Bugün: 11.12.2017

AİDİYET-İ BOZUKLUK!


Bu hafta okul döneminin açılmasıyla birlikte ailemle birlikte Çanakkale yollarına çıktık. Çanakkale ve bölgesi tarihi açıdan önemli bir yerdir, bir çok yerleşke bulunmaktadır. Yerlisinin de yabancısının da yaz sezonuna yaklaşılmasıyla beraber, resmen turist akımına uğramakta, tarihin ne denli önemli olduğunu ve değerini de bir o kadar yoğun hissedersiniz. Ülkemize uzatılan ellerin, yaşanan savaşların sebebini daha iyi anlarsınız. Hele ki, Çanakkale’yi gelmiş görmüş, havasını solumuş, suyunu içmiş insanlar bu duygularımı çok daha iyi anlayacaklardır.


Çanakkale’ye bu sefer yola çıktığımız da Parion uğrak noktamız oldu. Oraya varana kadar ufak bir merakımız vardı. Bunun sebebi, genelde çoğu gezdiğimiz tarihi yerleşkelerin destek görmediği için, iyi bir ilerleme katedilemediğini düşünmemizdi. Kısa bir yolculuktan sonra oraya vardığımızda, antik tiyatrosundan agorasına, hamamına ve kalesine kadar bir çok yapının daha bozulmamış olup bunlar gün ışığına çıkartılmış ve gerçekten itinayla korunmasına özen gösteriliyor.


Kendi topraklarımızda olup da, bu şekilde önemsenen ve iyi yol alınmış ve doğru bir anlayışla tarihe duyulan önemi hissedilen, bir hissiyat ve düşünceye kapılmak bizi gerçekten mutlu etti. Böyle bir tarihi yeri daha önce neden gezemedik diye de kendimize kızdık.


Hamamı gezdikten sonra oradan sahil tarafına doğru indik. Deniz kenarı boyunca limana benzer, yosunların yıllandığı düz ve uzun taş bloklar gözümüze çalındığı anda, buranın daha 2 bin yıl önce bir gemi limanı olduğunu anladık ve heyecanlandık. Limanın biraz gerisinde bulunan kalenin varlığı, buranın bir gümrük limanı olduğu ihtimalini kuvvetlendiriyordu. Bu limanın neden bu kadar uzun inşa edildiğini de açıklayabilir. Üstelik şehrin hamam, tiyatro ve agora gibi kısımlarının olması burasının o dönemlerde bir ticaret merkezi olduğunu kafalarımızda canlandırıyordu. Oralara elledikçe, o döneme de elliyorduk. Bir tarihçi için bu gerçek anlamda zevkin doruk noktası sayılabilir.


Parion’dan dönüşte, Kemer Köyü’nün içinde rum mimarisi olan tarihi bir bina dikkatimizi çekti. Hemen indim inceledim ve binanın üzerine uydu antenleri monte edilmiş halde gördüm. Ve tabii yine tarihin ilgisiz ve sahipsiz olduğunun gözler önüne serildiği bir an!


Tarih şehri Çanakkale’de, akademisyenler, gazeteciler, yok muydu?


Tabii ki de var!


Ayrıca gidip sorduğunuzda bu gibi durumları bildiklerini örnekleriyle söylerler, çözümlerini açıklarlar, ancak her zaman şu sonuca varacaklardır, biz bir şey yapamayız! Bunu okurlarımın değerlendirmesine bırakıyorum..


Parion’dan sonra ki gün Truva’ya doğru yola çıktık. Yine kısa bir yolculuktan sonra Parion’a verdiği kazı çalışmaları desteğiyle bizi şaşırtan İÇDAŞ, Truva’nın girişinde de yine bizi karşıladı. Gerçekten bölgeye ve ülkeye yerli şirketlerin, yine yerli değerlerini nasıl uluslar arası boyuta taşırız, düşüncesini İÇDAŞ gerçekleştirmiş.

Truva’ya girdiğimizde hemen bir görevli yanımıza gelerek, otoparkın ücretli olduğunu söyledi. Biz geldiğimiz de zaten otopark bomboştu. Şöyle çevremize baktığımızda kimseyi göremedik. Herhalde sezon açılmamış, diye düşündük. Görevliye bilet ücretlerini sorduğumuzda bize “ Biletler 25 TL” diye cevap verdi. Tabii biz şaşkınlıktan birbirimize bakakaldık. O sıra özelleştirildi mi acaba? diye düşündüm. Biraz sonra öğrendik ki, Kültür Bakanlığı’nın belirlediği fiyat tarifesiymiş!!!


Bu sırada buranın neden boş olduğunu sezon gelmediği için mi boş diye düşünürken, 2 genç arabasından indi ve fiyat tarifesini duyunca arabalarına binip geri döndü. Tabii ki, neden kimsenin uğramadığını da anlamış oldum.

Fiyat tarifesine yakından baktığımda müze kart tariflerine gözüm takıldı. Müze kart, yılda bir kez alınıyor ve bir müzeye ancak 2 kere girebiliyorsunuz. 50 TL’lik tarifesiyle 300 aşkın müze ve özel müze gezme imkanı veriyor. 40 TL’lik olan sadece 300 aşkın müze, 185 TL’lik olan 1 yılda tüm müzeler ve sanıyorum istediğiniz kadar müzelere girebiliyorsunuz. Bu fiyat tarifesine baktığımızda Truva’ya giriş 25 TL olmasına karşın müze kartıyla, Truva dahil, çoğu müzeye bedava girebiliyorsunuz. Müze kart gerçekten güzel bir uygulama olmasının yanı sıra bu kartsız girişlerin pahalı olduğu gerçeğini ve 1-2 yılda bir zam geldiği gerçeğini değiştirmiyor! Kesinlikle fiyatların abartılı olduğunu düşünüyorum.


Yine ilginç olarak Truva kazılarının almanlar tarafından yapıldığını öğreniyoruz! Üstelik Çanakkale’de kendi üniversitemde arkeologlar ve sanat tarihçileri olmasına rağmen!


Bu, bir ülkenin bel kemiği olan, akademik dünyanın aidiyet duygusunun değiştiğinin göstergesidir. Bu sorun sadece Cumhuriyet Tarihi ile de ne yazık ki sınırlı değil. Eskiden beri süre gelmiş yosunlaşmış bir anlayıştan söz ediyorum.


Bir ülke eğer kendi değerlerine yani, tarihine, kültürüne, diline, sahip çıkmaz ve ilgisiz davranır, arkasını dönerse başka çehreler sizin tarihinize de, kültürünüze de, dilinize de nüfus etmeye başlar. Ki bunun bir çok gerçek kanıtı yine tarihte vardır. Milli mücadele yıllarında, ülke kendi canının peşindeyken, kaçırılan tarihi eserler bugün kendi müzelerinde sergileniyor bazı kimselerinde evlerini süslüyor. Akademik çehreler bırakın kendi tarihine sahip çıkmayı, halkın giriş ücretinin bu kadar artış göstermesine rağmen herhangi bir adım atmış değiller. Vatana aidiyet duygusu lafla olmaz, icraatla olur. Bilginin ego yaratmaya değil, ışık yayma amacı vardır. Doğruyu bilmek başka yaşama geçirmek başka şey!


Üzülerek söylemek gerekiyor ki, aydın diye geçinen aydın sınıf, üzerine düşen görevin bilincinde değil. Ben başkalarına kızmıyorum, Truva’da kazılarını sürdüren almanlar görevlerini yerine getiriyor. Bizim topraklarımızda kendi tarihimize bizden daha çok sahip çıkıyorlar(!). Üstelik yayın organları da eminim hassasiyet gösteriyorlardır.(!) Aydınlık ne demek ışık ne demek, bazı bilgiçler anlamalı ve bunun yine bilim dünyasında ne kadar önemli bir görev olduğunu bilmeliler diye düşünüyorum.


Bu arada İÇDAŞ’ı gösterdiği hassasiyet için kutluyor, Sinanoğlu’nun dediği gibi, “ Yerel olanı uluslarası standartlara getirmeliyiz” görüşünü destekliyor, bu gibi yerli güçlü firmaların bulundukları coğrafyayı ve bu gibi örnek çalışmaları desteklemelerini arzu ediyorum.

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 248