Bugün: 24.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • Siyasette kabuğu kırmak için..!

Siyasette kabuğu kırmak için..!


Yerel iktidar, yerel seçimler ve STÖ’ler...

Geçtiğimiz hafta sonu AK Parti lideri ve Başbakan Erdoğan,  Balıkesir ve ilçelerine yaptığı ziyareti Pazar günü Bandırma ve Erdek de tamamladı.
Bandırma, ilk kez bir başbakanın gelişine ve ziyaretine, halka seslenişe tanık olmuyor, yaşamıyor. Genel olarak  kenti ziyaret eden ve halka seslenen parti liderleri ve Başbakanlar, vatandaşlar tarafından shep ilgiyle ve sevgiyle, coşkuyla karşılanmıştır.
Bu yönüyle, Başbakan Erdoğan’ın Bandırma’yı ziyeretinde de ortada aman aman bir şey yok..!
Geldi, konuştu ve gitti..!
Doğal olarak iktidar partisi yönetiminde, seçilmişlerinde Başbakanın gelişi öncesi hazırlıklara yönelik hummalı bir çalışma yaşandı. Bir anlamda Başbakan Erdoğan’ın gelişi ve en iyi şekilde karşılanıp, ağırlanması parti yönetimi ve seçilmişler için bir sınavdı.Bu sınavı layıkıyla geçtiklerini söyleyebiliriz.
Muhalefet için ise Başbakan Erdoğan’ın Balıkesir turu, mitinglerin ve açılış törenlerinin fiyaskoyla neticelenmesi, ilgi ve sevgiyle karşılanmaması  açısından    yerel seçimler öncesi somut bir kamuoyu araştırması ve tesbiti açısından önemli idi.
Olmadı..!
AK Parti lideri ve Başbakan Erdoğan, Balıkesir merkez dahil, Bigadiç, Edremit, Bandırma ve Erdek de muhalefetin beklentilerini boşa çıkardı.
Şimdi, Başbakan Erdoğan’ın gelişi ve gidişi sonrası Ak Partililer ve seçilmişler daha moralli ve  2014 yerel seçimlerini büyükşehir dahil, tüm ilçelerde kazanacakları konusunda daha iddialılar.

İŞGÜZARLAR KENDİLERİNE
 İŞ BULMAKTA GECİKMEZ..!

İktidar ve muhalefet partileri nezdinde yaşanan bu gelişmeler, siyasetin kendi doğasında var ve demokratik ‘şey’ler...Yapılan hesaplarda, palanlamalarda bir anormallik yok..!
Anormal olan, siyasi işgüzarlar dışında kimi işgüzarların eline metre alıp, Erdoğan’ı kaç kişinin meydana inip, dinlediğini hesap etmeye çalışması...
On bin kişi mi..!?
Yirmi bin kişi mi!?
Otuz bin kişi mi..!?
Oysa ki, aynı işgüzarlar, miting alanı düzenlenirken meydana inip alanın kaç kişinin katılımına göre düzenlendiğini orada yetkilisine sorup ve miting anında alanın son haline bakıp, hesaplarını kolaylaştırabilirlerdi.

BANDIRMA VE MİTİNGLER

Festival de CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun Bandırma’yı ziyaret etmesi ve meydanda halka seslenmesinde de alan dolu, ilgili ve coşkuluydu.
Bu konuda, Bandırma’nın bir özgürlüğü ve farklılığı var.
Bandırma’lı hangi siyasi partinin lideri kente gelirse gelsin, ilgisiz davranmaz, iner ve dinler.
Bandırma da, meydanın rengine göre, seçimlerde şu veya bu partiye rol ve misyon biçen yanılır. Genel ve yerel seçimlerde sandıkta halkın tercihini belirleyen siyasi şhovların dışında nedensellikler vardır.

BANDIRMA VE
YEREL SEÇİMLER

Önümüz yerel seçimler. Yerel seçimlerde seçmenin tercihini genel siyasal atmosfer kadar yerel de başkan adayının kimliği de önem kazanıyor.
Bu konuda Bandırma’nın belirgin yerel yönetim ayraçları var.
Örneğin, Bandırmalı, belediye başkan adayı konusunda öncelikle feodal ve “kaba” anlamda “memleketçilik” gütmüyor. Bunda en önemli neden, kentin dünü ve bugünüyle kozmopolitik bir nüfus yapısına sahip olmasının, deniz kenti olmasının büyük rolü var.
Bandırma’lı için önemli olan ve öne çıkan başkan adayının  vizyonu ve gerçekten kente  görev yaptığı süre içersinde  “bir şeyler” verebileceğine inanılması...
Bandırma’da son yıllarda gelişen kentsel toplumsal bilince koşut olarak  yerel seçimlerde “ekip” yani Meclis kadrosu da önem kazandı. Siyasi partilerde de Meclis kadrolarının belirlenmesinde kriterler ve standartlar gelişmeye başladı.
Bunda da ön en önemli neden, artık,gerçekten kentsel yapı gelişti ve Bandırma Belediyesi, kurumsallaşma anlamında önemli bir mesafe katetti. Bandırma’da artık tek başına bir kişinin uhdesinde olacak bir yönetim anlayışı kabul görmediği gibi, koca bir kentin bir kişinin omuzlarına yüklenmesi sağlıklı  ve mantıklı bulunmuyor. Bu durum, yerel yönetim de kollektif bir yönetim anlayışının biçimlenmesini ve bu ilişkilerin demokratize edilmesini zorunlu kılıyor.

BANDIRMA VE SİYASET-
SİYASETÇİ İLİŞKİSİ
 VE STÖ’LER

Bandırma, siyasal kadrolar açısından zengin bir kent değil.Bunun en somut ifadesi, siyasal partilerin yönetim kurullarında yaşanan sorunlar ve sıkıntılardır. Yönetim kurulu toplantılarını bile düzenli ve katılımlı  yapamayan partilerin bir çoğu bu toplantılarını da rutin konuları görüşerek yapıyor. Örneğin, Meclis’de grubu bulunan siyasal partilerde bile  “aktif üyelik” temel sorun ve parti faaliyetleri bir elin parmaklarını bile bulmayan  insanlar tarafından yürütülüyor.
Bu sorun, sadece Bandırma’nın değil, bölgenin ve ülkenin genel bir siyasi sorunu ve doğrudan Siyasal Partiler Yasası ile demokrasi ve özgürlük sorunudur.
Bu olayın önemli bir yönü...
Diğer bir yönü ise, “siyasal aktivistler” saksıda yetişmiyor.Bir ülkenin ekonomik gelişkinliğine koşut olarak sosyal ve kültürel yaşamın zenginliği, sosyal yaşamın örgütlü olması, doğrudan siyasal yaşamı da  pozitif yönde etkiliyor. Onun içindir ki, sendikalan, Oda ve meslek örgütleri, dernekler demokrasinin vazgeçilmez ayaklarını teşkil ediyor. Bir ülkede siyasal kadrolar, bulundukları alanda sivil toplum örgütleri(STÖ) nezdinde toplumsal mücadele içersinde gelişip serpiliyor, olgunlaşıyor. Burada toplumsal yaşam içinde öne çıkan, liderlik vasıfları ile donanmış  “toplumsal aktivistler”, adım adım siyasal yaşamda da yer alarak “siyasal ve sosyal aktivistler” haline geliyor.
Türkiye’de toplumsal yaşamın örgütsüzleştirilmesi, STÖ’ler üzerindeki yıllanmış faşizan baskılar, “toplumsal aktivistler”in sürekli önüne geçilmesi ve anti-demokratik yöntemlerle sindirilmeleri ve yalnızlığa itilerek, elimine edilmeleri, zaman zaman “faili meçhul” cinayetlere kurban gitmeleri, sürgünler,zindanlar, haksız yargılama ve cezalandırılmalar bu ibretlik sürecin kapılarını araladı.
Türkiye’de toplumsal yaşamın dinamiklerinin örselenmesi siyasal yaşamın da dinamiklerinin örsellenmesini beraberinde getirdi. “Suskunluk”, toplumsal ve siyasal yaşamımızın temel karakteristiğini oluşturdu.

EGEMEN SİYASET VE
 SİYASETÇİ PROTOTİBİ

Örneğin, Başbakan Erdoğan’ın İmralı tutanaklarının Milliyet fazetesinde yayınlanmasına gösterdiği aşırı tepki ve “Böyle gazetecilik batsın” sözlerine karşı gazeteler ve gazeteciler nezdinde yaşanan cılız mesleki ve demokratik  tepkiler bunun göstergesidir.
Dikkat edilirse, benzer gerekçelerle Bandırma Belediye Başkanı Pekel de yerel basına ve gazetecilere yaklaşmakta, suçlamakta ve bizzat benim nezdimde yaşandığı gibi gazetecilerin ve yazarların cezalandırılması talebiyle hareket edebilmektedir.
Çünkü, yönetim anlayışı, temel yönetim dürtüsü, demokrasiye özgürlüklere bakış açısı  benzer  kaynaklardan beslenmektedir.

İddia ediyorum...!

BANDIRMA’DA YEREL
İKTİDAR VE STÖ’LER

Bandırma’da da özellikle  son yıllarda toplumsal yaşamımız  yönetimlerin ve yöneticilerin anti demokratik anlayış ve politikalarından sebep, hızla yoksullaşmış durumdadır.
Bunun en somut ifadesi, kentin toplumsal demokratik tepkisi, Mumcu cinayetinin protesto yürüyüşü ile zirve yaparken, sonraki yıllarda adım adım sönümlenmiş, içe dönmüş, kitlesel karakterini tüketmiş, marjinalleşmiştir.
Bunda da, temel nedenselliklerin başında, bu alanda yaşanan genel sorun  ve sıkıntıların dışında, yerel bazda sivil toplum örgütlerindeki yöneticilerin siyasal ve toplumsal konulardaki tutarsız, ikircikli, çifte standartçı anlayış ve politikaları neden olmuştur.
Kuşkusuz, kentimizde STÖ’lerle yerel iktidar arasında kurulan ilişkinin bu çelişkili karekteri, kentsel bazda toplumsal dinamikleri de geriletmiş,örselemiş ve zaman içersinde dumura uğratmış durumdadır.

STÖ’LER VE DEMOKRASİ

Bu ilişkiyi önemsiyoruz...
Önemsiyoruz,çünkü,bu ilişki, siyasal yaşamın doğrudan demokratikleştirilmesi ve özgürleştirilmesi, yurttaşların siyasal insiyatiflerinin öne çıkmasıyla da ilişkilidir. Bu, STÖ’lerin yönetici ve lider kadrosunda öne çıkan kişisel pragmatizmle de ilişkilidir.Kişisel pragmatik anlayış ve yaklaşımlar, toplumsal çıkarların, toplumsal yararın ya da toplumsal pragmatizmin önüne geçirilmiştir.

PEKEL VE ÖZTAYLAN

Türkiye genelinde ve Bandırma özelinde, bu olayın bir başka nedenselliği daha var. Siyasal yaşamın anti demokratik karakteri, siyaseti ve siyasetçi prototibini de olumsuz etkilemiştir. Siyasal yaşamımızdaki egemen sistem, kendi siyasetçi prototibini yaratmıştır.
Hep yazdık ve hep vurguladık: Örneğin, Bandırma’nın siyasal yaşamında öne çıkmış iki siyasetçi prototibi var. Birisi Sedat Pekel, diğeri ise, Cemal Öztaylan’dır. Aralarındaki çelişki ne olursa olsun, ikisi de bu siyasal sistemin yarattığı ve yerel de öne çıkarttığı  iki siyasi kişiliktir.Yaklaşık 40 yıldır Bandırma’nın ve bölgenin siyasal yaşamına damgasını vuran bu iki siyasal kişiliğin dışında, ne yazık ki, üçüncü ya da beşinci ismi sayabilmemiz mümkün değil.
Çünkü, YOK..!
Bunu, sadece Pekel’in ya da Öztaylan’ın kişiliğine bağlayabilmek mümkün değil... Dünden bugüne her iki ismin yaklaşık 40 yıllık siyasi geçmişlerinin sadece eksiklik ve yanlışlıkları üzerinde tepiniyor olmak da bizleri tak başına bir yere götürmekten uzak ve anlamı yok!
Bu yönüyle, Pekel de, Öztaylan da, Bandırma ve bölge için bir gerçekliktir ve her iki isim de bu realite gözönüne alınarak değerlendirilmeli.
Ancak, Bandırma, iki isim etrafında yaklaşık 40 yıldır dönüp duran bu kısır siyasal döngüden de artık kurtulmak ve  kendisini yenilemek zorunda.
Ben, Pekel’in 2014 Mart yerel seçimleriyle siyasete artık “elveda” diyeceğine inanıyorum. Öztaylan’ın ise, daha önünde zaman var ama o da bu zamanı tükettiğinde siyasete “elveda” diyebilmeli.
Bu konuda bir sorun ya da sıkıntı var mı? Hayır, yok...!
Pekel, artık, “benim son görevim..ben yokum” diyor!
Öztaylan, “ görev dönemim bittiğinde ben de yokum” diyor..!
Ya sonra..!
İşte, asıl sorun bu..!
Çünkü her iki ismin de el verdiği, öne çıkmış,bir tek isim yok..!

KENTSEL DEMOKRASİ
VE ÖZGÜRLÜK ORTAMINI
GELİŞTİRMELİYİZ

Sonrası bir muamma mı?
Hayır..!
Eminim ki, zor da olsa, Bandırma,bu bilmeceyi çözecektir...
Peki, bu önemli mi!?
Evet, önemli..
Örneğin, Bandırma’da siyasal ve sosyal yaşamın yetiştirdiği evlatlarından bir tanesi de merkez sağ da  rahmetli Mustafa Gönenlioğlu idi..
Zamansız kaybettik ve O’nu her fırsatta ve ortamda arıyoruz...
Çünkü, siyasal ve sosyal yaşamda aktivist ve lider vasıflarına sahip insan yetiştirebilmek zordur.Bizim ısrarla kentsel demokrasi ve özgürlük örtamının genişletilmesi yönündeki çabaya vurgu yapmamızın altındaki neden de budur. Çünkü, siyasal ve sosyal yaşamda öncülük yapabilecek insanlar, ancak bu ortam içersinde yetiştirilebilinir.
İşte, tam bu alanda sorunlarımız var..!
Bir anlamda, Bandırma’nın bu alanda yıllanmış iki çınar’ını eksiklik ve yanlışlıklarıyla sorgularken, aslında sonrasıyla ilgili yaşadığımız ya  da yaşayacağımız sorunların kendisi hepimizi ürkütüyor.
Ancak, bu ürküntüyü da çok anlamlı bulmadığımı söylemeliyim. Şu veya bu şekilde, kentsel demokratik dinamikleri her alanda zorladığımız süreç te, bu toplum kendi içersinden gerekli bilgi ve beceriye, donanıma sahip yeni siyasal ve toplumsal aktivistler, öncüler çıkartacaktır.
Yani halka ve insanlarımıza,yaşama inanmak gerekiyor...!

Esen kalın...
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ