Bugün: 25.06.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • ERDOĞAN SEVGİSİ VE ERDOĞAN KARŞITLIĞI ÜZERİNE

ERDOĞAN SEVGİSİ VE ERDOĞAN KARŞITLIĞI ÜZERİNE


Aslında bir çok örnekte görebildiğimiz gibi bunu Gezi sevgisi ile Gezi karşıtlığı olarak okumak da mümkün. Yaşanan onca örneklere baktığımızda son zamanlarda yavaş yavaş toplumun bütün katmalarını içine almakta olan son derece sığ tartışmaların içine doğru hızla sürüklenmekte olduğumuzu düşünüyorum.
Hangi açıdan bakarsak bakalım hızla değişen günümüz dünyasında ortaya çıkan sorunları üzerinde tartışma ve çözme adına var gücüyle çalışmayı düşünen modern toplumların yanında bizim gibi bilimsellikten uzakta daha çok duygusal ağırlıklı tartışma ortamlarıyla zamanını geçiren az gelişmiş ülkelerden birisi gibi görüntü verdiğimizi maalesef fark edemiyoruz.
Örneğin bu gün trafikten en üst düzey teknik ve bilimsel sorunlara kadar üzerinde sık sık konuştuğumuz, hep çözümler beklediğimiz konularda gerek gazete ve yazarlara gerekse sosyal paylaşım siteleri ile televizyonlardaki söylem ve davranışlara baktığımızda onlarca ve hatta yüzlerce sorunun tartışılmasından daha çok iktidar ve muhalefet arasındaki iktidar olma yarışına katılan ve bunu da her platformda  göstermeyi bir avantaj gibi kullanmaya çalışan taraftarlarımızı görüyoruz..
Oysa bir çoğumuzun eğitim sorunları var. Bir çoğumuzun ise sağlık. Sağlıktan söz edince sadece kişilerin değil devlet özel sektör arasında ortaya dökülen hesapsız çalışmalar da söz konusu bu gün. Spor dediğimizde engin denizler gibi inanılmaz sorunlarımız bulunmakta. Ekonomi dersek sadece bizim değil bütün dünyayı ilgilendiren devasa bir konu zaten. Çevre diyoruz hala bu konuda yeterli alt yapılarımız bulunmuyor. İnsanların sebep olduğu kirliliklerin farkında bile değiliz henüz. Geri dönüşümlerin adları var kendileri yok. Araç park alanları olarak kentlerimizin çok büyük sorunlarla karşılaşabileceği çok açık olarak kendisini belli ederken hala akıllı projelerimizi göremiyoruz. Enerji konularına hiç girmeyelim çünkü bu konuda gerçekten işin önemini kavrayamayacak ölçülerde sığ bilgilerimiz var. Yine en önemli sorunlarımızdan birisi olarak gördüğüm okuma alışkanlıklarımızın son derece az olmasıyla ilgili olarak bu konu üzerinde hala esaslı bir kalkışma  projesini ortaya koyamadık mesela.
Peki bizler neyi konuşuyoruz  daha çok ? Örneğin son yıllarda oldukça yaygınlaşan face’lere baktığımızda hep belli konular üzerinde patinaj yaparak günlerimizi geçirdiğimizi görüyoruz. Özellikle iktidar veya muhalefetlere payanda olma isteğinden dolayı güncel sorunları tartışamadığımızı görüyorum. Dolayısıyla bir çoğumuz yanı başımızdaki sorunları çözmeyi değil hep Ankara merkezli sorunlar üzerine değerlendirmeler yapmayı düşünüyoruz.
Sonuç da yerelde yani yanı başımızdaki sorunları konuşamıyoruz. Sokağımızdaki okullara uğramıyoruz. Mahallemizin spor kulüplerini tanımıyoruz. Öteki sokaktaki bir sivil toplum örgütünü bilmiyoruz. Çevre için belediyelerimize yardım elimizi uzatamıyoruz. Sanıyorum bu yüzünden de STK’lar olarak hem düşünce üretim gücümüz zayıflıyor hem de katılım ve paylaşım gücümüzü oluşturamıyoruz. Sonuçta kamu oyunun dikkatini çekebilecek kadar fazlaca aktif olamadığımız gibi toplumumuzun da üzerinde sosyal bir eğitimi sağlayamıyoruz.
Ama şunu yapıyoruz. Bildik veya tanıdık her hangi bir sanatçı veya bilim adamı veya yazar olarak onun bir şekilde iktidar veya muhalefet taraftarlığını gördüğümüzde veya bizim gibi düşünmediğini fark ettiğimizde maalesef gerisini hiç düşünmeden o insanı karalamaktan ve kapımızın önüne koymaktan da maalesef geri kalmıyoruz.
Neden acaba? Bırakalım adam isterse Gezi’ye katılsın isterse Erdoğan’ı sevsin veya karşı olsun ama mutlaka işini yapmasına bir engel çıkarmayalım artık. Demem o ki, hem demokrasiden söz edeceğiz hem de bir sözü üzerine sanatçılarımızı, yazarlarımızı, insanlarımızı tukaka edeceğiz, nasıl bir demokrasi anlayışı ki bu davranışlar? Unutmayalım ki bu topraklarda yaşayan herkisin günün birinde mutlaka birbirlerine ihtiyaç duyabileceği günler de olabilir. Allah korusun, deprem olur, sel olur, yangın ve hatta savaşlarda olabilir, işte o zaman şu yaptığımız yanlışlıkları nasıl düzelteceğiz ben bunları çok merak ediyorum açıkçası. Dolayısıyla biran önce frenlere basalım ve geleceğimizi düşünerek ayrışmayı değil birleşmeleri düşünelim diyorum.
 
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 834