Bugün: 17.10.2017

Çizgili Demokrasi


Bu gün hangi konuda olursa olsun yaşadığımız güncel ilişkilere baktığımızda kural tanımamazlık üzerine epey söyleyeceklerimiz olduğunu çok iyi biliyorum. Ve aramızda tartıştığımızda da bu konuda öneri ve örneklerimizin çokluğu da dikkat çekici..
Aslında demokrasi konusunda konuşurken bir çok ayrıntının çok kolay düzelebileceği gibi bir inancımızda var ama işler güncel uygulamalar konusuna geldiğinde her ne dense örnek diyebileceğimiz çağdaş fotoğrafları pek göremiyoruz yakın çevremizde.
Geçtiğimiz günlerde Hürriyet gazetesinden Fatih Çekirge’nin makalesinde gösterdiği KIRMIZI ÇİZGİLİ fotoğrafa bakınca ‘biz niye hala yapamıyoruz’ gibi düşünmeden edemiyor insan. Fotoğraf; ellerinde protesto pankartları olan bir grup insanın önlerinde bulunan yere çizilmiş kırmızı çizgiyi geçmeden eylemlerini sürdürmeleri üzerine yayımlanmakta.
Biliyorsunuz ki bu gün bu tarz uygulamalardan belki de en öne çıkanının ABD’de Beyaz Saray karşısında yapılmakta eylemlerin görüntüsüdür. Her hangi bir konuda yapılacak bir eylemin burada, yani siyasilerin görebilecekleri bir noktada eylemin yapılmasına olanak sağlayan demokratik bir düzenleme bu düzenleme konusu. Bu çizgiyi geçmeden her şeyi yazıp söyleme özgürlüğünüz var ve bu sınırları geçmediğiniz sürece de hiçbir görevlinin veya hiç kimsenin eylemcilere dönük önleyici tavrı bulunmuyor. Dolayısıyla toplum olarak demokrasi içinde adı konmamış veya belirlenmemiş özgürlükler konusundaki sınırlamaları ihlal etmemeye özen gösterdiklerini rahatlıkla görebiliyoruz.
Burada demem o ki ne polis göstericilere bir müdahale de bulunabiliyor ne de göstericiler kendilerine gösterilen sınırları aşmayı düşünebiliyor.
Bu gün aynı uygulamaların hava alanlarında olduğunu, bankalarda yapıldığını da görüyoruz ve tüm bunların kişi haklarına saygı adına uygulanmakta olduklarına tanık oluyoruz. Ve bu gün ülkemizdeki bir bankamatiğin önünde işimizi yaparken acaba kaçımız bir iki metre geride bekleyebiliyoruz ki? Örneğin yıllardır bir türlü önleyemediğimiz şu sokaklardan geçen düğün konvoylarının verdiği gürültü kirliliğine bakalım ve hala nasıl devam ettiriliyor, üzerinde düşünelim biraz.
Demokrasinin bir kuralsızlıklar rejimi olmadığını, kurallara uyumun veya kurallara saygının iktidarlar için değil toplum gereği olduğuna mutlaka inanmalıyız artık. Unutmayalım ki iktidarlar daima geçici olup toplumlar kalıcıdır.
Bakınız bu gün ülkemizde yapılan spor müsabakalarında polis ve jandarmaya görevler verilmese acaba diyorum, hangi amatör maçımızı sağlıklı bir şekilde tamamlarız ciddi olarak düşünenlerdenim? Hani ben çizgi, şerit ve kordelalar gibi çok basit önlemleri geçtim, demir parmaklıklar ve tel örgüleri bu gün tanımıyorsak eğer işimiz gerçekten çok var demek istiyorum.
Unutmayalım ki çağdaş demokrasi bir tahammül etme sanatıdır. Ve dolayısıyla da itirazlarda olacaktır, olmalıdır da zaten. Ama bunları yaparken de, sınırları zorlama ve ihlal etme, küfür ve hakaretler, taş ve sopa kullanma gibi uygulamaların da hangi tarz bir demokrasi uygulaması içinde olduğunu da birilerinin açıklaması gerekiyor artık.
Sonuç olarak konuştuğumuz konunun gerçekten zor bir konu olduğunun bilincinde olarak demokrasiyi istiyorsak eğer sadece konuşmayı değil önce örnek olmayı sonrasında da iyi örneklerin yanında bulunmayı mutlaka düşünebilmeliyiz..
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ