Bugün: 24.06.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • YOK BİRBİRİMİZDEN FARKIMIZ DENMEMESİ İÇİN!

YOK BİRBİRİMİZDEN FARKIMIZ DENMEMESİ İÇİN!


Türkiye’de  devletin idari ve siyasi yapılanması, teşkilatlanması  ve gelişimi üzerine  bir çok akademik ve bilimsel çalışma mevcut. Ancak, konu ‘yerel yönetimler’ ve ‘yerel siyaset’ olduğunda  bu alanda yapılmış akademik ve bilimsel çalışmalarla yerel de belediyecilik ve yerel siyaset  alanında   ciddi bir boşluk olduğunu, teori ile pratik arasında derin uçurumlar olduğunu görüyoruz.


Kuşkusuz, bu durumun çok yönlü nedenleri var. Örneğin, Balıkesir ve ilçeleri bazında yerel yönetimler ve yerel siyaset ilişkisi de irdelendiğinde, mevcut yerel yöneticiler ve beldelerdeki siyaset anlayışlarının bir anlamda birbirini tamamladığını, ancak hem tarihsel açıdan hem de kültürel açıdan oluşmuş yöneticiler ile toplum arasındaki boşluğun bu alana da tüm ağırlığıyla nüfus  ettiğini gözlemliyoruz.


Balıkesir büyükşehirin 20 ilçesi var. Balıkesir büyükşehir belediyesine hakim olan yerel yönetim anlayışı ile muhalefet partili ilçe belediye başkanlarının yönetim anlayışı arasındaki  farklılık ya da birliktelik noktaları nelerdir, diye sorsak, genel olarak  partisel farklılıklar  dile getirilecektir. Aralarındaki partisel farklılıkları ve bunun yerel yönetimlere yansıma biçimlerini sorduğunuz zaman ise, yine genel siyasi ifadelerle konu geçiştirilecektir.


1923 DE ‘YENİ TÜRKİYE’NİN İMARINDA YAŞANAN SIKINTI!


Ben, bu sorunun dün olduğu gibi bugün de büyükşehir belediye başkanı Uğur için en zor ve karmaşık sorun ve sıkıntı olduğuna inanıyorum. Çünkü, biz de felsefi, ideolojik ve siyasal açıdan Cumhuriyet devletinin temellerinin ilk atıldığı günlerden başlayarak, devletin, siyasal ve sosyal yaşamın Batı anlayışıyla düzenlendiğine ve şekillendirildiğine inanıyorum.


Çünkü, tarihimize ve kültürümüze, inanç ve geleneklerimize  yabancıyız!


Örneğin, büyükşehir başkanı Uğur, yaral yönetim anlayışını ortaya koyarken, şöyle diyor:

“ İnsanlar yaşadıkları şehre kendilerini ait hissetmedikleri, şehri benimsemedikleri sürece, o şehrin kalkınmasına, değişmesine ve layıkıyla temsiline, olumlu katkı sunamayacaklardır. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Başbakanımızın ve AK Parti’nin yerel yönetimlerinde benimsedikleri sosyal karakterli yerel yönetim anlayışına verdikleri önemden aldığımız ilham ile, projeler üretiyor ve ürettiğimiz projeleri büyük bir şevk ile uygulamaya koyuyoruz. Biz şunun bilincindeyiz; Yol, kavşak ve altyapı çalışmalarımız biraz gecikebilir, bu gecikmeyi telafi edebiliriz. Ancak insanı ihmal edemeyiz, insanı ihmal etmenin telafisi mümkün değil. Biz Şeyh Edebali Hazretleri’nin Osman Gazi’ye vasiyetinde ifade edildiği gibi, “insanı yaşat ki, devlet yaşasın.” diyen bir anlayışı şehrimizde hayata geçirmeye gayret ediyoruz .Bizde Yerel Yönetim hizmetleri oldukça eski ve köklüdür. Vakıflar, şehirlerin sorunlarının çözümünde hayatî önemde rol oynayan kurumlar olarak yüzyıllarca varlıklarını sürdürmüşlerdir. Loncalar ve esnaf teşkilatları, şehrin meselelerinin çözümünde önemli roller üstlenmişlerdir. Bunlar, çarşı-pazarın düzen ve prensiplerini, iş ahlakını, yaptırımları belirleyen ve uygulayan kuruluşlardı. Bu anlamda Darülaceze gibi, Darüşşafaka gibi müesseseler insan odaklı hizmetin bizdeki somut örnekleridirler. Bakınız, İstanbul’un Fethi’nin hemen ertesi günü Hızır Çelebi, Fatih tarafından bir “Şehrül emin” olarak şehrin yönetimine atanıyor. Hızır Çelebi, göreve başladığı andan itibaren “insanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” düsturuna uygun bir hizmet anlayışını, tüm faaliyetlerinin merkezine getiriyor. Bu tarihi olay, bizim kent ve Yerel Yönetim konularına bakışımızın özünü teşkil ediyor. Batıda böyle bir anlayış, bizden ancak 400 yıl sonra, bir başka ifade ile 19. yüzyılda ancak ortaya çıkmıştır. İşte böylesi köklü ve veciz bir Belediyecilik anlayışının günümüzdeki temsilcileri olarak bizler, 2014 yılında göreve geldiğimiz günden bu yana merkeze insanı alan, insan odaklı bir hizmet anlayışıyla hareket ediyoruz.”


Aynı veya benzer bir soruyu CHP’li bir belediye başkanına sorduğunuzda sosyal demokrasi açısından yerel yönetim anlayışını size anlatacaktır.


BİZ DE VE BATI DA BELEDİYECİLİK!


Oysa ki, Selçuklu ve Osmanlıdan başlayarak ‘taşra örgütlenmesi’ olarak kabul edilen belediyecilik hizmetleri konusunda Batı’da kentleşmenin tarihsel gelişimi ve yerel yönetimlerin oluşturulması sürecinde  yaşanmış öne çıkan lapılar ile tarihsel, sosyal ve kültürel doku uyuşmazlıkları ve farklılıklar üzerinde durulmaz bile.  Örneğin, Batı toplumları, kadı, vakıf, loncalar gibi esnaf teşkilatlanmalarına yabancıdır. Biz de, 3 Kasım 1839 Gülhane Hatt-ı Humayun’un ilanı ile başlayan ve 1876 yılına kadar uzanan Tanzimat, geleneksel örgütlenmelerin “tanzim” edildiği, batılılaşma yönündeki reformların olduğu, Avrupa’nın üstünlüğünü esas alan bir değişmeyi ifade eden bir dönem olmuştur.


Bu yönüyle, Türkiye’nin “büyük bir aile” olması gerçeğinden hareketle  büyükşehir belediye başkanı  Uğur’un sıklıkla kamuoyunun gündemine taşıdığı Balıkesir’in “büyük bir aile” olması düşüncesi, siyasal açıdan popülist bir anlayışın ya da  iyi niyet mesajı olmanın ötesinde  “hizmet” konusunda siyasal bir felsefenin, tarih ve kültürü ile barışık bir yerel yönetim anlayışının sonucu olarak görülmeli.


YÖNETENLERİN MİLLETİN HİZMETKARI OLMASI!


Bunun bir diğer ifade biçimi, yöneteninin yönetilenle ilişkisini “hizmet-hizmetkar” anlayışıyla ele almasıdır ki, bu başkan Uğur’un icadı bir tanımlama olmayıp, tarihten ve geleneksel kültürden, inanç sisteminden  beslenen bir yönetim anlayışıdır.


“Yeni Türkiye”  amacına uygun yola çıkmış olanların, bu  hedefe ulaşılması yönünde siyaset anlayışı  ve siyasetçi  prototibini de değiştirmeye aday olması, kurumların, bürokrasinin  ve toplumun tüm kesimlerinin de buna hazırlanması  Türkiye’de Cumhuriyet tarihi boyunca dile getirilmiş en büyük iddia ve değişim, dönüştürme, yenileme hamlesidir. Bu devlet ve toplum nezdinde yeniden yapılanma, restorasyon ve reorganizasyondur.


Bu nokta da şu soru sorulabilir: Ülkeyi bir yana koyduk ama Balıkesir büyükşehir nezdinde  AK Partiyi ilçe belediye yönetimleri ve parti teşkilatları vakanın ne kadar farkında. AK Parti nezdinde, mevcut yerel yöneticiler ve parti teşkilatları  “yeni siyaset anlayışı”nı ne ölçüde anlayarak, ilgi ve sorumluluk alanlarına taşıyabiliyorlar?


Toplum bu “yeni”yi ve değişim, dönüşümü ya da farklılığı kendi yerelinde, beldesinde, çevresinde ne kadar hissediyor? Çünkü, bu siyasi felsefenin ve yönetim anlayışının ete kemiğe bürünebilmesi,  toplumda farklılık  ve farkındalık yaratabilmesiyle, toplumla içselleşmesiyle mümkün.


BİZE 5 YIL KOLTUĞU ISITACAK YÖNETİCİLER LAZIM DEĞİL!


 Büyükşehir belediye başkanı Uğur, beyanlarında bunu net bir şekilde şöyle anlatıyor:


“Bu hedefe bağlı olarak, Balıkesir Büyükşehir Belediyemiz tarafından alınan ve özel olarak tefriş ettirilen bu “Etkinlik Tırımızın”, Bütün paydaşlarımızın da etkin katılımlarıyla, şehrin bütün mahallelerine ulaşmasını sağlayacak çalışmayı başlattık. Ulaştığı her mahallede, bütün proje paydaşlarıyla birlikte, ücretsiz sağlık taramaları ve sağlığın korunmasına ilişkin bilgilendirici faaliyetler, periyodik eğitimler, kültürel etkinlikler, film gösterimleri, tiyatrolar, eğlenceli yarışmalar, ziyaretler, tatbikatlar, afetlerden korunma yöntemleri, canlandırmalar, atölye çalışmaları vb. birçok faaliyet yürütecek. Bu faaliyetleri yürütürken şehrin bütün bileşenleriyle ortak hareket ediyoruz.”


Dikkat edilirse, tam da bu nokta da azımıza pelesenk olmuş sosyol demokrasi veya liberal söylemler Batılı siyasi literatür  hükmünü  ve değerini bitiriyor. Çünkü, temelinde, bu coğrafyada yaşan insanların tarihine ve kültürüne, inanç ve geleneklerine ters veya aykırı, yabancı bir şey yapmıyorsunuz. Söylenenlerin hepsi sizin dününüzde zaten var!


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 177