Bugün: 18.08.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • DOĞAYA AYKIRI OLDUĞUNUN FARKINDA MISINIZ?

DOĞAYA AYKIRI OLDUĞUNUN FARKINDA MISINIZ?


11-12 yaşları arasında başlayan yabancı dil eğitimi (İngilizce), üniversitenin birinci sınıfına kadar devam ediyor. Yani aşağı yukarı 12 sene bir öğrenci İngilizce eğitimi alıyor. Derslerini başarıyla geçiyor. Hatta sınıfta en yüksek not olan kişi! Seneler seneleri kovalıyor. Çocuk Orta okulu bitirmiş bir şekilde liseye giriş sınavlarına çok iyi çalışıyor ve iyi bir liseye gidiyor.



Orta okulda 4-5 sene aldığı İngilizce eğitiminde gördüğü benzer konuları burada görüyor ve öğrenmesi için uygulanan yöntemin de, aynı olduğunu görüyor. Liseyi başarılı bir şekilde bitiriyor. İngilizce notları yine gayet öğretmenler tarafından takdir edilir durumda. Hatta ailesi, bu kadar sene eğitim gördü artık yurtdışına rahatlıkla çıkabilir, hatta yolda gördükleri bir turistle konuşmasını dahi istiyorlar. Ama çocuk belli bir kalıbın dışına çıkamadığını ve konuşamadığını fark ediyor. Yabancı yapımı bilgisayar oyunlarından öğrendiği çat pat kelimeler ve kalıplar dışında konuşmakta zayıf!.



Çocuk üniversite sınavlarına hazırlanıyor. Artık yılgın, solgun, hayatla arasında ki bağları hiç gözden geçirmemiş, o yüzden istediğini yaşayabildiği, gerçekten güldüğü anları hatırlayarak, bekli de istemediği bir hayata doğru yol alıyor. Belki farkında ya da farkında değil ama mahalle de top oynarken ya da lise de gülüp eğlenmeleri, kavga etmelerini özlüyor. Yani isteyerek ve severek yaptığı şeyleri özlüyor aslında.


Tam da böyle bir ruh halinde liseyi bitirdiğinde, üniversite yolculuğu başlıyor. Onun için artık son düzlük!. Bunu da atlatırsa, okul denilen beladan kurtulabilir ve artık özgür bir şekilde yaşayabilir. Yıllardır bir meslek edinme doğrultusunda aklını odakladı ve buradan meslek edinip çıkmak zorunda. Ya da bunu da lise gibi geçeriz diyecek, yıllardır bulamadığı bu rahatlığı kusacaktı.



Üniversiteye adım atıyor. Onun yaşamına başka bir şeyler katacağı için heyecanlı bir şekilde yümsek öğrenimine gidiyor. Hoca anlatmaya başlayınca görüyor ki, tek farkı ezberleneceklerin sayısının arttığı! Ve tabi bu bir insanın dikkatini 15 dakika diri tutabilir. Ve çocuk, kendine şunu soruyor, “ 12 yıldır eğitim alıyorum, ders notlarım gayet iyi, şu kadar takdir, şu kadar teşekkür aldım. Üniversiteye kadar geldim. Çevrem beni iyi eğitimli, ileride aç kalmayacak, bunun için çok çalışan üstün biri olarak görüyor. Ama ben yıllardır aslında hiçbir şey öğrenmedim!” diyor.



Bu gibi örneklerini çoğaltabileceğim, eğitim kurbanlarının aslında çok kısa bir penceresinden bahsetmek istedim. Üniversitelerde dahi kendini entelektüel, akademisyen ilan eden insanların, öğrencilerin gözünden neler yaşadıklarını ve hissedemediklerinin kanıtı bu kurbanlardır. Yıllardan beri eğitimin askeri kurallara tabi tutulduğu, öğretmenin anlattığı şeyleri öğrenci anlamadığında, kafasına neden girmiyor diye şiddet gösterilebildiği bir eğitim anlayışından bahsediyoruz. Çocuk hayatının en güzel yıllarını aslında bir şeyleri öğrenemeyerek geçiyor. Çünkü uygulanan eğitim kesinlikle öğrenmemesi için! Ben her zaman her ortamda şunu savundum;



Bize yıllardan beri verilen eğitimin kesinlikle bir proje olduğu, Türkiye’nin bilim de ilerlememesi için, geleceğini inşa edememesi için eğitim 1946 yılında başlayan köy enstitülerinin kapatılma süreciyle, resmen köreltilmiştir!



Çünkü bizim insanımızın ne kadar üretken olduğunu, aslında bilime ne kadar yatkın olduğunu biliyorlar. Bunun en açık kanıtı elde avuçta imkanlar kısıtlı olsa bile, insanımızın ortaya koyduğu buluşlardır. Demek ki, gerekli imkan ve ortam sağlandığı zaman ülkemiz bir bilim ülkesi olabilir.



Savaşlar sadece top ve tüfekle olmaz!



Eğitimin dizayn edilmesi, Osmanlı’nın çöküş dönemine rastlamaktadır. Cumhuriyet döneminde Atatürk, eğitimin Türkiye’nin geleceği için tehdit oluşturması yönünde faaliyet gösteren Amerikan, İngiliz, Fransız vs. kolejlerıne karşı mücadelesini vermiştir.




Biz bu vatanın yurttaşları olduğumuz için, yurttaşlık haklarımızı bilmeliyiz!



Öğrencilere dayatılan, düşünmeyi körelten eğitim, bir öğretmenim tarafından şu şekilde açıklanıyor “ Evet eğitim sistemi kötü! Ama biz bir şey yapamayız ki çocuklar! Artık siz çalışın, çabalayın memnun değilseniz değiştirirsiniz! Bizim elimizden bir şey gelmiyor…”



Yani bu örneğe bakarsak, zaman gibi değerli bir şeyi, öğrenciler biz hiçbir şey katamayan bu kıyma makinesine ayıracağız ve tek düze bir insan olarak üniversite bitirmiş sayılacağız. Burada kesinlikle unutmamak gerek ki amaçlanan şudur, kimsenin kimseden farkı olmasın, mezun olduklarında eşit olsunlar. Ne verdiğimizi ne bildiklerini bilelim. Aman seslerini çıkarmasınlar anlayışıyla bir bakıma eğitim-öğretim sistemimiz dizayn edilmiş!



Daha bu konuyla ilgili bir çok örnek verebilir ve tartışabiliriz. Ancak şunu anlamak zorundayız. Bir bebek, daha anne demeden, ona dil bilgisi öğretemezsiniz. Bu aynı arabayı önce kullanmaya ve sonra onun parçalarını tanımaya benzer. Yine bir bebek önce emekler, sonra ayağa kalkmaya çalışır, sonra yürümeye başlar, bir süre sonra koşabilir. VERDİĞİNİZ EĞİTİMİN DOĞAYA AYKIRI OLDUĞUNUN FARKINDA MISINIZ?

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 137