Bugün: 23.08.2017

TÜRKİYE YOL AYRIMINDA!


FETÖ üyesi darbeci askerleri iade etmeyen Yunanistan Yüksek Mahkemesi’’nin, 15 Temmuz darbe girişiminde helikopterle Yunanistan’a kaçan 8 darbeci askerin iade talebini reddetmesi  Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkileri  bir anda  gerdi.


Türkiye, iki ülke arasında imzalanmış  Uluslararası Adli Yardımlaşma ve Suçluların İadesi Anlaşması kapsamında darbecilerin iade edilmemesi kararına sert tepki göstererek, 2007 yılında imzalanmış  antlaşmanın yeniden gözden geçirileceğini açıkladı.


Yunanistan’ın bu tavrı ve duruşu şaşırtıcı mı, hayır!


YUNANİSTAN’IN BU KAÇINCI KAZIĞI?


400 yıl Osmanlığı hükümranlığı altında kalmış Yunanlıların, İtilaf Devletlerinin himayesi ve kışkırtıcığı ile 15 Mayıs 1919’da  İzmir’i işgali ve sergiledikleri zulüm Mondros mütarekesinin  ağırlığının şaşkınlığını yaşayan  ve bir anlamda 1.dünya savaşının sonucunu kaderci bir anlayışla yenilgi psikolojisi içerisinde kabullenmiş Anadolu’da milli uyanışı ve direnişi ateşlemiş, Anadolu insanı içine sürüklendiği miskinlikten hızla kurtulmuştu.


Son olayla birlikte şimdi öğreniyoruz ki, Uluslararası Adli Yardımlaşma ve Suçluların İadesi Anlaşması kapsamında 2007’den bu yana Türkiye’nin Yunanistan’dan 50 iade talebi olmuş. 6 Dev- Sol, 24 DHKP-C, 8 FETÖ, 1 Hizbullah, 1 MLKP, 1 PKK, 1 THKP-C, 5 TKP-ML ve 3 diğer örgütlerden olmak üzere 50 karşılıksız kalmış iade talebi!


8 FETÖ  asker üniformalı terörist darbecinin  rütbeleri şöyle: 2’si kurmay pilot binbaşı, 4’ü kurmay pilot yüzbaşı, 2’si ise astsubay kıdemli başçavuş…Rütbeler ve sorumlulukları dikkate alındığında  darbeci kaçakların sahip oldukları teknik ve istihbarat bilgisi ulusal güvenliğimiz açısından da ayrı bir önem kazanıyor.


YUNANİSTAN: İHANETİN VE ALÇAKLIĞIN ODAK ÜSSÜ!


Peki, geçmişde ASALA teröristleri hangi ülkeleri lojistik beslenme ve destek merkezi olarak kullanmıştı ve uluslararası hamileri hangi ülkelerdi?


Yine Yunanistan başta olmak üzere Batı Avrupa ülkeleri..!


ASALA terör örgütü  geri çekilirken sahneye sürülen  ve ülkemizin başına bela olan PKK terör örgütü ve lideri Apo için Yunanistan  ve Batılı ülkeler ne ifade etmekteydi? Türkiye’nin TSK’nin zorlamasıyla Suriye’den çıkmak zorunda kalan ve kendisine barınacak ülke arayan PKK lideri Apo için Yunanistan’ın vazgeçilmez önemi ne idi? PKK terör örgütü lideri Apo en son Kenya’da Yunanistan büyükelçiliğinde  CIA elemanlarınca paketlenip, adrese teslim edilmedi mi? Öcalan`ın üzerinden Lazaros Mavros adına düzenlenmiş bir Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu çıkmadı mı?


Yunanistan’daki başta Lavrion mülteci kampı olmak üzere Kinesa ve Dileysi mülteci kamplarını bilir misiniz?12 Eylül 1980 askeri darbesinin ilk zamanlarında Türk terör örgütlerinin  kontrolündeki bu kamplar, hızla birer PKK kampı haline dönüştürüldü.


SOL ADINA KENDİNİZİ KULLANDIRMAKTAN BIKMADINIZ MI!?


Şimdi sormak gerekiyor: Hepsi aşırı sol radikal  silahlı terör örgütleri olan bu örgütler ve üyeleri, kapitalist bir ülke olarak, Türkiye ile birlikte ‘komünizme karşı’ oluşturulmuş NATO’nun üyesi olmasına karşın, neden ve niçin, hangi dürtüyle  kapitalizmin emperyalizmin(aynı zamanda NATO’nun ) düşmanı, orak-çekici ve kızıl yıldızı bayrak yapmış, Marks-Engels-Lenin-Mao’yu lider olarak kabul etmiş  bu örgütleri topraklarında korur, himaye eder, eğitir ve  Türkiye’ye yönelik silahlı-bombalı terör faaliyetlerinde yardımcı olabilir?


Yaşananlar salt Yunanistan ile sınırlı bir vaka olarak da görülmemeli. At ile it izinin karıştırıldığı uluslararası ilişkilerde ülkeler ve devletler arası savaş artık nitelik ve biçim, yöntem değiştirmiş durumda.  Bir ülkenin  hedef olarak belirlenmesi ve yıpratılarak zayıflatılması ve  çökertilmesinde  ‘terör örgütleri’ ve terör vazgeçilemez bir savaş yöntemi olarak kullanılıyor.


Kaçak, darbeci 8  FETÖ teröristinin Yunanistan’dan Türkiye’ye iade edilmemesi tarihsel ve toplumsal açıdan aynı zamanda dramatik bir vakadır. Yunanistan askeri darbelere yabancı bir ülke de değildir. 1967-1974 yılları arasında Albaylar Cuntası altında  ezilen Yunanistan da, aynı şekilde Türkiye, Cuntacı Albaylara kucak açmış olsa idi, Yunan halkının tepkisi acaba ne olurdu?


Ya da yıllarca Yunan devletine ve halkına kök söktürmüş  17 Kasım silahlı terör örgütüne aynı şekilde Türkiye yataklık yaparak, bu teröristlerin hamiliğine soyunmuş olsaydı acaba Yunanistan bu durumu nasıl karşılardı?


BATICILAR İHANETİ DAYATIP,DEVŞİRİYOR!


Türkiye, uluslararası  alanda ve Batı ile ilişkilerinde bu güvenlik sorununu  genel olarak yaşıyor. Örneğin, 15 Temmuz darbe kalkışması ve işgal girişiminde aktif olarak yer almış üniformalı teröristlerden 40’ının da Almanya’dan iltica talebinde bulunduğu biliniyor. Üye olabilmek için yıllardır kapısında süründüğümüz AB’nin ve AB üyesi ülkelerin konu Türkiye’ye yönelik faaliyet gösteren silahlı terör örgütleri olduğunda, duruş ve tavırları belli.


2. dünya savaşından bugüne imzalanan ikili antlaşmalarla  ve NRATO üyeliği ile ‘staratejik müttefik’  ve ‘ortak’ olarak gördüğümüz, ABD’nin ve istihbarat örgütü CIA’nin Türkiye’ye yönelik faaliyetleri ve 15 Temmuz darbe kalkışmasında üstlendiği  rol ortada. ABD/CIA hamiliğinde Pensilvanya’da  besilenen ve organize edilen FETÖ hain örgütünün ele başısı Gülen’in iade edilmesiyle ilgili Türkiye’nin talebi ciddiye bile alınmadı! Keza, on yıllardır  binlerce insanımızın ölümüne, binlercesinin yaralanmasına neden olan PKK terör örgütüyle ABD/CIA ve NATO’nun flörtü ve Irak ile Suriye’de yaşananlar, YPG/PYD’nin  ‘müttefik’ ve ‘kara gücü’ olarak kabulü rezilliğin ve kahpeliğin  son perdesidir.


ULUSAL BAĞIMSIZLIK VE EFEMENLİK ŞİARIMIZ OLMALI!


Bugün uluslararası bir gerçeğin iyi görülmesi ve iyi anlaşılması gerekiyor ki, o da şudur: Özellikle Türkiye solu ve sosyalist hareketi bileşenleriyle ve genel olarak kapitalist emperyalizmin  ideolojik ve örgütsel olarak  kontrol ve, yönlendirmesi altındadır. Özellikle radikal sol örgütler ve partiler, emperyal ülkeler ve istihbarat örgütleri tarafından  tepe tepe kullanılmaktadır.


Batı’nın in hak ve özgürlükleri, ifade ve örgütlenme özgürlüğü gibi evrensel haklardan ve demokratik normlardan bahisle darbecilere, hainlere, etnik ve mezhepsel bölücü teröristlere hamiliğinin ne özgürlükler  ne de demokrasiyle hiçbir  ilişkisi bulunmamaktadır.


Türkiye, ulusal bağımsızlığına ve egemenliğine her zamankinden bin kat daha fazla sahip çıkmak, korumak ve kollamak, güçlendirmek zorundadır. Türkiye üretime dayalı ekonomisiyle Cumhuriyet rejimini korumak, sistemini ihtiyaçlarına uygun biçimde reformize etmek, devlet ve toplumsal yaşamı her alanda millileştirip, yerlileştirerek geliştirmek zorundadır. Türkiye, yeni bir ulusal güvenlik stratejisi belirleyerek, uluslararası güvenlik ilişkilerini bu gerçeğe göre yeniden şekillendirmelidir.


Esen kalın…


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 187