Bugün: 20.11.2017

TÜRKİYE VE MİT


Dün olduğu gibi bugünde her ülkenin ulusal bir istihbarat örgütü ve bu örgütün bilindiği ve yazıldığı kadarıyla bir tarihsel geçmişi, evrimi vardır. Milli İstihbarat Teşkilatı, MİT’i son yıllarda tarihi üzerine yazılmış sınırlı kitaplardan bilir ve tanırız.


Ancak, istihbarat örgütümüz konusunda  kamuoyunun ilgisi çok da olsa yeterli bilgisinin olduğunu söylemek zor. Hatta MİT konusunda sınırlı olan bilginin yetersizliği bir yana  MİT’in farklı ülkelerin istihbarat örgütlerinin yoğun bir  manipülatif ve dezenformasyon faaliyeti altında bulunduğunu, bu algı faaliyetlerinin sonucunda da kamuoyunda MİT konusunda çok farklı, gerçeklikle bağdaşmayan “kötü” ve “olumsuz” bir kanaatin toplumda oluşturulduğunu söylemek mümkün.


Gazeteci ve yazarların veya toplumumuzdaki kanaat önderlerinin MİT konusunda yazı yazmaları,üzerinde konuşup tartışabilmeleri ,yorumlarda bulunmaları bile bugüne kadar  toplumumuzda hep cesaret konusu ve riskli olarak kabul edildi. MİT üzerinde konuşanlar ve yorum yapanlar toplumda düne kadar “makbul insan” olarak kabul edilmedi.

Bunun bir çok nedeni var.


MİT, ADINA UYGUN ŞEKİLDE MİLLİLEŞMELİ


Öncelikle nedenlerinden birisi ise  siyasal ve sosyal olaylarda yaşanan olaylarda ve provakasyonlarda hatta cinayetlerle, işkencelerle, darbeler ve darbe dönemlerindeki uygulamalarla bugüne kadar hep MİT’in ilişkilendirilmesi ve MİT’in üstlendiği roldür.


Örneğin, rahmetli  Necip Hablemitoğlu ile MİT üzerine ve faaliyetleri konusunda uzun uzadıya yaptığımız sohbetleri anımsarım. Hablemitoğlu, aynı zamanda   bir istihbarat tarihçisiydi ve yaygınbasında yaşamının son günlerinde MİT’in başına geçirileceği çok yazılıp, çizilirken,MİT’e olan ilgisini içine sindiremeyenler ve yabancı istihbarat örgütlerinin yurtiçi faaliyetlerinin deşifre edilmesinden rahatsız olanlar soyadından hareketle”Hable-MİT-oğlu”nu  kişi olarak hedef göstermenin ve karalayarak,itibar suikastine yönelmenin arayışlarını sergilerlerdi. Zaten, sonuçta da FETÖ kullanılarak Alman BND ve ABD/CIA ajanları tarafından evinin önünde suikaste uğrayarak, katledildi.


Rahmetli, yaşamında MİT’in  adı ile örtüşen bir teşkilat olamadığını, ”milli” bir istihbarat örgütü konumuna ulaşamadığını ve  başta ABD/CIA olmak üzere yabancı istihbarat örgütlerinin etkisi ve yönlendirmesi altında bulunduğunu vurgulardı.

Nasıl vurgulamasın?


MİT; ABD/CIA VE NATO’NUN GÖLGESİNDEN SIYRILMALI


27 Mayıs,12 Mart,12 Eylül,28 Şubat yanı sıra son olarak 15 Temmuz askeri darbeleri ve yaşanmış darbe girişimleri, sonuçları ortadayken, seçilmiş hükümetleri ve cumhurbaşkanlarını uyarmayan, darbecilerle işbirliği içerisinde ülkeyi ve toplumu ağır  mağduriyetlere taşıyan;  geçmiş yıllarda Kanlı Pazar, 1 Mayıs 77  ,Maraş  katliamları gibi  onlarca toplumsal olayda fiilen rol oynamış, suikastlerle anılmış bir istihbarat örgütünün “milli” ve “yerli” bir istihbarat örgütü olduğunu kim iddia edebilir? Ziverbey köşkünü, işkenceleri ve kontr-gerilla örgütlenmesini ve faaliyetlerini kim  unutabilir?


Devletin ve toplumun bağrında açılmış bu yara hala kanayan bir yaradır ve MİT’in adına yaraşır bir biçimde millileşerek,yerli bir istihbarat örgütü olarak  gerçek anlamda devletine ve milletine hizmet vermesi ve bu şekilde anılması başlı başına bir zaman sorunudur.


BOND VE CIA FİLMLERİ İLE ULUSAL ÖZGÜVENİMİZİ ZEDELEDİLER


Devlet de, siyasal iktidar da, MİT de, toplum da olayın vehametinin farkında ve önümüzdeki süreçte MİT’in ismine, varlığına yaraşır şekilde  “milli” ve “yerli” bir istihbarat örgütü konumuna ulaşması herkesin ortak temennisi ve özlemi.


Örneğin, MİT’in içine sindiği gizlilik kabuğundan sıyrılarak, TRT’de gösterime sunulan “Kızıl Elma” dizisi, toplumda büyük ilgi ve beğeni ile izlenen bir dizi oldu.Bugün benzer diziler ,aynı tadı vermese de televizyonlarda izleniyor.


Oysa ki, yıllarca bu ülkenin çocuk ve gençleri, insanları kadını erkeğiyle CIA operasyonlarını konu edinmiş film ve dizilerle, James Bond adı altında İngiliz gizli servisi konu edinmiş ajan filmleriyle yattı, kalktı.Bugün kısmen de olsa insanlarımız, MİT adında bir ulusal istihbarat örgütü olduğunu ,MİT ve elemanlarının da  yabancı istihbarat örgütlerini aratmayacak uluslararası operasyonlara imza attığını öğrenme şerefine nail oluyor.


MİT, BOŞUNA HEDEF YAPILMADI


Son günlerde MİT adına kamuoyunun gündemine düşmüş bir çok olay ve operasyon söz konusu. Örneğin, FETÖ operasyonuyla MİT Tırlarının durdurulması ve MİT elemanlarına yönelik uygulamalar ve sonrasında MİT ve ülke aleyhine yürütülen algı operasyonları, MİT Müsteşarı Fidan’ın yine FETÖ kumpasıyla derdest edilme çabası,15 Temmuz darbe ve işgal kalkışmasında MİT merkezine  helikopterden yapılan silahlı saldırı ve yaşanan çatışmalar bizlere  bir istihbarat örgütümüz olduğunu anımsatan acı ama , anlamlı olaylardı…


Ülkemize ve milletimize yönelik kuşatmanın ve çok yönlü saldırıların tavan yaptığı şu  günlerde sınırlarımızın hemen ötesinde yaşanan sıcak olayları an be  an izliyoruz. Bir anlamda ortalık ajan kaynıyor. Ülkemizin devleti ve milleti ile huzur  ve güvenliği açısından  sırtını emin şekilde  TSK’ne, kolluk güçlerine, MİT’e dayaması ayrı bir  ayrıcalık ve rahatlık.

Kuşkusuz, bu ayrıcalığın ve rahatlığın bir faturası var…


BAYIK OPERASYONU  ABD TARAFINDAN PKK’YA İLETİLMİŞ


Yine yapılan resmi açıklamalardan ve yaygın basın organlarından öğrendiğimize göre, böbreklerinden rahatsızlığı nedeniyle K.Irak’ta  Kürt Özerk bölgesinde Süleymaniye’de bir hastanede tedavi göreceğini öğrenen MİT,PKK yöneticisi Cemil Bayık’ı derdest ederek, ülkeye getirmek amacıyla operasyon hazırlıklarına girişti. Ancak, K.Irak Kürt Özerk bölgesi yetkililerinin ABD/CIA’ye bilgi sızdırması, onlarında operasyon konusunda PKK’yı bilgilendirmesi  sonucu operasyon başarısız olurken, iki MİT mensubunun  PKK tarafından esir  edilerek, yakalandığını Dışişleri Bakanlığı da doğruladı.


Türkiye’nin bu olaya misilleme olarak Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB)Ankara Temsilciliğini kapattığını ve temsilci Behroz Gelali’yi sınırdışı ettiğini öğreniyoruz.

Bitmedi..!


YENİLMEK KADERİNİZ OLACAK   

                                   

Kilis Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğü ekipleri ile MİT’in ortaklaşa çalışması ve operasyonu ile  PYD kontrolünde ve Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki Halep’in Şeyh Maksud bölgesinde bulunan üç  kadın teröristin  başarılı bir operasyonla  ÖSO’nun elinde bulunan Azez’e ve oradan da Türkiye’de adli makamlara teslim edildiği açıklandı. Aynı şekilde Türkiye- Suriye sınırında bulunan ve PYD/YPG’nin kontrolündeki Parsa Dağı’nda teslim olmak isteyen 2 kadın teröristi de aynı şekilde Türkiye’ye getirdiklerini öğreniyoruz.


CIA,MOSSAD,M16 ve BND  uluslararası anlamda PKK-YPG-DEAŞ-FETÖ gibi lejyonerleri üzerinden ajanları ve etki ajanlarıyla ülkemizde ve bölgemizde cirit atıyor ve bir çok operasyona imza atıyor ise Türkiye de, MİT’i ile bu tür operasyonları ARTIK bozacak ve kendi oyununu oynayacak güçte..


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 64