Bugün: 29.06.2017

SIRADA BEKLİYORLAR!!!

Örgütsüz yaşam kirli oyunlara açık alandır!!
2014 30 Mart yerel seçimleri için, artık, gün sayıyoruz.
2009 Mart yerel seçimleri önümüzdeki seçimler için barem kabul edildiğinde, yerel iktidar mücadelesinin CHP, Ak Parti ve MHP arasında geçeceği gözlemleniyor.
2009 Mart yerel seçimlerinde  aldığı oy ile kendisini hissettirmiş DSP yok!!
Keza, bu seçimlerde DSP’den başkan adayı olan Bora Öziş, bugün Ak Parti’de ve ilçe parti yönetiminde aktif görev almasından sonra Ak Parti’nin belediye başkan aday adaylığı sürecinde de aktif olarak yer aldı.

MHP, GÖNENLİOĞLU
 VE ÇATI HAREKETİ!

2009 Mart yerel seçimlerinde rahmetli Mustafa Gönenlioğlu’nun üstlendiği rolü ve MHP’den belediye başkan adayı olarak girdiği seçimlerde sandıkları alt üst ettiği günleri de unutmadık. !
2009’de oluşmuş “ÇATI Hareketi”nin mimarları olan DP’nin DYP kanadı ve Mustafa Çoban’ın çabaları,ANAP’lı rahmetli Mustafa Gönenlioğlu’nun bu süreçte üstlendiği rol, MHP’de “ÇATI”nın oluşumu için gösterilen özverili girişkenlik ve siyasi atak,  seçim sürecini tepe taklak kılmış ve MHP, Cumhuriyet tarihinde Bandırma’da elde edemediği siyasi başarıyı elde edip, hem oylarını ciddi olarak arttırmış hem da 4 belediye meclis üyeliğini kazanmıştı.

GÖNENLİOĞLU’NU 
ANIYOR, ARIYORUZ!

Şunu söyleyebilmek mümkün: MHP liderliğinin ve Genel Merkezinin 2009 yerel seçim stratejisi olarak gündeme taşıdığı   ve öne çıkan “AK Parti’ye karşı ittifak” politikasının gerçekleştirilmesinde Bandırma, kendi anlayışı doğrultusunda, örnek bir başarıya imza attı.

Bu başarı yadsınamaz..!

Ancak,Gönenlioğlu gibi, bölge ve kent siyasal ve sosyal yaşamında karizmatik bir kimliğe ulaşmış Gönenlioğlu’nun 2009 seçimleri sonrası talihsiz bir hastalığa yakalanarak, aramızdan zamansız ayrılması sadece MHP ve ‘ÇATI Hareketi’ için değil, Bandırma için büyük kayıp olmuştur...
Bu olayın önemli bir yanı...
Diğer yönü ise, seçim sonuçlarına göre, Belediye Meclisi’nde 5 yıllık süre boyunca MHP’li Meclis üyeleri, ne yazık ki, partilelerin ve seçmenin verdiği muhalefet etme görevini layıkıyla kullanabildiklerini söyleyebilmek gerçekten güç.
En kibar ifadeyle, MHP Belediye Meclis Grubu, 5 yıl boyunca Meclisin en “silik” grubu olarak kaldı!
2014 30 Mart yerel seçim sürecinde MHP, 2009 yerel seçimlerinde gösterdiği başarıyı dikkate alarak uzun bir süre aynı seçim stratejisine uygun bir belediye başkan adayı belirleme, seçim ittifakı geliştirme çabası sergiledi ama başarılı olamadı..
Borsa Başkanı Halit Sezgin, Bandırmaspor ve BTO Başkanı Mehmet Kılkışlı gibi bir çok ismin kapısının başkan adaylığı için çalınması  bir türlü istenilen sonucu vermedi.

2009 YEREL SEÇİMİ VE KURULMUŞ İTTİFAKLAR

2009 Mart yerel seçimleri öncesinde Bandırma CHP’de bir anlamda MHP’nin izlediği yerel seçim stratejisini izledi. 
İşçi ve kamu çalışanları sendikaları ile bir çok STÖ’nün oluşturduğu “YEREL SEÇİM İTTİFAKI”, bu stratejinin ve amacın gerçekleştirilmesine yönelikti.
Sedat Pekel’in belediye başkan adaylığının kesinleşmesiyle birlikte diğer başkan adayları Dursun Mirza ve Ozan Onur’un Pekel’in yanında saf tutmaları ve listesinde görev üstlenmeleri,’İTTİFAK’adına bir temsilcinin CHP’nin belediye Meclis listesinde yer alması hep bu yöndeki çabaların ürünü idi.
Dert ve dava, AK Parti’nin yerel iktidarı kaybetmesi ve partinin oy oranının aşağıya düşürülmesiydi.

AKP VE ÖZTAYLAN 
NEDEN VE NİÇİN
‘DERİN YAPI” İLE 
HESAPLAŞAMADI?

Genelde dile getirilmiyor, dillendirilmekten de ısrarla kaçınılıyor ama bir çok kez yazdım ve  dikkat çektim.
2009 Mart yerel seçim sürecinin ülke genelinde ve Bandırma’da bir diğer aktörü ise, “derin devlet” uzantısı yapılar ve darbecilerdi.
Dert ve dava ne idi?
 AK parti mutlaka yerel iktidarı kaybetmeli ve partinin oyları düşmeli, merkezi iktidardan da gidişinin önü bir şekilde açılmalıydı.
Peki, AK Parti’nin kendisi ve milletvekilleri Uğur ve Öztaylan olayın bu yönünün deşifre edilmesi ve Devlet, hukuk ve yargı nezdinde üzerlerine düşeni layıkıyla yapabildi mi!?
HAYIR..!

28 EKİM 2009 
OPERASYONU 
VE “DERİN YAPI”.!

İlginç ve bir o kadar da acıdır ama olayın bu yönü ile hesaplaşmak daha çok şimdi şikayet konusu yapılan Cemaatçilere kaldı..!
Cemaat de, kendi anlayışı doğrultusunda ve kendi yöntemleriyle işine baktı..(‘Paralel yapı’, Bandırma’da da 2009 seçimleri sonrası bir çok operasyon yaptı.Özellike Garnizona , Orduevi’ne ve Erdek’te donanma ve Deniz Kuvvetlerine yönelik nokta vuruşları konusunda kimsenin sesi bile çıkamadı.Geldiler, işlerini gördüler ve döndüler. Bu süreçte, Bir tek SonKurşun bufnları yazdı, emniyet-yargı içindeki ‘derin ilişkilere’ dikkat çekti. Onun içinde başıma gelmedik şey bırakılmadı.O dönemin gazetelirini açın, bakın!)
Şimdi, “paralel devlet”tartışmaları ekseninde Ak Parti ve iktidar, Cemaati sorguluyor.!
Darbecilerle ve “derin yapı” ile iktidar olarak  Cemaati kullananların, yıllarca ellerinde tuttukları maşanın bugün farklı  ellerce kendilerini yakması kader bile değildir, öğreticidir...
Tekrar konumuza dönelim: “derin yapı”nın ve darbecilerin 2009 Mart yerel seçimleri öncesi ve sonrasında Bandırma ve bölgede üstlendikleri rol hala deşifre edilmemişken, bir kent ve insanları bu sürecin mağdurları kılınmıştır..
Örnek mi, 28 Ekim operasyonu ve yaşananlar!
O günlerden bugünlere kadar hep yazdım, hep dillendirdim: Bandırma, 2009 Mart yerel seçimleri öncesi ve sonrasında yaşananlarla ADAM gibi hesaplaşmadan 2014 30 Mart yerel seçimlerini demokratik zeminde gerçekleştiremez.!
Bu nedenle, sandıktan çıkacak sonuç, gerçek anlamıyla yaşanmış süreç ve olaylar, demokratik zeminde konuşulup, tartışılmadığı, açıklığa kavuşturulmadığı için KANAYAN BİR YARA OLMAYA DEVAM EDECEKTİR...
Şu söylenebilinir: 2009 Mart yerel seçimleri öncesi ve sonrasıyla yaşanan kirlilik sadece Bandırma’yla sınırlı mı kaldı?
HAYIR!
Bu siyasal ve sosyal süreçte, olayın içinde özellikle Balıkesir, Erdek ve Gönen de vardır...
Hatta bir adım öteye geçelim: Olayın içinde AKP ve iktidarla ilişkili isimler, istihbaratçılar vardır.
Milletvekilleri Uğur ve Öztaylan yaşananları gayet iyi biliyorlar. Ancak, bu ‘paralel yapı’nın hedefinde doğrudan Öztaylan’ın olması, Öztaylan üzerinden partiye ve iktidara yönelinme gayretleri Öztaylan’ın elini kolunu bağlamıştır. Susmuş ve O’nu savunma konumuna itelemiştir.
Bu sürecin parti içinde kurbanı belediye eski  başkan yardımcısı Talip Yıldız olmuş,Yıldız’ı da yem olarak en yakın isimler servis etmiş, gözden çıkartmıştır.
CHP ve yerel yönetim nezdinde “birileri”  bu sürecin seçim öncesi ve sonrası taşeronu olarak kullanıldı. Bir çok STÖ, sendika temsilcisi ve bir ‘gazete’ ile  sözde gazeteci, ‘eleman’ olarak tepe tepe kullanılmış, ‘parelel yapı’ işini görmüş, operasyonunu gerçekleştirmiştir.

TEZGAH YİNE 
HAZIRLANIYOR!

Peki, bu kirli, kanlı süreç bitti mi!?
Kim ki, bittiğini iddia ediyorsa, YALAN söylemenin ötesinde yaşanan gerçekleri gizliyor demektir.
Süreç, devam ediyor.!
 Uyanık olanlar yeri geliyor, uyutuluyor; uyuyanlar, zamanı geldikçe uyandırılarak süreç siyasal ve sosyal  açıdan manipüle edilmeye çalışılıyor.
Yaşanan bu sürecin aktörlerini göremezsiniz.. Ortalıkta dolaşanlar figüranlar ve taşeronlardır.
Örneğin; 2014 30 Mart yerel seçim sürecinde, 2009 yerel seçimlerinde rol oynayanların ve rol dağıtanların yine farklı şekillerde süreci zehirlemeye ,sandıklardan çıkacak sonucu bir şekilde etkilemeye çalıştığına tanık olacaksınız.
Yine farklı ittifaklar, manipülasyon ve dezenformasyon çabalarını izleyeceksiniz.
Örneğin, Ak Parti’nin belediye başkan adayı kim?
Bandırma Eti Maden İşletmesi eski Müdürü Recep Şekerci!
Bir anda Şekerci’nin müdürlüğü döneminde yolsuzluk ve suistimal yapıldığı itham ve iddialarına tanık olur, bu itham ve iddialara milletvekili Öztaylan’ın da ‘enişte’ ilişkilendirilmeleriyle ortak kılınmaya çalışıldığını yaşarsanız şaşırmayın!
Ya da CHP’nin başkan adayı Dursun Mirza aleyhine  bayatlamış “bayrak yakma” ithamlarının yeniden ısıtılıp, askerliğiyle harmanlanıp, seks kasetleriyle ilişkilendirilme sine tanık olursanız yine şaşırmayın!
Peki, bu ne demek?
Eskilerin deyişiyle, “bizden iyiler”in “derin yapılar”ın devrede olması demek!
Böylesi bir siyasal zeminde demokratik siyaset yapılır mı!?
Buna kimin/kimlerin hakkı var!?
Siyaset, partiler,seçim ve sandık, “terbiyeli maymunlar” üretmenin aracı değildir, olmamalı...!

DEMOKRASİ, ÖRGÜTLÜ
 TOPLUM DEMEKTİR!

Bizdeki ana sıkıntıların başında toplumsal yaşamın örgütsüzlüğü geliyor.
Toplum ve bireyler olarak örgütlü değiliz...
Örgütlü bir toplum olmadığımız için her türlü manipülasyona ve dezanformasyona açığız.
Demokrasi bilincimiz ve demokrasi kültürümüz gelişkin ve toplumla içselleşmiş değil.
Mevcut, STÖ’ler ise, yaşayabilmek için ayakta zor duruyorlar. Sendikalar etkisiz; dernekler kirasını bile zor ödüyor; meslek odaları, yönetim ağalıkları sistemine terk edilmiş, yerlerde sürünüyor...Siyasal partiler, iş takipçileriyle tıka basa dolu.ve partiler işçi bulma kurumu gibi...
Bu tablo yaşananlar dikkate alındığında şaşırtıcı da değil. Çünkü, yıllardır örgütlü olmak ve örgütlü yaşam SUÇ olarak görülmüş!
Farkında bile değiliz...
Oysa ki, örgütlü yaşam boğazlanırken aslında ülkenin toplumsal yaşamını boğazlamışız.Siyasal ve toplumsal aktivistleri,bilim insanlarını, yazarları çizerleri, gazetecileri, sendikacıları  ya öldürmüşüz ya da yıllarca zindanlarda süründürmüşüz.

Daha fazla demokrasi ve daha fazla özgürlük talebiyle, örgütlü yaşamın vazgeçilmezliğini görerek,  gerçekten önümüzdeki yerel seçimlerde irademizin sandığa yansıyabilmesi temennisiyle, ÇAKALLARA ve KARANLIĞIN ZEBANİLERİNE KARŞI UYANIK OLUN!

Esen kalın...

sonkursungazetesi.com



  









Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 928