Bugün: 25.06.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • ORTA DOĞUDA KUTUPLAR ÇARPIŞMASI VE TÜRKİYE

ORTA DOĞUDA KUTUPLAR ÇARPIŞMASI VE TÜRKİYE


Baktığımız zaman bu gün Orta Doğu'nun son iki yüz yılda olduğu gibi yine dünyanın gündeminde olan bir coğrafya olduğunu görüyoruz. Aslında ister enerji isterse ekonomi olsun hangi açıdan bakarsak bakalım Orta Doğu sadece bu coğrafyada yaşayanları değil bu coğrafyadan binlerce kilometre uzaktaki ülkeleri dahi çok yakından ilgilendiren bir önemli coğrafya olduğunu sanırım hepimiz çok iyi biliyoruz.
Dolayısıyla bizim de komşularımızla olan her türlü ilişkimizde karşımıza bu coğrafyadan uzakta olan diğer emperyal düşünceli ülkelerin çıktığını görebiliyoruz.
Ve bu gün ülkemizde yaşanan son Çözüm Sürecindeki yaşananlarla İsrail'in özür dilemesi de dahil olmak üzere tüm bu ilişkilerin temelinde yine dünyamızı yönlendirmeye çalışan ABD ve Rusya gibi iki kutup yöneticisinin stratejik planlarının olduğunu söyleyebiliriz.
İsterseniz biraz geriye doğru giderek örneğin soğuk savaş yıllarına dönerek oralardan günümüze doğru yürümekle sanırım günümüzdeki gelişmeleri de biraz yakından anlamak fırsatını yakalayacağımızı düşünüyorum.
Baktığımız zaman 13 Aralık 1961 yılında yapılan 46 km uzunluğundaki soğuk savaş yıllarının göstergesi olan Berlin Duvarının 13 Haziran 1990  tarihinde yıkılmasıyla başladığını söyleyebiliriz. Yaklaşık 30 yıl süren Varşova- NATO arasındaki soğuk savaşın bu duvarın yıkılması ile sona erdiğini ve ardından Gorbaçov yönetiminin 25 Aralık 1991 tarihinde istifası ile S.S.C.B'nin çözülmeye başladığını ve sonrasında da iki kutuplu dünyadan tek kutuplu dünyaya hızlıca bir geçişin olduğunu söyleyebiliriz.
Sonrası malum. ABD ve müttefikleri adeta ellerini, kollarını sallala sallaya Irak'a girdiğini görüyoruz. Ve bundan sonrası ise maalesef bizleri de çok yakından ilgilendiren oldukça üzücü olaylara tanık oluyoruz bu dönemlerde. Bunun nedenine baktığımızda tek kutuplu bir dünyada her şeye ben karar verebilirim anlamında işler yapan bir ABD görüyoruz artık Orta Doğu'da. Ve hatta hatırlarsak eğer bu tarihlerde NATO'nun bile işinin bitmekte olduğu, Türkiye'nin yalnız kalabileceği, ve hatta bu coğrafyada sınırların bile tekrar çizilebileceği üzerine sık sık dillendirilen konular vardı ortalıkta.
Ve bu güne baktığımızda gerek İsrail'in özrü gerekse PKK'nın önceden var olan isteklerinden neden çark ettiği hadiselerine bakarsak eğer önümüze Şanghay anlaşmasının çıktığını söyleyebiliriz. Hatırlarsak eğer Şanghay Anlaşması 2001 yılında Rusya ve Çin'in başını çektiği beşli bir anlaşma olup tamamen bir güvenlik ortaklığıdır. İşte bu ortaklığın ilk çıkışının da iyi bildiğimiz gibi 2008 yılında Gürcüstan ile Osetya arasındaki savaşa giden sorun sırasında olduğunu hatırlatmak isterim. Ve bu sorunla beraber Rusya'nın bütün dünyaya tek kutuplu dünyanın artık sona erdiğini açıkça ilan ettiğini görüyoruz.
Ve bu güne ve hatta bu günlerle beraber gelecek yıllara şöyle bir bakıldığında  ABD ve İngiltere gibi ülkelerin hani biraz abartarak söylersek eğer Türkiye'yi tam da gözden çıkarmayı düşünürlerken hiç de hesapta olmayan yeni bir soğuk savaş döneminin başlangıcını fark ettiklerini söyleyebiliriz.
Ve bundan dolayıdır ki ister NATO isterse ABD ve İngiltere olsun fark etmez, gücünü çok iyi bildikleri Türkiye'nin bundan böyle bölgesinde asla sıkıntıya düşmesini istemeyeceklerdir. Yani bu gün şu önümüze çıkan olaylara bakarak bir değerlendirme yaptığımızda olayların Türkiye adına olumluya dönüşmesinin perde arkasında uluslar arası bir kutuplaşmanın olduğunu söyleyebiliriz.
Sonuç olarak son yıllarda bizim dışımızda gelişerek bizim menfaatlerimize uygun gelişmeleri elbette dikkatle izliyoruz ancak bu çok önemli dediğimiz ve siyaset olarak neredeyse günden güne değişebileceği işaret edilen bir coğrafyada yürütülmekte olan Türk dış politikasını zaman zaman yanlışlar yapıldığını söylemiş olsak da ben  ulusal politikamızın iyi yürütüldüğünü düşünüyorum. 
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ