Bugün: 17.10.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • TÜRKİYE’NİN VE BANDIRMA’NIN ONUR GÜNÜ!

TÜRKİYE’NİN VE BANDIRMA’NIN ONUR GÜNÜ!


15 Temmuz akşamı, Türkiye olağanüstü günlerinden birini  yaşadı. TSK bünyesindeki bir çok üst düzey komutan siyasal iktidarı ele geçirmek  amacıyla yola çıktı. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat darbelerini yaşamış, tanık olmuş olanlar darbe girişimcilerinin devleti ele geçirmek ve siyasal iktidarı devirmek amaçlı hareketlerini, eylemlerini izledikçe şaşkınlık yaşadılar.

DARBECİLERİN AMACI, ERDOĞAN’I ÖLDÜRMEKTİ!

Bu kez, darbeciler, ellerindeki ve yönlendirdikleri askeri gücü, doğrudan cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’ın imhası üzerine planlarını düzenlemiş, özellikle de Erdoğan’ın Beştepe’deki danışman kadrosu  da doğal hedefleri kabul edilmişti.


Darbe girişiminin başlangıcında bu amaca ulaşamayan darbeciler, şuursuzca askeri güç  ve ,her türlü  savaş aracını kullanmaktan çekinmediler. Cumhuriyet tarihinde ilk kez, cumhurbaşkanlığı makamı, TBMM silahla ve bombayla saldırıya maruz kaldı.


15 Temmuz darbe operasyonunu tarihsel açıdan ilginç kılan bir diğer unsur ise, Ak Parti ve siyasal iktidar sözcülerinin, cumhurbaşkanı Erdoğan’ın  darbecilere karşı geliştirdiği uzlaşmaz tavır ve halkı sokağa çağırıp, meydanları doldurmasını, darbecilere karşı sivil direniş çağrısı oldu. 

MİLLET, CUMHURİYET TARİHİNDE İLK KEZ ‘HAYIR! ASLA!’ DEDİ!

Türkiye de, Cumhuriyet tarihi boyunca ilk kez, on binlerin, milyonların sokağa inişine, darbecilerle  ölümüne hesaplaşmasına tanık oldu.


Darbecilerin operasyonuyla birlikte başta AK Parti olmak üzere Başbakan Yıldırım’ın, hemen bir saat sonra MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin darbe karşıtı beyanlarıyla, konumlanışına CHP lideri Kılıçdaroğlu, 3 saat sonra katılabildi. Hiç bir siyasi lider,  darbeler de yaşadığımız gibi şapkasını ya da çantasını, eşini yanına alıp, paşa paşa darbecilerin misafirliğini kabul etmedi.


Ben, ailemle birlikte darbe kalkışmasının gerçekleştirildiğini  ev de  öğrendim. Cumhurbaşkanı ve Başbakanın, halkı sokağa, meydanlara davet etmesiyle birlikte ailemle birlikte hazırlanıp, yola çıktım. Yollardaki telaş ve akaryakıt istasyonundaki yoğun trafik doğal olarak dikkat çekiciydi. Pompacılar, kredi kart sistemleri çalışmadığı için, nakit karşılığı yakıt veriyorlardı.


BANDIRMA, DEMOKRASİYE SAHİP ÇIK!

Kent merkezinde ilk kalabalık nokta AK Parti binasının önü idi. Kimi aracındaki radyodan kimi cep telefonlarından gelişmeleri katip ediyor, değişik haber ve yorumlar havada uçuşuyordu. Yaklaşık 500-600 kişilik insan topluluğu ellerinde Türk bayrakları ve cumhurbaşkanı Erdoğan’ın büyük boy posteri ile  ‘dik dur eğilme’ sloganlarıyla meydana yürüdü.Eşim,12 Eylül’e dolaylı tanık olmuştu. Ozanım ise, Mısır’da TV’den izlediği Sisi’nin askeri darbesinden sonra yaşamında ilk kez bir askeri darbe girişimine tanık oluyor, izliyor ve bizimle birlikte karşı çıkıyordu.


Bankaların önündeki ATM’lerde , parasını çekmeye uğraşan insan toplulukları vardı.


Meydanda heyecanlı olun topluluk, ‘asker kışlaya’ sloganları ile tekbir sesleri arasında  darbe girişimine karşı sesini yükseltirken, zamanla alandaki insan yoğunluğu arttı, sayı beş bini geçti.


Bir kenara çekilip, insanların verdikleri tepkileri ilgiyle izledim. Gözlerim bayram etti. Ailesini kapan çoluk çocuğuyla, eşiyle, anası babasıyla meydana inmiş, sesini yükseltiyordu. Hazırlıksızdılar ama her  on yılda  otomatiğe bağlanmış gibi askerin yönetime el koymasının, artık, Türkiye için bir kader olduğuna inanmıyorlardı. Oylarıyla seçilen  ve sandıkla gelen sandıkla gitmeliydi.


Herkesin bir göze, kulağı TV ve telefonlarda ve Bandırma Hava Üssü ile Garnizon’daydı. Bandırma’da askeri bir hareketlilik var mıydı ve gelirlerse ne yapılacaktı? Ben, ülke genelinde yaşadığımız, tanık olduğumuz gibi, insanlarımızın direneceklerine inanıyorum.


AK PARTİ VE MHP’LİLERİ KUTLUYORUM!


AK Parti İlçe Başkanı Alp Bostancı, Atatürk büstüne çıkarak, alandaki topluluğa seslendi. Bu bir  demokrasi nöbetiydi ve bedeli ne olursa olsun, darbe girişimini kabul etmeyeceklerdi. CHP’liler de MHP’lilerde, hangi siyasi partiden, görüşten insan demokrasiye sahip çıkıp ,alanlara inmeliydi.


Gözüm  Cumhuriyet Meydanı’na nazır CHP ilçe binasına takıldı. Kapalı ve ışıkları bile yanmıyordu. Hemen her fırsatta alana inen Belediye Başkanı Dursun Mirza ve ilçe yönetiminden bir kişi bile ortalıkta yoktu. CHP’den vaz geçtim,  askeri darbelerin en çok mağdur ettiği sosyalist sol’dan bildiğim-tanıdığım bir kişiyi bile alanda göremedim.


Toplumsal hareketliliklerde ve eylemlerde provakatörsüz iş yapılmaz. Alan güvenliğini almış olan emniyet, yövmiyeli ve kışkırtıcı provakatörleri tek tek gözaltına alıp, emniyete götürdü. Bandırma, sakin ve huzurluydu. Ancak, ülkemde olduğu gibi kentimde de ilk kez insanlarımızın  korkusuzca, darbecilere karşı durabilmeleri, demokrasiye inançla sahip çıkmış olmaları, muhteşem bir olaydı.


DARBECİLERİN EFENDİLERİ BELLİ!


Yaşananları merak eden dostlarımız, okurlarımız usulca sokularak, merakla sordu: ‘Ne oluyor?’ Darbecilerin TRT’yi işgal ederek, zorla okuttukları bildirinin 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül’ün kopyası olduğunu belirterek,Atatürk’e gönderme yapmalarını, laiklik muhabbetlerini gülerek karşıladığımı ve darbecilerin ‘faşist bir yönetim’ peşinde olduklarına dikkat çekip, bildirilerinin son bölümündeki Türkiye’nin uluslararası taahhütlerini yine yerine getireceği ve ikili anlaşmalara saygılı olacağının belirtilmesinin anlamlı olduğunu vurgulayarak, “Küresel Efendilerine selam çakıyorlar”, dedim!


Bunlar kim mi!?


En başta ABD ve NATO’dur!


FETO mu? Güldürmeyin insanı.. O kimin uşağı!?


Evet,bugünlük bu kadar.


Meydana inip, alandaki insanların öfkesine, inancına, sevdasına, tepkisine, özlemine sesimi katmak zorundayım.


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 555