SON DAKİKA

BALTOK BAN BAN'A SPONSOR OLDU         

Bugün: 23.09.2018

Bunu planlamamıştım...


Birçoğumuz için, "yarın şuraya gideceğim, haftaya bunu yapacağım, seneye borçlarımı ödemiş olacağım, yaşlandığımda şu planlarımı uygulayacağım" gibi gibi yapmayı planladığımız listeler vardır ve bu listeler eklenerek uzayıp giderler...

Aklınızca hayatı programladığınıza ve bütün maddeleri teker teker uygulayacağınıza inanırsınız...

Ama hayatın sizin için yaptığı bir çizelge zaten hazırda vardır ve bizim müdahale şansımızın var olup olmadığı tartışma konusudur.

Ben de, geleceği böyle planlayanlardanım...

Güne başlarken öğlen gerçekleşecek randevumun, akşam ki iş yemeğimin ayrıntılarını hep kafamda tasarlarım.

Geçtiğimiz hafta yine böylesine bir plan ve program dahilinde İstanbul`a gittim ve işlerimin peşinde koştururken yan sokaktan çıkan minibüs, onu sollayan ticari taksi, yol kenarına park etmiş araba, üç yol ağzı, "dur ne oluyor?" demeye kalmadan,

Küttt!..

Hatırladığım bir taksinin bana çarpıp, fırlatması ve çığlıklar eşliğinde sırt üstü yola yapışmam...

Aklımdan geçen ilk şey "buraya kadarmış" oldu.

Çarpmanın etkisiyle gözlerimde şimşekler çaktı ve feci bir uğuldama sesi duydum.

Sanki o an dünya benim için durmuştu...

Hep bilinçaltımızda vardır ya; "tam ölüm anında hayatımız bir film şeridi gibi gözünüzün önünden akar "diye, inanın o filmi seyredeceğim diye ödüm koptu!..

Neyse ki, fragmanlara başlamadan gözlerimi açtım.

Ancak bu sefer de; acaba vücudum ne alemde, beyin kanaması mı geçiriyorum, bir daha yürüyebilecek miyim, konuşabilecek miyim, aileme haber gittiğinde ne yapacaklar soruları saniyeler içerisinde zihnimi ele geçirdi.

Yardıma koşanları gördüğüm de, seslerini duyduğum da onların; beyaz parlak ışıktan bana kollarını açıp "gel gel" diyen rahmetli aile büyüklerimin olmadığını, yardıma gelen bu alemdeki insanlar olduğunu anlayınca geçici de olsa bir yaşama sevincine kapıldım.

"Beni duyuyor musunuz? "

sorularına yavaşta olsa cevap verdiğim de ilk dört organı kurtardığıma emindim ama hala vücudumdaki her kemik çok ağrıyordu...

Vaktiyle aldığım ilk yardım eğitiminde böyle kazalarda kişinin asla yerinden oynatılmaması gerektiğini öğrenmiştim. Yarı işaretle, yarı sözcüklerle ambulans gelene kadar yerimden oynatılmama izin vermedim.

Ambulansın gelişiyle çocuklarım aynı anda geldiler. İşte o an var ya, o an ...

Sizin için ağlayan, çırpınan evlatlarınız ve onları bir daha görüp göremeyeceğiniz bilememezlik...

Hiç kimsenin yaşamasını istemediğim bir durum...

Son sürat ambulansla hastaneye yetiştirildim.

"Açılın, açılın, trafik kazası"

Başıma üşüşen doktorların konuşmalarını duymak, ne olacağını anlamaya çalışmak beni daha da korkutmaya yetti.

Beyin tomografisi, kan ve idrar tahlili derken acil servisin gözlem odasına alındım.

Sağımda, solumda inleyen, ağlayan hastalar ile beraber sonuçların çıkmasını beklerken, tüm bu olanları programlamadığımı, şu saatlerde başka işlerin peşinde olmam gerektiğini düşünemedim bile...

Artık can derdindeydim!..

Sonuçların şimdilik temiz çıkması, ezikler ve kuyruk kemiğimin çatlağıyla bir müddet yatmak zorunda kalmam ailecek şükretmemize sebep oldu.

Ve geçen şu bir hafta içerisinde "anı yaşamak" denilen hayat görüşünün pek kıymetli olduğuna kanaat getirdim ancak bundan sonraki hayatımda plan yapmamaya karar verdiğimi söylersem acaba kendimi kandırmış mı olurum?

Sizce? ...

Esen Kalın.


  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 255