Bugün: 12.12.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • SOROSÇULAR VE ALMAN VAKIFÇILARINI NE YAPACAĞIZ?

SOROSÇULAR VE ALMAN VAKIFÇILARINI NE YAPACAĞIZ?


Macar asıllı Yahudi George Soros ülkemiz insanına yabancı bir isim değil. ABD’li finans spekülatörü ve liberal bir girişimci olan Soros, Ahmet ya da Mehmet gibi sanki içimizden biri oldu!


 Yugoslavya, Ukrayna ve  Gürcistan gibi ülkelerde yaşanan iç karışıklıklarda, bu ülkelerin üniter yapılarının parçalanması, iç savaşlar ve rejim değişikliklerinde  adı sıklıkla anılmış ve kimi çevrelerce ‘hayırsever’ olarak nitelendirilen Soros’un  başta Rothschilds Ailesi olmak üzere İngiliz kraliçesinin milyon değil milyar dolarlarını ve sterlinlerini  ülkelerin iç işlerine karışarak  yönetimlere yön verdiği ve spekülatörlükten hükmettiği ve yönlendirdiği  servete servet kattığı iddia edilse de Soros kendi ifadeleriyle, “"Ben bir devrimciyim. Bu renkli devrimlerle suçlanmamın nedeni aslında Rus propagandasıdır… Dünyanın her yanında böyle süreçleri destekliyorum. Şu anda Liberya`da yapıyoruz, Nepal`de yapabiliriz." sözleriyle  uluslararası ‘devrimci’ amaç ve hedeflerini de gizleme ihtiyacı duymayan bir kişilik;  o bir  ‘turuncu’ ve ‘kadife devrimci’…!


‘Açık Toplum Enstitüsü’nün kurucusu da olan Soros’un Türkiye şubesi 2001 yılında İstanbul Bebek’te  ‘Açık Toplum Enstitüsü Yardım Vakfı’ ismiyle kurulmuş ve faaliyette. Vakıf harcamalarının 2006 yılı itibariyle son 5 yılda 8 milyon dolar harcadığına dikkat çekiliyor ki, ben bu rakamın gerçeği yansıtmadığını, harcamaların dikkat çekilen rakamın çok üstünde olduğuna inanıyorum.


‘SOROS DEVRİMCİLERİ’  VE TÜRKİYE..!


Soros, Türkiye’de AK Parti iktidarını ve dönemin başbakanı  Erdoğan’ı  iktidardan alaşağı etmek için organize edilmiş GEZİ  eylemlerinin de mimarı!  


Sadece GEZİ’nin mi!?

Hayır!

Soros ve  ülke içerisindeki ekibi, finansal piyasalara spekülasyon amaçlı operasyonlardan 15 Temmuz darbe kalkışması ve işgal girişimine, etnik ve mezhepsel bölücülük ve teröre, milli ve yerli her girişim ve çabaya, algı operasyonları gibi sayısız operasyonun da, kışkırtıcılığın , kaotik ortam yaratmanın da  küresel merkez odaklarından sadece birisi.


Soros, bir anlamda Türkiye ve benzeri ülkelerde ihanetin entelektüel-finansal-toplumsal   küresel emperyal güç ve çıkar odaklarının manipülüsyon ayağı konumunda…


Bunu devlet, siyasal iktidarlarımız ama en önemlisi  istihbarat örgütümüz MİT bilmez mi?

Bilir elbet ama ne hikmetse bilmezden, görmezden, duymazdan gelir ve üç maymunu oynar!

Soros’un son günlerde doğduğu ülke Macaristan’da ve vatandaşı olduğu ABD de başı dertte.


BUNLARIN  VATANI BİLE YOK!


Macaristan Başbakanı Orban, Soros’un ülkesine yönelik faaliyetlerde sınırı aştığını ve ulusal güvenlik ve huzuru tehdit ettiğine dikkat çekip, ülkesinde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının  küresel sermayenin çıkarlarına hizmet edip, bu güçlerin sözcülüğüne soyunduklarına dikkat çekip, bu kurumların denetlenebilir ve şeffaf  kılınmalarına  yönelik  ülkelerini ve toplumu koruyucu adımlar atacaklarını vurguladı.


Darısı  bizim başımıza!


SOROSÇU ENSTİTÜ VE MEDYA ORGANLARI KAPATILMALI!


Vatandaşı olduğu ABD de ise, Soros’un  ABD için tehdit oluşturduğu, siyasal ve toplumsal olaylara müdahale ettiği, başkan Donald Trum’a karşı sokak gösterilerini ve eylemlerinin arkasındaki elliden fazla  grubun Soros kaynaklarından beslendiği gibi nedenlerle Soros’un vatandaşlıktan çıkartılması ve ‘Açık Toplum Vakfı’nın kapatılmasını talebini içeren 16 bin imzalı bir  kampanyanın hızla yayıldığına dikkat çekiliyor.


Dikkat edin, doğduğu ülke Macaristan’da  ve vatandaş olarak kabul edildiği ABD de bile bağlantıları ve faaliyetleriyle  istenmeyen ve dışlanmaya, çalışılan Soros ile ona bağlı enstitüler, sivil toplum kuruluşları, internet haber siteleri, medya organları Türkiye’de  ‘özgürce’ faaliyet yürütüp, hareket edebiliyorlar.


Hep yazdık ve her ortamda dile getirdik: Gaflet ve delalet içinde olmamız hep ihanetin kapılarını araladı! Gaflet ve delalet ise ,ne yazık ki, halen sürüyor!


Örneğin, 16 Nisan’da gerçekleşecek referandumda Sorosçular  kurdukları ya da bağlantılı oldukları sivil toplum kuruluşları, medya organları üzerinden çoktaaan  ‘HAYIR’ kampanyasına, ufak çaplı şhovlarına  başlamışlar bile…

Sadece Sorosçular mı!?


Hayır, bir de yakamızdan hiç düşmeyen Alman Vakıfları var!


ALMAN VAKIFLARININ FAALİYETLERİ SONLANDIRILMALIDIR!


Alman gazeteci  Martin Lejeune Kanal A’da yayınlanan ‘Yaz Boz’ programında Türkiye’de casusluktan yargılanan Can Dündar’ın  Almanya’da devletin, hükümetin ve polisin koruması altında olduğunu, belirterek, şöyle diyor:

“Almanya hükümeti koruması altında  Almanya’ya getirildi. Çünkü burada Türkiye hakkında yalanlar söyleyecektir. Türkiye’yi Türk hükümetini karalayacaktır. Örneğin, Türkiye’nin bir çok kez DEAŞ’i desteklediğini söylemiştir. Oysa ki, hiçbir ülke Türkiye kadar DEAŞ’la savaşmıyor. Can Dündar yargılanmış bir suçlu aranan bir casus olarak Federal Hükümet karşısında yeni yıl konuşması yapacaktır. Bir kaç gün önce  Federal Almanya Hükümeti Adalet Bakanı tarafından bir davet düzenlendi ve Can Dundan onur konuğu olarak konuşma yaptı. Yargılanmış bir suçlunun, aranan bir casusun bir dost ülkenin Adalet Bakanlığında yeni yıl konuşması yapabilmesi çok büyük bir adaletsizliktir. Ayrıca Can Dündar bu arada yeni bir mecra açmıştır. Özgürüz ve  ve bu mecra bir internet  sayfasıdır. Ardından bir gazete de çıkaracakmış ve bu mecra daime Türkiye hakkında yalanlar yaymaktadır. Ayrıca politik eğitim için Federal Merkez tarafından  finanse edilmektedir….Can Dündar’ı resmi olarak destekleyen ve finanse eden kuruluşun adı Correctiv., Vakıflardır…”


Heinrich Böll Vakfı, Kondrad Adenaur Vakfı, Friedrich Ebert Vakfı, Friedrich Naumann Vakfı  gibi Alman siyasal partilerinin kurmuş olduğu ve devlet tarafından finanse edilen, Alman istihbarat örgütü BND tarafından yönlendirilen ve Alman dış politikasının vazgeçemediği vakıflardan  söz ediyoruz…


Tüm bu Alman vakıfları bugünün Türkiyesi’nde açıkça faaliyet yürütüyor ve kurdukları, ilişkili oldukları sivil toplum kuruluşları, siyasal partiler ve medya organları üzerinden Türkiye’nin altını oyuyorlar.


TÜRKİYE’Yİ ÇOK MU SEVİYORLAR?


Kurdukları ya da ilişkili oldukları sivil toplum kuruluşlarının, medya organlarının sitelerine girip,bakın!


SOROS’un yaptıklarına aynen Alman Vakıflarının iştirak ettiğini ve hep birlikte referandum da ‘HAYIR’ oyu için çalıştıklarına tanık olacaksınız…


Biliyorum, başta Yeni CHP’li okurlarımız olmak üzere bir çok okurumuz, ‘bizi bunlarla niye ilişkilendiriyorsun ki’ diyerek  referandumda kullanacakları ‘hayır’ oyları  için kendi gerekçelerini öne sürecekler.  İtirazım yok! Ancak,  referandum da ‘Hayır’ oyu kullanılması ve sandıktan ‘hayır’ çıkması için elin SOROS’u ve Almanya’nın bu kadar yırtınmasının nedenini de herkesin kendisine sorması gerektiğini düşünüyorum.


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 173