Bugün: 18.08.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • SUSTURAMADILAR AMA YARALADILAR!

SUSTURAMADILAR AMA YARALADILAR!


Önceki gün   İllkHaber’in kuruluş yıldönümünü konuşurken, Aynur anımsattı. İlkHaber 15 Aralık 1992’de Bandırma’nın ve bölgenin ilk günlük ofset gazetesi olarak yayın yaşamına başladı. REALİTE dergisi ise Eylül 1992’de yayın yaşamına başlamış. Bandırma öncesinde de Marmara Vatan olmak üzere bir çok haftalık  ofset gazeteyle tanışmış.

 

Yani basın yaşamımızda  bir öncesi, eşik hep var. Hatta bugün ofset günlük gazete olarak yayımlanan BANSES ve Genç Bayrak’ın yayın yaşamına başlamasında da  İlKHaber’in büyük önemi ve rolü, var.


Bir şeyin ama aslında her şeyin  öncesi önemli.


Örneğin, Bandırma’da zamanında yayınlanmış Şehir, Ufuk, Gerçek, Gürses gazetelerini de anımsamadan, bilmeden  sonrasını bilebilmek, önemlerini anlayabilmek, mümkün değil. Tarih böyle oluşuyor.


Bir basın ve yayın organının tarihe mal olabilmesi, tarihte yer edinebilmesi, tarihsel açıdan önem atfedilebilmesi , hatta hatta kendi kulvarında, TARİH YAZABİLMESİ kuşkusuz hem emek işi, hem üretkenlikle, hem de üretiminin  toplumda o an yarattığı etki ile doğrudan ilişkili.


Abartısız, şunu söyleyebilmek mümkün: İlkHaber, kuruluşu ve yayına başladığı ilk günden itibaren, uzun yıllar, basın  ve gazetecilik anlamında, düşün yaşamamız açısından TARİH YAZDI. Bunu mesleki açıdan becerebildiği içindir ki, Bandırma ve bölge insanı İlkHaber’i de İlkHaber Ailesi’ni de kabullendi, sahiplendi, bağrına bastı ve kendisinden bir parça olarak gazetesiyle, gazetecisiyle  içselleşti.


Okuyucu,’aman, ne güzel’ diyebilir…


Öyle değil.. Hatta, ne yazık ki, öyle değil..


Çünkü, basın adına, ortaya nitelikli ve içerikli bir ürün çıkartırsanız, gerçekten mesleki sorumluluğunuzu, entelektüel onurunuzu kuşanıp, gerçekleri resmeder, yaşanan olay ve olguların kamuoyu nezdinde bağırsaklarını ortaya dökerseniz,  çıkar odaklarının üzerine kararlılıkla gider, karanlığı aydınlıkla buluşturursanız, ‘birilerinin’ ayağına  basmanız kaçınılmazdır!


Yerleşik, alışıla gelmiş düzenin, statükonun hırçın, yaramaz, laf dinlemez, yola gelmez ve getirilemez çocuğu olur ve  öyle ilan edilirsiniz. Öyle de oldu!


Uzun yıllar yönetim  ve idari sorumluluğunu üstlendiğim, gazetecilik ve yazarlık yaptığı, Ailenin bir parçası olduğum İlkHaber de, kişi olarak, ben bunları fazlasıyla yaşadım. Ben, İlkHaber’in kimliğine ve kişiliğine yapıştım. İlkHaber, benim  gazeteci-yazar olarak kimliğime ve kişiliğime yapıştı. Bir anlamda içselleştik, özdeşleştik.  Aslanda hala da öyle…


Bazen farklı gazetelerde çalışan meslektaşlarımla bir araya gelip, söyleşiyoruz. Hemen hepsinde dikkatimi çeken şey, kurumlarını İlkHaber gibi yapmak, İlkHaber gibi üretkenlikleriyle, yaşanan sürece gazeteci olarak damgalarını vurmak  eğilimini, sempatisini gözlemliyorum. Mutlu da oluyorum. İşte , kendi kulvarında  TARİH YAZMAK  bu olsa gerek! İlkHaber zamanında uzun  yıllar bunu başardı.


Okur,dikkat ediyorsa, yazım da, konu İlkHaber olduğunda,  sanki geçmişe sesleniyormuşumcasına yazıyorum. Evet, doğru ama kuşkusuz bunun da nedeni var!


15 Aralık 1992’de yayın yaşamına ‘merhaba’ diyen İlkHaber,  basın olma macerasında 28 Ekim 2009 yılında tarihinin en büyük tertibiyle, saldırısıyla karşı karşıya kaldı. Bir anlamda tarumar edildi.  Evet, ‘büyük bölgenin büyük sesi’nin sesini kesmek anlamında yıllardır özlemle, hasetle bekleyenler, el oğuşturanlar emellerine bir anlamda nail oldular.


 İlkHaber, tarihinin en büyük, en  derin yarasını aldı! İlkHaber’in çok kişinin anlamakta zorluk çekeceği  bir kurumsal psikolojisi  vardır: Kanayan ,hem de mağduriyeti uzadıkça sürekli kanamaya devam eden yarasını sever. Şer’den kurumsal açıdan hayır çıkartır. O gün bugündür İlkHaber yarasıyla, mağduriyetleriyle, acısıyla şerbetleniyor ve sabırla adeta bir ANKA kuşu gibi küllerinden yeniden doğacak an’ı, günü bekliyor.

 

Şunu da belirtmeliyim ki, yeniden yeniden ayağa kalkmaya, dikilmeye, dirilişe İlkHaber’in değil, aslında Bandırma’nın ve bölgenin ekmek, su gibi ihtiyacı var. Çünkü, 28 Ekim 2009 tezgahıyla  yaralanan ,mağdur kılınan İlkHaber olmaktan öte, Bandırma ve bölge oldu. Basın yaşamımız oldu. O gün bugündür Bandırma ve bölge basını bir türlü kendisine gelemiyor ve yaşanan yığınla sorunun altında acı ama  bu gerçek var! Kuşkusuz, anlayana, görebilene…


Basın anlamında, gazetecilik açısından tarih bilinci ve kültürü olmayanların ne bugünü ne de geleceği anlayabilmeleri mümkün değil. Kısadan hisse bir Şemsi  Aran’ı, Nihat Özbek’i, İzzettin Yaşbek’i  ve bugün aramızda olmayan Hak’ın rahmetine kavuşmuş olan  nice insanımızı bilmeden, ürünlerini, üretkenliklerini anlamadan bu meslekte yol alacağına inananlar avuçlarını yalar, sadece kendilerini kandırırlar.


Önce bilmek, anlamak, tarihinizle hesaplaşsanız da helalleşip, inançla ve samimiyetle  kucaklaşmayı bilmeniz gerekiyor. Bunu bilmiyor ve anlayamıyorsanız, İlkHaber’le  de Bandırma basınının dünü ,bugünü ve geleceğiyle de hiçbir işiniz olmaz. Ortalıkta dolanır,bir iş yaptığınızı sanır, kendinizi kandırırsınız.


Bilal Bal, gazetenin kuruluş yıldönümüyle ilgili face ,nereden bulduysa, bir fotoğraf koyup, ne de güzel şeyler yazmış. Bilal, basın yaşamımızın erken kaybettiği isimlerden birisidir. Sadece, basın yaşamında olduğu zaman kesitinde yaşadıklarını, tanık olduklarını yazmaya kalksa, muhteşem bir anı kitabı ya da roman olur.


Evet, 25 yıllık bu ocaktan kimler geldi, kimler geçti…


Öncelikle  bu kuruluş yıldönümünde sevgili dostum, patronum, arkadaşım İhsan Kuruoğlu başta olmak üzere  tüm İlkHaber Ailesi’ni (içim buruk da olsa)sevgiyle  tek tek kucaklıyor, yayın yaşamında başarılar diliyor, hep birlikte nice yıllara diyorum.


İyi ki varsınız!


Gazeteci-Yazar Engin  ve Aynur ARICAN

Ozan Utku  ve Ulaş ARICAN

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 446