Bugün: 24.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • YILLANMIŞ OYUNLARI BOZMA ZAMANI!

YILLANMIŞ OYUNLARI BOZMA ZAMANI!


15 Temmuz darbe kalkışması ve Fetullahçı terör örgütü üzerine bugüne kadar gazeteci olarak  sayısız haber ve yazar olarak da yine sayısız makale yazdım. FETÖ’yü ne 15 Temmuz darbe kalkışması ve sonrasında ne 17/25 Aralık komplosu sonrasında  tanıdım. Tam tersi, 90’li yıllarda tanıdığım ve yazdığım ABD/CIA beslemesi bana hiç bir zaman yabancı olmadı.


FETO’yu ve cemaatini hiç bir zamanda dinsel bir yapı olarak nitelendirmedim, görmedim. Dini kullanan bir düzenbaz ve ajandı! Bu gerçeği 90’lı  ve 2000’li yıllarda dile getirmiş olanların devlet imkanlarıyla nasıl defterlerinin dürülüp, Emniyet/Adliye/işbirlikçi medya tarafından nasıl çarmığa gerildiklerini, kurulan kumpaslarla nasıl  kendilerinin ve ailelerinin mağdur edildiklerini, yaşamlarının karartıldığını bilmekle kalmayıp, bizzat yaşayan insanlardan birisiyim. Sözün kısası, ülkenin ve halkın başına bela olmuş iblisi de, vatan hainini de biliyor ve tanıyorum.


Bugün 15 Temmuz darbe kalkışmasıyla ya da 17/25 Aralık kumpasıyla ya da MİT’e yönelik operasyonlarla gerçeği gördüm, gözlerim açıldı diyerek pişmanlıklarını dile getirenlere, FETO ile ilgili ifşaatlar da ve itiraflarda bulunan çok kişinin beyanlarını okuduğum da ya da anlatımlarına tanık olduğum da ise, acı acı gülüp geçiyorum.


TERÖR VE MAĞDUR EDEBİYATI!


Geçtiğimiz günlerde cezaevinde görevli bir kişiyle söyleşiyoruz ve tutuklu FETÖ’cülerin ne yaptıklarını soruyorum. Aldığım yanıtlar, anlatımları şaşırtmıyor beni. Hala suçsuz olduklarına ,İslam’ın vecibelerini yerine getirdikleri için suçlanamayacaklarına, örgüt olmadıklarına ve hatta basında yazılıp çizilenlerin siyasal iktidarın ve özellikle Erdoğan’ın  kendilerine yönelik kumpas kurma operasyonu olduğuna inandıklarını söylemeleri ve duruşmalarının başlamasıyla suçsuzluklarının anlaşılıp, bırakılacaklarına inandıklarını ilgiyle dinliyorum.


Mağdur edebiyatının her zaman alıcısı olmuştur. Bugün de bu edebiyatın alıcısı, ne yazık ki ,başta CHP ve HDP’nin olması hiç şaşırtıcı gelmiyor bana. Ülke dışında da başta ABD, NATO ve AB ülkeleri bu algı operasyonunun medyaları ile birlikte vaz geçilmez efendileri durumunda. Bu da şaşırtıcı olmasa gerek!


Bir HDP/PKK’lı ya da FETÖ ile ilişkili kişiyle oturup, konuşun! Hepsinin ağzından amaçları ve yüksek idealleri ile ilgili sözler duyarsınız. Hepsinin kendisine göre, hainliğinin, baş kaldırışının, terörist eylemlere yönelişinin, halka kurşun sıkmasının, insanları bombalarla katletmesinin, yabancı istihbarat örgütleriyle düşüp kalkmasının  gerekçeleri ve mazeretleri vardır.


İHANETİN KARDEŞİ GAFLET VE DELALETTİR!


Ve güçlü  bir devlet olarak, bir tek yurttaşınızın bile terör batığına yem olmasını istemiyor, yabancı istihbarat örgütlerinin yemi olmasını istemiyorsanız, karşınızdakini dinlemek, anlamak ve gerekli  önleyici adımları daha vakanın başında atmak zorundasınız!


Çünkü, gaflet ve delaletin kardeşi ihanettir!


BİR TEK İNSANIMIZDAN BİLE VAZGEÇME LÜKSÜMÜZ OLMAMALI!


Şaka falan değil, örneğin, bölücü terör örgütü ile onlarca yıldır sürdürülün mücadelenin sonucunda binlerce yurttaşınız can verdi, şehit düştü, maddi ve manevi zarar gördü. Keza, FETÖ operasyonları ile yine binlerce insanınız örgütle ilişkisi nedeniyle tart edildi, tutuklandı. Sadece 15 Temmuz kalkışmasında darbeciler tarafından 250’ye yakın insanımız katledildi, binlercesi yaralandı.


Ya 12 Eylül 80 darbesi öncesi sağ veya sol adına öldüğü beyan edilen 5000 insanımız! Ya 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbe yönetimleri döneminde asılan, işkencehanelerde sorgulanıp, öldürülen, zindanlarda çürütülen, kıyıda kenarda faili meçhule gitmiş insanlarımız?


Bugün gelişmiş hiçbir ülkeye ve toplumlarına, doksan küsur yıllık Cumhuriyet tarihinde yaşanan bu kırımları  ve kıyımları anlatamazsınız! Çünkü, gerekçesi ne olursa olsun, söz konusu olan insandır ve insanlarımızdır ve insanlarınızı böylesine hoyratça heba etme hakkına ve lüksüne sahip değilsiniz!


15 TEMMUZ DİRENİŞİNE TİYATRO DİYENLERİN OYNADIĞI TİYATRO!


Türkiye’ye ve bu coğrafyada yaşayan insanlara, devlete pusu kuran, oyun kuran, karanlık, kirli ve kanlı  kumpas organizasyonları gerçekleştiren güç ve çıkar odakları belli. Dünyanın tüm geri kalmış ya da gelişmekte olan ülkeler ve halklarına yönelik bu eylemlerde bulunan küresel güç ve çıkar odakları, istihbarat örgütleri belli ve zaten biliniyor! Bugün sokakta hangi kesimden insana sorarsanız sorun, ülkenin dün de bugün de içine sürüklendiği belanın  fail ya da faillerini bilmeyen yok!


O zaman hesaplaşacağız ve bu güç ve çıkar odakları ile hesaplaşmak kaderimiz! Ve en önemlisi, millet, artık, bu tarihsel ve toplumsal gerçeğin farkında!


15 Temmuz  darbe kalkışmasına karşı, milletin gösterdiği direnç ve direniş, aynı zamanda bir işaret fişeğidir! Millet, etnik ve mezhep farklılıklarını ulusal birliği ve beraberliği önünde bir kez daha engel olarak görmediğini dosta düşmana haykırarak, onlarca yıldır  küresel efendilerle işbirlikçilerinin  ilmik ilmik ördüğü gaflet, delalet  ve ihanet batağına dikkat çekti, kurutmaya bizzat talip oldu!


Düne kadar küresel efendilerine biat edenler, bugün milletin ulusal bağımsızlık ve egemenlik özlemine  ve iradesine biat etmek, eğilmek zorunda. Millet,  bugüne kadar ki, tüm ideolojik ve siyasal kalıpları parçalayıp, tarihin çöplüğüne attı.


 “YENİ TÜRKİYE”NİN DOĞUM SANCILARI VE VATAN BORCU!


Bu millet, artık, utançla, yaşamak istemiyor. Ulus içine itildiği utançla geleceğini kurma şansı olmadığını görüyor ve “Yeni Türkiye”yi yaratmanın, zorluğunu, çilesini ve bedelini tüm çıplaklığı ile görüyor. Hesaplaşma azmi ve iradesi, yaşamın her alanında yosun tutmuş statik yapıları zorluyor, değiştirip, dönüştürüyor. Bugün devletin ve siyasal yaşamın zirvesinde esen fırtınaların, çalkantıların, sancıların temel nedeni de budur ve bu,”Yeni Türkiye”nin  doğum sancısıdır!


15 Temmuz darbe kalkışmasında ayağa kalmış, canı pahasına direnmiş ve kazanmış, günlerce sokak ve caddelerden, meydanlardan çekilmeyerek  demokrasi nöbetleri tutarak, toplumsal direnç ve eylemini 2.ulusal kurtuluş savaşı diye tanımlamış bu millete rehberlik etmek, tüm aydınlarımızın, entellektüllerimizin, siyasetçilerimizin, sanatçılarımızın  yani herkesin  vatan borcudur!


Türkiye bu katılmışlık çemberini ancak ulusal bağımsızlığına ve egemenliğine birlik ve beraberlik içinde sahip çıkarak aşabilir. Türkiye, bugüne kadar canımızdan can almış, yaralamış, berelemiş, canımızı acıtmış  gaflet, delalet ve ihanet temsilcilerinden ancak böyle kurtulabilir.


Artık,şunu diyebilmeliyiz:  Küresel efendilerin güç ve çıkar hesapları için gözdenr çıkartabileceğimiz, kumpaslara alet kılacağımız bir  canımız bile yok! Bu vatan da bu vatanın üzerinde canlı cansız ne var ise, hepsi bizim! Başka kapıya!


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 276