Bugün: 12.12.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • SOSYAL VE KÜLTÜREL İKTİDAR OLABİLMEK..!

SOSYAL VE KÜLTÜREL İKTİDAR OLABİLMEK..!


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi`nde düzenlenen Ensar Vakfı Genel Kurulu`nda yaptığı konuşmada özellikle gençlere seslenerek hem gençlere hem de topluma ama önemlisi partililerine  mesajlar verdi:


Örneğin;

“Siyasi olarak iktidar olmak başka bir şey, sosyal ve kültürel iktidar başka bir şeydir. 14 yıldır kesintisiz iktidarız. Ama hâlâ sosyal ve kültürel iktidarımız konusunda sıkıntılarımız var Medyadan sinemaya, bilim teknolojiden hukuka kadar pek çok alanda hâlâ en etkin yerlerde ülkesine ve milletine yabancı zihniyetteki kişilerin, ekiplerin, hiziplerin bulunduğunu biliyorum. Bu durumdan da büyük üzüntü duyuyorum. Dün hedefimiz belki sadece bir avuç inançlı, imanlı, bilgili, birikimli nesil yetiştirmekti. Bugün ise hem bulunduğumuz yer çok farklıdır, hem de hedeflerimiz çok çok farklıdır. Elimizde böyle bir imkân varken, hâlâ pek çok yeri boş bırakıyor olmamız aklın ve vicdanın kabul edebileceği bir durum değildir. Biz 80 milyon insanın tamamına ulaşmayı hedefleyen bir hareketiz. Bunun farkında olmamız gerekir.” 


Siyasal ve sosyal yaşamımızda  iktidar  ve iktidar olmak nedir ne değildir biliyoruz. Genel ya da yerel seçimlerde sandığa gidip  siyasal tercihlerimize uygun veya yakın bir siyasal partiye oy atarak iktidarın belirlenmesinde söz sahibi olabiliyoruz ama “sosyal ve kültürel iktidar olmak” kavramı bugüne kadar anladığımız “iktidar” olmak kavramından farklı ve  bizler için yeni  bir olay..


Olayı bilmeyen ve Erdoğan’ın ifadelerini çözümlemekte, anlamakta zorluk çeken bir yurttaş, doğal olarak şunu da sorabilir: 14 yıldır oyumuzu vererek genel ve yerel de Erdoğan ve AK Parti’yi iktidar yaptık ama demek ki Erdoğan’a bu yetmemiş. Şimdi  Erdoğan ile partisini sosyal ve kültürel iktidar yapmak için mi sandığa gideceğiz..?


Eminim ki, salt sıradan vatandaş değil, parti teşkilatları ve partililer, hatta belediye başkanları, meclis üyeleri, milletvekilleri ve Bakanlar nezdinde bile  “n’oluyoz”, “yine ne isteniyor” türünden  mırıltılar ve sızıntılar yaşanacak.


Oysa ki, cumhurbaşkanı Erdoğan, 2015  yılı Haziran ve Kasım genel seçimleri yanı sıra 16 Nisan referandum sonuçlarını da bir anlamda masaya yatırıp, mercek altına alarak, 14 yıllık AK Parti iktidarında çok da dillendirilmeyen ve üzerinde durulup sorgulanmayan hatta sorgulanmaktan da imtina edilen  ülkede ve toplumda gerçek anlamda iktidar olabilmenin ne demek olduğunun sorusunu soruyor  ve yanıtını arıyor.


Bir zamanlar rahmetli Demirel’in ülkede hükümet olmak ile gerçek anlamda iktidar olabilmenin farklı şeyler olduğundan söz etmesi gibi Erdoğan da 14 yıldır siyasal iktidar olunmasına karşın sosyal ve kültürel açıdan iktidar olamadıklarına vurgu yapıyor!


Evet, AK Partili yöneticiler, partililer, belediye başkanları, meclis üyeleri, milletvekilleri, bakanlar bu  çok yönlü “iktidar  bilmecesini” çözmek ve  ne anlatılmak istendiğini bilmek ve anlamak zorundalar.


2015 Haziran ve Kasım genel seçimleri ve 16 Nisan referandumu  ve sonuçları yanı sıra lokal açıdan Balıkesir büyükşehir ve ilçelerinde bu seçimlerde ve referandumda elde edilmiş sonuçlar ışığında hep bir şeye dikkat çektik:  İktidarın 14 yıl boyunca genel ve yerel yönetimlerde hizmet ve yatırımlar, dev projeler konusunda gösterdiği başarı   konu sahil yerleşkelerde yaşayan insanlarımız olduğunda  “buz” misali  eriyor. Özellikle bu erime 16 Nisan referandum sonuçlarında da ortaya çıktığı gibi ülkenin ekonomik, sosyal, kültürel açıdan en gelişkin metropol kentleri söz konusu olduğunda partinin 14 yıllık başarılarını tehdit eder bir niteliğe doğru evrilerek, 2019 yılında gerçekleşecek yerel, cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerini bugünden tehdit ediyor.


Somutlayalım mı?


İddia ediyorum ki, Balıkesir ile 2013 yılı sonunda büyükşehir yasası kapsamına alınmış  vilayetler, 2014 yerel seçimleri ile yasanın yürürlüğe girmesi sonrası geçen üç yılı aşkın bir zaman içinde  Balıkesir büyükşehir belediye başkanı Uğur ve yönetiminin sergilediği hizmet ve yatırım atağı konusundaki başarılarının  çok ama çook uzağında olmalarına karşın,16 Nisan referandumunda  AK Parti, tatminkar olmayan ve ‘buruk’ bir referandum süreci yaşadı. (Referandumun siyasal partiler arası bir yarış olmadığını tabii ki biliyorum. Bunu Erdoğan da biliyor..)


Keza, Cumhuriyet tarihi boyunca Bandırma, 2004-2009 arası Öztaylan/Eraydın’ın belediye başkanlıkları döneminde ciddi bir hizmet ve yatırımla tanışmasına karşın, AK Parti 2009 yerel seçimlerinden bugüne tüm yerel seçimleri ve referandumlarda hep “kaybeden” taraf oldu.


Bu kişilere endeksli bir olay veya  durum değildir. Bu olayve durum, tam da Erdoğan’ın üzerinde önemle durduğu gibi, “sosyal ve kültürel iktidar” sorununun aşılamamış, çözülememiş olmasından kaynaklanmakta…


Seçmen; siyasal iktidarın genel ve yerel hizmet ve yatırımlar babında  duble yollardan, köprülerden, tünellerden, demiryolu, havayolu, denizyolu ,karayolu alanlarındaki parmak ısırtacak kadar büyük işlerden, yerli ve milli olanın gözetilmesinden, savunma sanayiindeki atılımlardan, sağlık hizmetlerinin yetkinleşmesinden, konut sorununun çözülmesinden, yaşam standartının yukarı çekilmesinden rahatsız değil ve tam tersi bu alanda iktidarın karar ve icraatlarından umutlu ve mutlu..ama bir konuda endişesi var…!


Başta Cumhuriyet ve Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere 94 yıllık manevi değerleri ve kültürü, sosyal kazanımlarının kaybedilmesinden kaygı ve endişe duyuyor. “Birileri” de bunu gördüğü ve bildiği içindir ki, toplumdaki bu kaygı ve endişeleri  bilinçli ve sistemli olarak kaşıyarak, vatandaş ile iktidarı karşı karşıya getirmenin ve iktidarı  “bir şekilde” alaşağı etmenin sürekli arayışı ve mücadelesini veriyor.


Erdoğan, 2019 seçimleri yaklaştıkça bu mücadelenin daha da keskinleşeceğini bildiği ve gördüğü içindir ki, iktidar partisi lideri ve cumhurbaşkanı olarak, sosyal ve kültürel alanlarda kaygı ve endişeleri ortadan kaldırmaya  yönelik siyasal açılımların kapısını aralıyor. Çünkü, genel ve yerel iktidarlarınız eliyle dört dörtlük hizmet ve yatırımlar yapabilir, öyle ki, memleketin her yerini altın ile kaplaya bilirsiniz de.. Bunun insan yaşamında hiçbir hükmü ve anlamı yok!


Sonuçta yaratacağınız “altın kafes”in içinde İNSANLAR yaşayacak.. O nedenle iktidar ve iktidar partisi olarak İNSAN’a ellemek, İNSAN’ın RUHUNU doyurmak, İNSAN’ı sosyal ve kültürel kaygı ve endişelerden uzaklaştırmak, rahatlatmak  ve kucaklamak zorundasınız. Bir anlamda İNSAN’a yabancılaştığınız an SANDIĞA da yabancılaşırsınız..!


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 123