Bugün: 18.08.2017

TAVERNA BANDIRMA..!


‘Taverna Bandırma’ isimlendirmesi ve tanımlandırmasını yeni yapmıyorum. Yani bu  benzetme  benim için bugünün isimlendirmesi değil.


Bilindiği gibi, ‘taverna’ sözcüğü içinde çalgı çalınan içkili yer anlamında kullanılıyor. İtalyanca bir sözcük. Bir eğlence mekanı ve merkezi…Bu işle ticari açıdan, meslek olarak  meşgul olanlar, lütfen, alınmasın. Derdimiz, kimseyi incitmek falan değil. Tam tersi, tavernacılara saygı da duyarım.


Sonuç olarak, her hangi bir yerleşim yerinde yasal yükümlülüklerini yerine getirerek kişi ticari olarak bir taverna açabilir, doğal olarak da çalıştırabilir. Bunun anlaşılamayacak bir yanı yok. Bizim bu makalemizde üzerinde durduğumuz konu, bir kentin taverna haline dönüştürülmesi veya ilgili kentin böyle görülmesi.


Bandırma’da 2004-2009 yılları arasında AK Parti’nin yerel yönetimde iktidar olduğu dönemde  ana muhalefet partisi CHP’nin en önemli muhalefet konusu  partinin ve dolayısıyla da yerel yönetimin kent toplumuna ve insanlarına kendi siyasi anlayışını dayatarak, özgürlük alanlarına müdahale etmesi, sınırlandırmasıydı.


Bu nokta da, CHP’nin ilçe bazında temel siyasi argümanının merkezinde  içki ve içkili yerler önemli yer tutuyordu. Ak Parti’nin yerel de iktidar olduğu her hangi bir yerleşim yerinde içki konusunda her hangi bir uygulama toplumun ve bireylerin hak ve özgürlüklerine müdahale olarak yorumlanıyor ve ‘yasakçı’ ve ‘dayatmacı zihniyet’ örnekleri  olarak, olay bir şekilde siyaseten kent gündemine  taşınıyordu.


Oysa ki, 2004 ve 2009 yılları arasında yani  AK Parti’nin yerel yönetimde olduğu dönemde, ne belediye başkanı M.Cemal Öztaylan’ın ne de başkan Recep Eraydın’ın  Bandırma’da  içki ve içkili mekanlar konusunda örnek gösterilecek bir tek olumsuz kararı ve icraatı yoktu! (Ki, Bandırma’da içkili mekanların, gece kulüplerinin kent dışında bir alanda toplanması düşüncesi  1994-1999 yılları arasında Belediye Başkanı Durgut Ergin tarafından önerilmişti.)


Ancak, şu yapıldı: Belediye sınırları içinde içkili yerler krokisi belirlenirken. bu alanların genişletilmemesi  ve  yeni  açılacak  içkili mekanlara ruhsat verilmemesi, içkili mekanların mahalle aralarına taşınmaması konularında  Kaymakamlık, Emniyet ve diğer ilgili kuruluşlarla  ortak bir çalışma yürütülüp, belli önleyici ve korumacı önlemler alınmaya çalışıldı.

Okurlarımız da bilirler ki, ülkemizde ve bölgemizde özellikle denizle kıyısı olan yerleşim yerlerinde  içki kullanma alışkanlığı yanı sıra içkili mekanlar revaçtadır. Keza, içkili mekanlarda, işletmeciler hem müşterilerinin eğlence ihtiyacını karşılamak hem de  ticari kaygılarla menülerini  çeşitli ve zengin tutarak, mekanlarını cazip hale getirmeye çalışırlar.Bu da doğaldır.


 Konuyu fazla dağıtmayalım.


 Sahil kentlerinin bu özgün yapısı ve niteliği  nedeniyledir ki, içki ve içkili mekanlar, 2004-2009 yılları arasında olduğu gibi, 2009 Mart yerel seçimleri öncesinde de siyasetin ve başkan adaylarının  temel siyasi argümanlarından birisi haline  dönüştürüldü. İçkinin ve içki kadehinin siyasi bir obje,AK Parti’ye karşı siyasi bir duruş simgesi haline dönüştürülmesi, Mustafa Kemal’in şahsıyla örtüştürülüp, Kemalist olabilmenin ön şartı gibi sunuldu.


2009 Mart yerel seçimlerini CHP’nin ve başkan adayları Sedat Pekel’in kazanması  sonrasında oluşan Bandırma tablosunu hep birlikte yaşıyoruz. Alınan kararlar ve atılan adımlarla kent, tipik bir açık hava meyhanesine dönüştürüldü. İçkili alan sınırlaması diye bir sınırlama kalmadı ve genelde kentin merkezinde yoğunlaşmış olan içkili mekanlar, hızla semtlerde mahalle aralarına kadar taşındı.Yetmedi! Bu mekanlarda bayan çalıştırılması nedeniyle  meyhaneler, barlar doğal olarak pavyonlaştı, birer  gece kulübü  haline dönüştü. Apartmanların, caddelerin sokakların huzur ve güvenliği büyük ölçüde zedelenirken, fuhuş ve  alkol yanı sıra uyuşturucu kullanımı hızla yaygınlaştı.


Bunun adı; Cumhuriyet rejimini yıkacak, laikliği ortadan kaldıracak, şeriatı getirecek, İslami yaşam tarzını yasakçı bir anlayışla dayatacak AK Parti’ye karşı, çağdaşlık ve özgürlük adına, DİRENİŞ , olarak sunulup, toplumun tüm kesimlerine yönelik kapsamlı  algı operasyonuna  girildi.


Bugünün Bandırma’sın da yaratılan manzara ortada. Cumhuriyet Alanı’na indiğinizde vazgeçtik, yapıların birinci katlarından, kafanızı kaldırıp, diğer katlara bir bakın! Her yer cafe-bar,meyhane…!Kolayınıza geliyorsa, Kurtuluş caddesine, Çınarlı’ya, Livatya’ya, Paşabayır’a, Atatürk caddesi ve   Ordu caddesine çıkın ve manzarayı  bir görün!


Bir yerel yöneticinin ifadesiyle, Bandırma’da ‘sere serpe’ özgürlük, diz boyudur!


Son yıllarda siyaseten bilinçli, planlı ve programlı olarak adım adım örülen böylesi bir toplumsal yapının en büyük ihtiyacı ne olabilir!? Eğlence..!


Onun içindir ki, aynı siyaset ve  yerel yönetim anlayışı, yıllardır hemen her fırsatı en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıp, tüm maddi ve manevi olanaklarını seferber edip,   ‘aman  haaa gelirlerse memleket ve özgürlükleriniz  elimizden gider’ korkusunu işleyip, vur patlasın çal oynasını yaşıyor, yaşatıyor. Bombalar, silahlar, kurşunlar, terör ve şehitler mi!?  Yine bir yerel yöneticinin sıklıkla ifade ettiği gibi, ‘ama hayat devam ediyor!’


Sonuç olarak bugün  iki Bandırma var: ‘Çağdaş, özgürlükçü ve eğlenen’ bir Bandırma ile yaşananları izlemekle yetinen ve yutkunan  ‘muhafazakar’ bir Bandırma..!


Esen kalın …


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 458