Bugün: 26.06.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • SİZ HALA GERÇEK DERDİN FESTİVAL, KUŞCENNETİ OLMADIĞINI ANLAMADINIZ MI!?

SİZ HALA GERÇEK DERDİN FESTİVAL, KUŞCENNETİ OLMADIĞINI ANLAMADINIZ MI!?


Bandırma Belediyesi’nin web sitesinde ,bu yıl gerçekleşecek festival kutlama ve etkinlikleri için şöyle deniyor:


27. Uluslararası Bandırma Kuşcenneti Kültür ve Turizm Festivali’nde, bu yıl ki programımızda konuk olarak ülkemizin tanınmış akademisyen, gazeteci, yazar, yönetmen, sanatçı ve bilim adamlarının yer alacağı söyleşi ve panellerimiz ülke gündemi ve doğa sorunlarına dikkat çekecek.


Gerçekleşecek söyleşi ve panellerde ‘doğa’ ile ilgili konu ve sorunları ne ölçüde bulursunuz, bu ayrı bir konu ama  belirtildiği gibi, görünen o ki,  ‘ülke gündemi’ ile ilgili Bandırma’lılar  söyleşilere ve panellere katılacak isimlerle fazlasıyla  bilgilenecekler.(!?)


Festival programı incelendiğinde, söyleşilere ve panellere  katılacak isimlere ve konularına bakıldığında şunu söyleyebilmek mümkün: CHP’li  Başkan Dursun Mirza  ve ekibinin ne Kuşçenneti, ne kültür, ne de turizm diye bir derdi ve davası yok! Bu nokta da Kuşcenneti, kültür ve turizm Mirza ve yönetimi için sadece siyasi  bir garnitür!


Kızmayın, ‘gezici kafası’ böyledir!


Şöyle de  denilebillir; Sorununun  Kuşcenneti, kuşlar, balıklar, ağaçlar, kültür, turizm olmadığını hala anlayamadınız mı!?


2009 yılı sonrası için yazmış ve kent ile ilgili bir tanımlamada  bulunmuştum: TAVERNA KENT!  İşte, o ‘taverna kent’in oligarklarının  festival adına yıllardır oynadıkları panayırcılık oyununun  bu yıl da bir başka versiyonu sahneye koyulmakta.


Neyse, konuyu dağıtmadan, biz oyunun bir başka sahnesine değinelim: CHP de egemen olan siyasi anlayışın basında  ittifak arayışı ve çabaları gün geçtikçe çeşitleniyor. Örneğin, çevrenin konuşulup, tartışılacağı  bir panelde  Doğan Medyasının temsilcileri Hürriyet’ten Olcayto ve   Ocak ile CNN Türk’ten yazar Göksu, konuğumuz  olacak.


Romancı, özel bir şair olan Ece Temelkuran’ın söyleşi ve imza günü de var. Temelkuran’ı  ben de severim ve  dinlemek için, o gün, orada olmaya çalışacağım.Edebi anlamda diğer söyleşileri ve panelleri es geçmiyorum. Hepsi önemli…


Benim asıl üzerinde durduğum  söyleşi ise.  Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın yönetmeni Can DÜNDAR ve Ankara Temsilcisi Erdem GÜL’ün ne anlatacakları!


Bandırma Belediyesi web  sitesindeki sunum ilginç. Şöyle deniliyor;


“Kamuoyunun kendilerine büyük destek verdiği, Türkiye’nin korkusuz ve özgür kalemleri Can DÜNDAR ve Erdem GÜL, Demokrasi, basın özgürlüğü ile ilgili düşüncelerini ve gazeteci olarak yaşadıkları zorlukları halkımızla paylaşacaklar.”


Bandırma ile mi Türkiye ile mi dalga geçiyorsunuz?


Dündar ve Gül’ün , TC Devleti içinde ‘devlet’ gibi  davranarak  FETÖ tarafından durdurulan ve aranan MİT Tırlarıyla ilgili  gazetede yaptıkları haberden dolayı, "Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal  yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgilerini  açıklamak" suçlamasıyla  yargılandıkları ve cezalandırıldıkları biliniyor.


Beni ne aleyhlerindeki yargısal ithamlar,iddialar ne de mahkeme ve aldıkları hüküm, siyasal iktidarla içine girdikleri polemik  pek ilgilendirmiyor.


Bugün on gazeteciye sorsanız, en az sekizi  gazetecilik adına yapılan eylemin  mesleki açıdan ‘ doğal’ karşılanamayacağını ve ‘ casusluk faaliyeti’ olduğunu söyler!


Bugün, sokaktan geçen on vatandaşa sorsanız,  aynı yanıtı alırsınız!


Hangi kamuoyu,  Dündar ve Gül’ün faaliyetine büyük destek vermiş ve bu korkusuz, özgür kalemlere selam durmuş? Kamuoyu desteğinden Almanya büyükelçisi, Fransa, Birleşik Krallık, Hollanda, İtalya, Belçika, Avusturya, Polonya, Suede, İsviçre, Kanada başkonsolosları, AB delegasyonu temsilcisi ve ABD elçiliği ve konsolosluğu temsilcilerini mi kastediyorsunuz?


Evet, bu 10 ülkenin konsolosları, temsilcileri, elçileri Türkiye’de gerçekten demokrasi ve özgürlükler için korkusuzca mücadele edenleri, bu amaçla bedeli ne olursa olsun özgürce kalemlerini kullanmış olanları  hep desteklemiş hatta hızını alamayarak sorgu odalarına, mahkemelere kadar hep taşınmışlardır!


 Öyle ki, bunların kimisi asılırlarken Menderes’in kimisi Deniz’in celladının ayaklarına kollarına yapışıp, ipi çekmesin diye direnmiş; kimisi askeri darbeler döneminde işkencelerde parçalanmış bedenlere melhem olmaya çalışmış, kimileri de sıkıyönetim askeri  mahkemesi kapılarından bir an olsun ayrılmamışlardır!


Ya bizler bir başka ülkede yaşıyoruz ya da  bu beyler bir başka hayal aleminde  yaşıyorlar!


Günümüz de siyasi  literatürümüze  bir kavram daha girdi: Soros devrimciliği!


Bu devrimcilerin, korkusuz özgürlükçülerin ideolojik gıdasını Marks’tan Lenin’den almadıkları aşikar! Bunlar,  Atatürkçülüğün ruhunu çalıp, dümeni  Soros’tan, Fetullah’tan  gelen  dolarlara kırıp, CIA’nın, BND’nin, MI6, MOSSAD’ın  etki ajanlığına soyunuyorlar. Sonuç da, benimle yanak yanağa resim çektirecek halleri yok ya, tabii ki Dündar ve Gül’le resim çektirecekler!(Ayrıca, yaşamımız boyunca   hiç böyle bir zevkimiz, arayışımız da olmadı. Aptal olan biz miyiz acaba?)


Örneğin, konuşmacı konuğumuz TGC Başkanı Olcayto, çevre bir yana, keşke, BND güdümündeki Alman Vakıflarından ve  Konrad Adenauer ile  TGC ‘nin yıllanmış protokolünden ,  rahmetli Necip Hablemitoğlu’nun katlinin perde arkasından söz etse!  ( Garibimin hala katilleri bulunamadı.)


Sonuç olarak;


Gezici kafası’ dediğimiz işte budur!


Bir kafa, omuzlarının üzerinde durmak yerine geziniyor ise, zaten fazla söylenecek bir şey yok. Ancak,  festivalin zaten yıl yıl  yerel yönetimlerce nasıl içinin boşaltıldığını, amacından uzaklaştığını, paracıkların nasıl heba edildiğini izliyor, tanık oluyoruz. Her yıl festival  adına düzenlenen panayırlara harcanan paralar Kuşcenneti köyüne(mahallesine), göle , gerçekten çevreye harcanabilmiş olsaydı, bugün her şey biraz daha farklı olabilirdi.


Evet, Can Dündar mı!?


Kanaatimce, ‘Mustafa ‘ filminden sonra, Ali Kemal’in filmini de çekmeli…!Eminim ki, ‘Mustafa’ filminden daha iyi bir çalışma olacak!


Esen kalın…


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 335