Bugün: 21.08.2017

SAMAN İTHALATI ÜZERİNE


Her zaman söylediğim gibi ekonomi rakamlar üzerine kurulu olan bilimsel bir alan. Algılara bağlı değil mutlaka rakamlarla yönetilmesi gereken teknik bir konu aynı zamanda.
  Ekonomi dediğimiz zaman içinde İthalat, ihracat, para yönetimi, rekabet, maliyetler, kar ve zararlar, yatırımlar, istihdam gibi tamamen bilgiye, altyapıya ve de yönetim kalitesine bağlı çok geniş yaşamsal bir icraat alanı olarak görüyorum.  
  Hatırlarsak eğer ülke olarak ekonomi konusunda epey hırpalandık. Yıllarca enflasyonlarla mücadele ettik. Her ay sonu enflasyon rakamları üzerine yaptığımız tartışmaları unutamadığımızı düşünüyorum. Bu gün bile şu enflasyon sepetine dahil ürünler konusunda şu olmalı veya bunlar çıkarılmalı gibi genelde içi siyaset kokan tartışmaları hala yaptığımızı düşünüyorum. 
Aslında bende yıllar önce yaşayan şu enflasyon canavarından tokat yiyenlerden birisiyim, bunu da söylemeliyim. İşim ve ödemelerim nedeniyle 2001 krizinde evimin yarı fiyatına gittiğini mesela hiç unutamam. Pazartesi günü için 15.000 liraya anlaştığımız satış sonrası Cumartesi günü doların aniden % 100`e yakın yükselmesiyle dolar karşısında elime sayılan 15000 liranın acısını nasıl unutabilirim ki?
Şimdi bunları niye söylüyorum. Şundan. Ekonominin mutlaka rakamlarla takip edilmesi gerekiyor. Neye göre kötü veya neye göre iyi? Eğer konuya siyaset gözlüğü ile bakarsak ki çoğu zaman böyle yapılıyoruz, cevaplarımızın havada kaldığını görebiliyoruz. 
Son zamanlarda gerek güncel tartışmalarımız esnasında gerekse sosyal paylaşım sitelerinde saman ithalatı konusunda ciddi tartışmaların yapıldığını görüyorum. Aslında bu konuda devletin resmi verileri de var ama bunlar neden takip edilmiyor çok da şaşırıyorum doğrusu.
  Örneğin saman olarak yıllık üretim rakamımızın 28,5 milyon ton olduğu ifade ediliyor. 2012 rakamlarıyla ihtiyaç fazlası olan bu samanın 4 milyon 740 bin tonu ihraç ediliyor ve bu ihracattan 766.749 dolar para geliyor kasamıza. Bu arada Türkiye olarak baktığımızda iç tüketim rakamlarımızın 12-13 milyon ton civarlarında olduğu bilgisini de vermemiz gerekiyor. Elde saman olması gerekirken bakıyoruz saman kıtlığı var ortalıkta. Ve bu söylemler sonucu fiyatların kilo olarak 50 kuruştan bir liraya tırmandığı konuşulmak da. 
   İyi de bizim fazla samanlarımız nerede peki? Bu nasıl ihracat veya bu nasıl ithalat oluyor acaba? Bu kafa karışıklığı nereden geliyor? Gerçekten de Sayın Bakanın açıklamasıyla Balkan ülkelerinden 32 bin dolar karşılığında satın alınan316 ton saman neyi ne adar değiştirebilir ki?.
   İşte bu ithal saman bizim üzerinde çok konuştuğumuz o saman oluyor. Tüm bu konuşulanları devletin sorumluları açıklıyorlar. Yazıyorlar. İnternetlerde de var. Belki rakamlarımızda yanılma veya küçük hatalar olabilir ama benim bu konuda tarım müdürlükleri olsun bu işte görev alan zıraat mühendisleri olsun konuştuklarımın tamamına yakınının benzer bilgiler verdiklerini söylemeliyim 
  Yukarıda da söylemeye çalıştığım gibi hem doğru rakamlar üzerinde konuşacağız hem de  böylesi yaşamsal konularda çabuk hareket ederek varsa eksikliler giderilmeli özellikle çiftçilerimizin mağduriyetleri önlenebilmelidir.
  Ve hatta bu konuda bir süre önce bilgi, çalışma ve de didinmelerine çok değer verdiğim CHP İl genel meclisi üyemiz Sayın Koçyiğit ile de karşılıklı konuşacaktık. Randevulaştık ama benim işlerim dolayısıyla yan yana gelemedik. Benim hatam oldu. Kendisine de bu bilgileri vermiştim. Umarım bu bilgiler ışığında tekrar yan yana gelip varsa eksik veya hatalı bilgilerimizi düzeltiriz.
 Sonuç olarak o kadar çok sorun tartışıyoruz ki sorunları tartışmaktan çözümleri üretecek vakitleri bulamıyoruz dersem doğru ifade etmiş olacağımı düşünüyorum. Dolayısıyla bir tarafta hayvanına bir avuç saman bekleyenlerimiz dururken öte yanda da bir çoğumuz  gündemleri değiştirerek  güncel sorunlarımıza sorun katmaya devam ederek zamanı geçirmeye devam ediyoruz.
sonkursungazetesi.com
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 983