasyonlarına süratle devam etmeleri, aslında bir haçlı ittifakını gösteriyor.

Türk kanallarının algı oluşturarak halkı etkilemeye çalışması ve tehlikeli oldukları iddia ediliyor. De Telegraaf Daily Sabah gazetesi FETÖ’nün Hollanda yapılanmasıyla ilgili yaptığı haberinden dolayı , nefret yaymak ile suçlandı ve AP’de bulunmaması gerektiğini savunarak, kendi safını belli etmiştir. Basın özgürlüğü çığırtkanlığı yapan Can Dündar’a bir konu çıkmış oldu, bunu yazmasını beklememiz,çok şey istememiz mi demek olacak!!!


İSVİÇRE AYAĞI


İsviçre’de 1.5 milyon takipçisi olan Blick, ERDOĞAN’IN DİKTATÖRLÜĞÜNE HAYIR OYU KULLANIN başlıklı manşetiyle operasyonlarına devam etti. İsviçre’de yine düzenlenen kortejde, giyilen kıyafetler Osmanlı’yı yansıtıyor. Başlarda fes, Türk bıyıklı korkunç suratlar, arka tarafta yine bando çalan ve Recep Tayyip Erdoğan’ın nazist bir resmi göze çarpıyor. Burada dikkat etmek gerekiyor ki bu profesyonel bir algı operasyonu. Avrupa kendi insanına ve dünyaya beyin yıkaması yapmaya çalışıyor.


İnsan haklarını kendine meze yapmış bu haçlılar, terör örgütlerini beslerken Türkiye’yi kendi kuklası haline getirmek isterken, ülkenin istikrarı ve halkın iradesinin güçlenmesi onların işine gelmiyor. Tarih boyunca da böyle olmuştur. Yine çok bahsedilmese de söylemek gerekiyor, Türkiye 1919’da ekmeğinin ununun yarısı Amerikan unuydu. 1919’da yine görüyoruz ki, Anadolu’da 350 tane Amerikan ülkenin buğdayı bu yıl düşük diye açıklamalarda bulunup, 4 yıl önce daha iyiydi diyor.


Kimse unutmamalı ki, biz doğru adımlar attıkça, biz ilerledikçe, onlar hep karşımıza çıkacaklar. Avrupa bize sırtını döndü, ülke itibar kaybetti diyenler, halkına sırtını dönmüş, tüm çareyi Avrupa’yı arayanlar bu ülkeye başkaları tarafından serpilmiş tohumlardır. 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 277