Bugün: 27.06.2017

SN.VALİYE AÇIK MEKTUP!


Balıkesir Valisi Ahmet Turan, geçtiğimiz günlerde güncel sorunlarla ilgili basın toplantısı düzenleyerek, bir çok konuda düşündürücü ve çarpıcı açıklamalarda bulundu. Vali Turhan’ın özellikle ‘paralel yapı’ ile ilgili açıklamaları ve ‘paralelcileri ihbar edin’ beyanı kamuoyunda değişik etkilerde bulunurken, CHP Balıkesir milletvekili Namık Havutça, bu beyanları ağır bir dille eleştirdi.


Önce bu konuda Vali Tarhan, ne demiş, ona bakalım:

“Bizler her şeyden önce devlet olarak kanun çerçevesinde hareket etmemiz gerekiyor. Hangi mücadeleyi yaparsanız yapın kanunun dışına çıktığınızda diğerlerinden farkınız olmaz. Hukuk, mevzuat çerçevesinde mücadelenin yapılması gerekiyor.Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi Balıkesir’de de bu kapsamda çok ciddi çalışmalar yapıldı. Yani konusu suç teşkil eden bir soruşturma yapmadık. Ancak Ankara Başsavcılığı ve diğer çalışmalarda bize verilen talimatlar çerçevesinde çok ciddi çalışmalar yapıldı. Tabi ki kişiler hüküm giymeden hükümlüymüş demek farklı sonuçlar doğuracak. Ben üstü örtülü olarak şu kadarını söyleyeyim; bu kapsamda Balıkesir Emniyeti başta olmak üzere birçok kurumda çok ciddi görev değişimleri oldu. Yüzlerce diyebileceğim yetkili görevden alındı, göre yeri değişti. Tabi ki hukuk çerçevesinde hareket etmek zorundayız. Ankara Başsavcılığının yürüttüğü önemli bir çalışmada Balıkesir’de var. Ancak münferit olarak Balıkesir’de şu anda ayrı bir soruşturma yok. Suç unsuruna rastladığımızda münferit olarak Balıkesir Başsavcılığı tarafından da bu soruşturma yapılır. Ama bu kapsamda çok sayıda idari soruşturma ve idari işlem yapıldı. Hassas bir konu daha fazla ayrıntıya giremiyoruz. Paralel yapıyla ilgili mücadelede elinde bilgi, belgesi olan arkadaşlarımızın emniyete veya başsavcılığa yardımcı olması bir vatandaşlık görevi olarak da değerlendiriyoruz.


Vali Turhan’ın Ankara Başsavcılığının yürüttüğünü belittiği  soruşturmanın Necip Hablemitoğlu cinayetiyle ilgili olduğunu sanıyorum. Sanıyorum sözcüğünü bilinçli kullanıyorum, çünkü, yapılan soruşturmanın içeriğini bilmiyoruz.


Eğer, yürütülen soruşturma Hablemitoğlu cinayeti ile ilgili bir soruşturma değilse de,konu bu yönü ile de ele alınıp, cinhayetin izi Bandırma’ya kadar sürülmeli. Çünkü, Hablemitoğlu, Ankara’da evinin önünde bir suikaste kurban edilmeden yaklaşık 1 ay önce Bandırma’da idi ve Hablemitoğlu’nun Bandırma’ya ziyaretinin kimleri, hangi güç ve çıkar odaklarını rahatsız ettiği, nasıl aleyhinde dezenformasyon faaliyeti yürütüldüğü biliniyor.

Vali Turhan, ‘paralel yapı’ ile ilgili yurttaşların devletin ilgili kurumlarına yardımcı olması gerektiğini söyleyerek, yardımcı olmalarını bekliyor.


‘Paralel yapı’nın ülke genelindeki faaliyetleri bir yara özellikle 2008 yılından başlayarak Balıkesir merkez başta olmak üzere il genelinde ve Bandırma’da ‘paralel yapı’nın  örgütlenmesi, çalışmaları, adliye-emniyet ilişkilerinin yarattığı sonuçlar üzerinde ayrıca ve önemle üzerinde durulması gerektiğine inanıyorum.


Örneğin, 2009 Mart yerel seçimleri öncesinden başlayarak 2009 Mart yerel seçimleri sonuçları ve sonrasıyla ilgili özellikle Bandırma ve Erdek’te yaşananlar, körfez de olup bitenler mutlaka masaya yatırılmalı ve irdelenmelidir.

Bu konuda sürecin en önemli tanığının ve olayların perde arkasını nedensellikleriyle bilen iki kişi söz konusu: Biri dönemin AK Parti Genel Başkan yardımcısı ve Balıkesir milletvekili ve büyükşehir belediye başkanlığı görevini sürdüren  Edip Uğur, diğeri de halen milletvekililiği görevini yürüten  Cemal Öztaylan’dır.


Edip Uğur ismi özellikle önemli.. !


Çünkü, cemaatle AK Parti iktidarı arasındaki ayrışma ve kopuşma süreci son birkaç yıl içinde başlayıncaya kadar devlet bürokrasisi nezdinde cemaatle örtüşen,  cemaatin bizzat önünü açan, cemaatçi kadroları taşıyan ve koruyan, cemaati n ekonomik güçlenmesine vesile olan,  Balıkesir nezdinde devlet içinde örgütlenmiş,kümelenmiş cemaatçi kadroların ‘paralel’ bir anlayışla operasyonlarına kayıtsız kalmış olan Edip Uğur’dur.


O nedenle, sn. Vali’nin ‘paralel yapı’nın Balıkesir   nezdindeki örgütlenmesi, ilişkileri ve gücüyle, faaliyetleriyle hatta operasyonlarıyla ilgili ilk bilgisine başvurması gereken kişi, sn. Uğur olmalıdır.


Uğur’un dışında milletvekili Cemal Öztaylan’ın ‘paralel yapı’ ile ilişkisi ve karşılıklı etkileşimi daha farklı ele alınmalıdır. Öztaylan’ın 2004 Mart yerel seçimlerinde Bandırma Belediye Başkanı olduğu yıllardan başlayarak milletvekilliğine geçiş yaptığı yıla kadar ‘paralel yapı’ ile doğrudan bir ilgisi ve ilişkisi olmadığı gibi, yerel yönetim imkanlarının cemaat, vb, yapıların tasarrufuna açmaması nedeniyle Öztaylan/Eraydın yerel yönetiminin hedef bile olduğu söylenebilir.


2009 Mart yerel seçim süreci irdelendiğinde o günler ve sonrasında sıklıkla yazılarımla dile getirdiğim gibi özellikle Güney Marmara ve Bandırma’da ‘derin bir yapı’nın devrede olduğunu, AK parti’ye karşı yoğun ve planlı bir manipilasyon ve dezenformasyon faaliyeti yürütüldüğü gözlemlenebilir.


Ne yazık ki, bu kadarlık ve ‘derin güç odağı’ o günden bugüne deşifre edilememiş, bu ilişki ağı açığa taşınamamış, süreç demokratik zeminde aydınlatılıp yargı yolu açılamamıştır.


Güney Marmara ve Bandırma için bu sürecin köşe taşı, 2009 28 Ekim polis operasyonudur. Bugün, ‘paralel yapı’ adına ülke kamuoyunda ne konuşulup, tartışılıyor ise, ‘paralel yapının’ adliye- polis ilişki ağı ile neleri ,nasıl devşirdiği sorgulanıyor ve  dillendiriliyorsa aynı olaylar Bandırma’da yaşanmıştır.


Bu operasyonun içinde Emniyet Genel Müdürlüğü KOM , İstihbarat müdürlükleri ile ilişkili Balıkesir Emniyet Müdürlüğüyle koordinasyon içinde çalışan Bandırma Emniyet Müdürlüğü KOM Amirliği; Balıkesir ve Bandırma Adliyesi bünyesindeki bir çok Savcı ve hakim bulunduğu defalarca  basında da ve bizzat yazılarımda da  konu edilmiştir.


Ki bu uydurma, sahte delillerle, telefon ve ortam dinlemeleriyle, tapelerle, keyfiyet ve hukuk dışı çaba ve gayretlerle insanlar yaka paça gözaltına alınarak daha bu insanların  polis ifadeleri bile alınmadan, ilişkili basın organları aracılığıyla ‘suçlu’ ve ‘çete’ diye kamuoyuna lanse edilmeleri süreci , hiçbir hukuksal yanı olmadan hazırlanmış polis fezlekelerinin savcılıkve mahkeme  tarafından iddiamame olarak kabul edilmesiyle Adliyeye taşınmıştır.


Bu sürecin de en önemli tanığı, her türlü tertibe karşın  ‘sanık’ yapılamayan milletvekili Cemal Öztaylan’dır.

Bu kirli, karanlık ve hukuk dışı süreç bir gazetecinin, Cihan Hayırsevener’in de  silahlı bir saldırı sonucu yaşamını yitirmesiyle kanlı ve karmaşık bir sürece taşınmıştır.


Öyle ki, Savcılık talimatlarıyla Emniyet’in gerçekleştirdiği telefon dinlemeleri ve tapelere Milletvekili Öztaylan da konu edilmiş, defalarca telefonları dinlenmiş, telefon konuşmalarının tapeleri  Hayırsevener cinayet soruşturma dosyası içine ‘ kimi ellerce’ sokuşturulmuştur.

Keza, bu süreci aydınlatma çabasının ürünü olarak yazdığım bir çok makale nedeniyle  aynı güç ve çıkar odağı tarafından türlü baskılara maruz kalarak, uyduruk gerekçelerle  söz konusu davanın sanığı yapılan insanlardan birisi de ben oldum.

 

Evet, KİM BUNLAR!?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına hareket ettiğini söyleyen, yasalardan güç ve yekli aldığını belirten, Ankara- Balıkesir-Bandırma üçgeninde rol üstlenmiş makam ve mevki sahibi  Emniyet ve Adliye içinde bir çoğu halen görev de olan bu insanlar neyin peşindeydi ve kimlerdi!?


Bu, ‘DERİN YAPI’ GERÇEKTEN DAĞITILDI MI ve  bu ‘YAPI’nın Emniyet-Adliye nezdinde mağdur ettiği insanlar ne yapacaklar!?


Aynı ‘DERİN YAPI’ hiç durmadı. İşgal ettiği devlet ve yargı kurumları nezdinde bir şekilde gücünü kullanarak eylemlerine hep devam etti.  Günü geldi Bandırma Garnizon Komutanlığı nezdinde manipülasyon ve dezenformasyon faaliyetlerine ve operasyonlarına devam ederek, uyduruk deliller ve gerekçelerle  insanları suçlu ve sanık ilan etti! Günü geldi, en saygın devlet kurumlarını  ‘birilerine’ hedef göstermekten çekinmedi.


Bu, ‘DERİN YAPI’ ya bugün birileri ‘CEMAAT’, kimileri  ‘PARALEL YAPI’ ismini takıyor. Dün da bu yapının adı kimilerine göre ‘KONTR GERİLLA’ kimilerine göre de ‘ERGENEKON’ du…


Sn. Vali de, ‘BEN DEVLETİM, VARSA BİLDİĞİNİZ KONUŞUN’ diyor….Hoş, en karanlık ve en kirli dönemlerde her ne pahasına olursa olsun KONUŞANLAR  ve YAZANLAR, bunun bedelini fazlasıyla ödediler, hala da ödüyorlar.

Sn. Vali, bu konuda yıllardır Balıkesir bölgede yaşananların bire bir tanığı Sn. Edip Uğur ile Milletvekili Cemal Öztaylan’ı konuşmaya davet etmekle başlamalı!


Yetmedi mi!?


28 Ekim 2009 operasyonuyla gözaltına alınmış, tutuklu-tutuksuz ssanık yapılmış insanlarla, BİR ZAHMET’ KONUŞULUP, devlet adına nasıl çorap örülmüş bu insanlar tek tek dinlenmeli…

Benden bu kadar…


Esen kalın…


Engin  ARICAN


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 976