Bugün: 17.10.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • ENDİŞELER CESARET KIRICI OLMAMALI

ENDİŞELER CESARET KIRICI OLMAMALI

Arteka`dan..
Soğuk savaş yıllarından bugünlere doğru gelişen dünyaya yakından baktığımızda sanat ve kültürel faaliyetler başta olmak üzere enerji, para ve ekonomi üzerine büyük değişimler yaşandığını görüyoruz. Özellikle silahlı ortaklıkların yerini artık daha farklı ama daha önemli gördüğümüz ticari ortaklıkların oluşturulma çabaları ile karşılaşıyoruz. Yani tüm uluslar ben geleceğimi nasıl garanti altına alır, ulusumu nasıl refah içinde yaşatabilirim uğraşısı ile devamlı bir arayış ve güncelleme çalışması içindeler.
Peki dünya devamlı değişirken, ülkeler bir bir yaşam düzeylerinin daha iyi olması için uğraş veriyorken bizler ne yapıyoruz acaba? Maalesef kendimizi çağa uydurmak adına  bilimsellik ve araştırma peşinde koşmak yerine hala eskilere dayanan, demode olmuş, kısır ve son derece düzeysiz siyaset alışkanlıklarımızla adeta yerimizde saymaya devam ediyoruz.
Her şey bir tarafa özellikle ülkemizin geleceği üzerine konuşurken sanki bütün dünyanın el birliği etmişcesine ülkemiz üzerinde planları varmış gibi bir algının devamlı olarak toplumumuza pompalanmaya çalışılması bence hiç de doğru değil. Örneğin Türkiye`nin bölünmesinden Orta Doğunun paylaşımına kadar hemen hemen bir çok iç ve dış sorunlarımızın hep başkaları tarafından planlanmakta olduğu düşüncesi ile karşılaşıyoruz.. Sanki Türk entelektüelleri, Türk aydınları, Türk mühendisleri, Türk işçileri, Türk gençliği, Türk siyasileri olarak hiçbir şey yapamıyoruz, becerimiz yok da birileri bizim yerimize iş yapıyor gibi bir dayatmaya tanık oluyoruz. Ve maalesef bunda inandırıcıda oluyorlar bunu da söylemeliyim.
Sonuç da ben böylesi dayatmalarla gençlerimizin yeni düşünceler üretilmesi konusunda karamsarlığa düşebileceklerini ve hatta bizden bir şey olmuyorsa benim çabamla ne olacak gibi bir şeklide cesaretsizliğe sürüklenebilecek endişelerini taşıyorum.
Bakınız bu gün sayısını bilemediğimiz kadar televizyon kanallarımız var, gazetelerimiz ve de binlerce günlük yazı yazan köşe yazarlarımız bulunmakta. Ve bizler devamlı olarak hep benzer fotoğrafları göz önüne koyarak yani bizler toplum olarak ne yapsak boş anlamında birileri hep bizim hakkımızda nasıl olsa düşünüyorlar algısı ile hareket ediyorsak eğer birilerinin bu toplumdan yeterli düşünce ve davranış üretimini beklemesi gerçekten çok zor olacağı açıktır.
Bakınız bu gün en son yaşadığımız şu akil adamlar örneği var elimizde. Aslında içinde hem doğruları ve hem de yanlışları olduğunu gördüğüm bir uygulama olan bu `Akil Adamalar` çalışması ama bakıyoruz hep yaptığımız gibi olayı yine sadece ak ve kara şeklide yorumlayarak bırakalım fikri tartışmaların yapılmasını işi taa eski örneklerle ilişkilendirerek adeta vatan hainliğine kadar götürebildik çok şükür. Sonuç da yine her şey oluruna kaldı ve de böyle gidecek gibi görünüyor.
Bakınız son cümlem şu olacak bu konuda. Bir toplumda doğrular ve yanlışların seçimi veya belirlenmesi sadece siyasilerin iki dudağı arasında belirginleşmemeli. Bunları toplumun söylemleri, toplumun tartışmaları belirleyebilmelidir. Ve en son sözü de siyasilerin söylemesi gerekirken bizde siyasiler önce konuşuyor ve ardından toplum susuyor veya susmak zorunda kalıyor maalesef. Burada ciddi bir tersliğin olduğunu söylemem gerekiyor. Lütfen bırakalım artık şu şov şeklindeki hiddetli savurmaları, küfürleri. Bırakalım ki doğru yanlışları aydınlar, entelektüeller, üniversiteliler konuşabilsin artık. Demokrasi de bu değil mi zaten.
Sonuç olarak her gün yeni senaryolar yazarak en başta gençlerimizin ve ardından düşünce adamlarımızın önünü kapatabilecek söylemlerimizden sakınalım diyorum. Unutmayalım ki 75 milyonluk nüfusumuzla bu ülkenin, her türlü oyun karşısında dün olduğu gibi bu günde ve hatta gelecekte de daima her oyunu bozabilecek bir gücü vardır, aydını vardır, genci de vardır.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 785