Bugün: 16.12.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • MEYDANLARI SAYAMAYIZ AMA SANDIKLARI SAYABİLİRİZ

MEYDANLARI SAYAMAYIZ AMA SANDIKLARI SAYABİLİRİZ

Arteka’dan
Son zamanlarda önce Gezi Parkı ve ardından Mısır`da yapılan darbe sonrası gelişen olaylara baktığımızda üzerinde çok konuştuğumuz bir konu oldu bu demokrasi konusu.
Hangi açıdan bakarsak bakalım bu gün üzerinde yaşadığımız dünyada çağdaş bir devlet yönetim anlayışını düşündüğümüzde içinde önce insan ve insan haklarına saygı ile hukukun üstünlüğü gibi demokrasinin vazgeçilmez kavramlarının en ön sıralarda yer alması gerektiğini söyleyebiliriz. Ama şunu da iyi biliyoruz ki DEMOKRASİ bağlamında bir toplum hayatını kurmakta o kadar kolay olmuyor bu günün dünyasında. Örneğin düşünsel anlamda çok yüksek ve de çok yaygın bir eğitim ve birikim seviyesi gerektirdiği ifade edilmek de. Ve hatta önyargısız bir toplumsal yaşamdan söz edilmek de. Ve yine demokrasi konusunu işleyenler demokrasinin bir tahammül etme anlayışı olduğunu söylerler. Ben mesela demokrasiyi tarif ederken bir taraftan şeffaflığı öne çıkarırken diğer taraftan da makamı ne olursa olsun toplumdaki tüm bireylerin hesap verebilirliğini düşünürüm. Sonuçta hangi açıdan bakarsak bakalım demokrasi bir ülkenin, bir toplumun siyasi, ekonomik, huzur ve refahı açısından geleceğini % 100 etkileyen çağdaş bir uygulamalar zinciri olduğunu fark etmemiz gerekiyor artık.
Ve yine bu gün Batıdan Doğuya doğru yakından baktığımızda özelikle Orta Doğu coğrafyasında her ne kadar içindeki eksiklik veya yetersizlikleri çok fazla olduğu ifade ediliyor olsa da mevcut durumuyla Türkiye Demokrasisinin İsrail dışında diğer bütün ülke yönetimlerinden çok daha ileride olduğunu söyleyebiliriz. 
Ama maalesef bizim ülkemizde son yıllarda gittikçe kötüleştirdiğimiz siyasetin yarattığı kutuplaşmalar sonrası bırakalım demokrasimizin daha çağdaş ve daha iyi nasıl olabilir tartışmalarını aramızda yapabilmeyi, bizler çok daha küçük diyebileceğimiz siyasi tartışmaları dahi aramızda yapamayacak hallere geldiğimizi mutlaka fark ederek yeni yol arayışlarına girmemiz gerektiğini düşünüyorum. 
Unutmayalım ki bu günün çağdaş dünyasında demokrasinin işlemesi için sandık dışında bir başka araç bulunmamakta. Dolayısıyla meydanları dolduranları değil sandıktaki oyları sayarak ancak demokrasinin işleyebileceğini görmemiz gerekiyor. Ve özellikle her sandık sonucunda da kaybedenleri spor müsabakalarında olduğu gibi seçimlerin yenilen tarafı gibi görmekten daha çok, kazanan ve kaybedeniyle birlikte hep beraber yapılan seçimleri demokrasinin kazanımları olarak görmeye çalışmamız gerektiğine inananlardanım 
  Tamam, demokrasiyi anlayalım da demokrasinin iyi çalışması içinde daha farklı bazı işleri de yapabilmeliyiz artık. Örneğin siyaset dilimizi mutlaka rehabilite edebilmeliyiz. Hakaret, küfür, aşağılama, küçük görme gibi hem hukuka ve hem de insanlık anlayışına ters düşen söylemleri mutlaka dilimizden düşürmeliyiz artık.  Bakınız özellikle güncel yaşam içinde yer alan ticaret, spor, kültür ve sanat, eğitim gibi onlarca kompartıman içinde yan yana gelebildiğimiz arkadaşlarımızı sırf benim gibi düşünmüyor diyerek ilişkilerimizi soğutarak kutuplaştırmaları derinleştirmekle bu ülkede ne yapılmak isteniyor acaba? Şimdi böyle devam edersek 5, 10 veya 20 sene sonra ne olacak halimiz, bunu hiç sorguluyormuyuz acaba? 
Sonuç olarak demokrasimizin kıymetini bilelim. Eksikliklerimizi kavga ederek değil konuşarak, uzun tartışmaları sonlandırarak yapabilmeyi mutlaka deneyebilmeliyiz  Örneğin siyasi partiler kanunu gibi, dokunulmazlıkların kaldırılması, yeni anayasa ve seçim barajlarının düşürülmesi gibi yıllardır değişmelerini beklediğimiz önemli yasaları demokrasinin gerektirdiği ölçülerde mutlaka yeniden yapılmasını sağlayabilmeliyiz..

sonkursungazetesi.com
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 794