Bugün: 18.10.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • ŞİMDİLİK KAZANAN YİNE ABD,NATO VE GLADIO İLE İŞBİRLİKÇİLERİ OLDU!

ŞİMDİLİK KAZANAN YİNE ABD,NATO VE GLADIO İLE İŞBİRLİKÇİLERİ OLDU!


2000’li yılların ortasından başlayarak  Ergenekon, Poyrazköy, Sarıkız, Odatv, vb., isimlerle gerçekleştirilmiş  polisiye operasyonlar, Özel Yetkili Mahkemelerde, İzel Yetkili Savcılarla  olağan dışı yetkilerle yürütülen soruşturmalar, tutuklamalar, yargılamalar, verilen cezalar sonrası yaşananlar hala  ülkenin gündeminde…

 

Bir anlamda bu soruşturma ve yargılamaların, verilen cezaların hiçbir hükmünün bulunmadığı, yüzlerce binlerce insanın ve ailelerinin mağduriyetlerinden  çok  sonra anlaşıldı. Şimdiler de Yargıtay da görülen davalar tek tek  zanlıların beraatiyle sonuçlanıyor.

 

‘ERGENEKON’   İSMİ ARDINDA OYNANAN KİRLİ OYUN!

 

Daha önce defalarca  yazdım ve öncelikle şunu belirtelim: Bu operasyonlara ‘Ergenekon’ isminin bile verilmiş olması, Ergenekon ismi ile ‘darbe’ ve ‘çete’, ‘suç örgütü’ ifadelerinin yan yana getirilmiş olması  başlı başına  bilinçli ve planlı gerçekleştirilmiş bir yanlıştı. Türk tarihinin karalanmasına yönelik bu isimlendirme,  o yıllarda yürütülen algı operasyonunun önemli bir parçasıydı.

 

Şimdilerde ise bu operasyonların, soruşturmaların, yargılanmaların, kararların seyri nedeniyle  toplumda genel bir şaşkınlık yaşanırken, ‘BİRİLERİ’ şu kanıyı topluma yerleştirmeye çalışıyor: DEMEK Kİ, TÜRKİYE’DE BİR DARBE TEHLİKESİ,RİSKİ YOKMUŞ! TSK’NE TEZGAH KURULMUŞ! MİLLİ ORDUMUZ VE ASKERLERİ HEDEF YAPILMIŞ!

 

TÜRKİYE  DE BAĞIMSIZ, ÇAĞDAŞ HUKUK VE YARGI SİSTEMİNİN TEMİNATI ULUSAL BAĞIMSIZLIK VE ULUSAL EGEMENLİĞİN GERÇEKTEN KAZANILMASINDAN GEÇMEKTEDİR!

 

Somut konuşalım ve yazalım: Türkiye’nin, yıllardır   hukuk ve yargı sistemi TAM BİR FACİADIR. Ülke de hukukun üstünlüğünden söz edilemeyeceği gibi, bağımsız ve özgür bir yargı sisteminden de söz edilemez! Ülkemizde evrensel insan hak ve özgürlüklerinden, çağdaş hukuk hak getiredir! Sıkıyönetim mahkemelerinden, DGM’lerden, özel yetkili savcı ve mahkemelerden bir türlü kurtulamayan  hukuk ve yargı sistemimiz bir insan kıyma makinası gibi çalışmakta, çalıştırılmaktadır. Toplumsal güven yok denecek sınırdadır!

 

12 EYLÜL HER ŞEYİYLE YAŞIYOR!

 

İkincisi, Türkiye bugün hala bir  türlü toplumsal açıdan  layıkıyla yüzleşemediği, hesaplaşamadığı 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbelerinin, ‘balans ayarları’nın, ‘post modern’ darbe girişimlerinin faturasını ödüyor.  Meclis de grubu bulunan Ak Parti de, CHP de, MHP de, HDP de bu geciktiği için sulanmış, çürümeye yüz tutmuş kangrenleşmiş toplumsal  yara ile yüzleşemez, hesaplaşamaz!

 

Türkiye, onlarca yıldır bu faturanın yükünün katlanılmaz acısını, ağırlığını, mağduriyetlerini yaşıyor, taşıyor. Bugün iktidar ve muhalefetiyle, devleti ve anayasal yapısı, sistemiyle bocalamasının, bir biriyle çelişik, çapraşık adımlar atılmasının, politikalar biçimlendirilmesinin, geliştirilmesinin nedeni budur!

 

TÜRKİYE DE ZULMÜN DE ADALETSİZLİKLERİN DE, MAĞDURİYETLERİN DE  SORUMLULARI BELLİ!

 

Türkiye’nin gerçekten demokratikleşmesi, demokrasinin tüm kurallarıyla egemen kılınıp, devlet ve toplumla içselleşmesi sadece bir siyasal söylem olarak ele alınamaz. Türkiye’nin gerçekten demokratikleşmesi ve özgürleşmesi, bir ulusal bağımsızlık ve ulusal egemenliğin tesis edilebilmesi sorunudur. Çünkü, Türkiye’nin gerçek anlamda demokratikleşememesi, demokratik bir hukuk devletine sahip olammaması, askeri darbelerden, siyasal gericilikten ve suni  gerilim ve çatışmalardan, ‘derin’ yapılardan yani kontrgerilla, gladyolardan kurtulabilmesi sorununun ana nedeni, başta ABD ve AB emperyalizmine ,NATO’ya bağımlılıktan kaynaklanmaktadır.

 

12 Eylül askeri faşist darbesi sonrası yıllarda   darbe tezgahını hazırlayanlar ve darbenin gerçekleşmesinde, icraatlarının mimarı olanlar, toplumsal bir gerçekle yüz yüze geldiler. Toplum nezdinde deşifre olurken, darbe ve darbecilikle anıldılar. Darbecilerin  kanlı suç ortaklığının paydaşı oldukları kanaati hızla toplumda yaygınlaştı.

 

ABD,NATO,GLADYO VE İŞBİRLİKÇİLERİYLE HESAPLAŞMAK ..!

 

Yapılmış işkenceler, Nazi kamplarını aratmayan zindanlarda yaşananlar, ‘faili meçhul’ infazlar, göstermelik soruşturmalarla, göstermelik savcılıklarca yürütülen soruşturmalardan geçirilen, darbe mahkemelerinde yargılanan, yüzlerce yıl hapse mahkum edilen, idam edilen insanlar  toplum gerçeği, 80’li, 90’lı, 2000’li yıllara damgasını vurdu.

İnsanların ve toplumun bir şekilde gazının alınması, öfke ve tepkisinin yatıştırılması  hatta yedeklenmesi  gerekiyordu.

 

Türkiye de askeri darbelerin sadece mağduriyet ve zulam, işkence, katliam boyutuyla da ele alınmaması gerekiyor. Bunun sosyal boyutu kadar ekonomik boyutunun da görülmesi gerekli. Her askeri darbe dönemi, ülkenin  devleti ve halkı ile tüm kaynaklarının yağmalanması ve ölçüsüz soyulması anlamına da geliyor.

 

DARBECİLER VE DARBELERLE HESAPLAŞMAK SADECE KOMÜNİSTLERİN,DEVRİMCİ DEMOKRATLARIN DERDİ OLAMAZ!FAŞİZMİN, DÜŞMAN BELİRLEMEDE SINIRI HİÇ BİR ZAMAN OLMADI!

 

Askeri darbelerden bugüne kadar sadece komünistler, devrimci demokratlar, Kemalistler mi muhatap alınıp,mağdur edildiler?

 

Şunu diyebilmek mümkün: Birincil derecede, her askeri darbenin, özellikle  de 12 Mart ve 12 Eylül’ün muhatabı komünistler ve devrimci demokratlardı. Ancak, faşizm, düşmanlıkta sınır tanımaz. Ülkücüler de, politik İslamcılar da, milli görüşçüler de, sosyal demokratlar da, liberaller de  faşizmden kendi nasiplerini  aldılar. Faşizm, toplumun genelini  mağdur etti!

 

AK PARTİ VE DARBECİLER!

 

Bu nokta da ; Ak Parti’nin 2001 yılında kuruluşu ve 2002’de tek başına iktidar olması sonrası yaşanan sürecin iyi analiz edilmesi ve AK Parti kurucularının siyasal felsefesinin, ideoloji ve politikalarının  iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.

Ak Parti’nin i kuruluşu ve iktidar yılları boyunca  askeri darbe tehdidi, darbe  girişimleri hiç eksik olmadı. Darbecilerin gerekçesi hep aynı idi: Ülke elden gidiyor! Anti-laik yeltenişler var,  Cumhuriyet Devleti yıkılacak! Şeriat geliyor! Kemalistler iktidara!

 

Türkiye, on yıllardır darbecilerin, darbe sevdalılarının bu gerekçelerini ezberledi, bıktı. Gün geldi, komünistler bahane oldu, günü geldi  şeriatçılar konu edildi. Günü geldi alevi-sünni çatışması körüklendi günü geldi, laik-anti laik çatışması beslendi. Ama artık, bu gerekçeleri toplum yutmuyor…

 

 

AK PARTİ’NİN BÜYÜK YANLIŞI, AK PARTİYİ DE ÜLKEYİ  DE VURDU!

ABD VE NATO AJANLARI DARBECİLERLE HESAPLAŞAMAZ!

 

AK Parti’nin ve  iktidarının defterini bir şekilde dürmeye çalışan darbecilerle hesaplaşma içersine girerken en büyük yanlışı,   o güne kadar darbecilerin ve darbelerin lojistik destekçisi olmuş cemaatle ittifak içersinde yola çıkması, birlikte hareket etmesi oldu. Devlet ve siyasal iktidar bilinçli ve planlı olarak yanlış yönlendirildi. Emniyetten başlayarak savcılar eliyle yürütülen soruşturma ve yargı süreci sulandırılıp, karmaşıklaştırılarak mağduriyetler yaratılıp, işin içinden çıkılamaz hale getirildi. Bir anlamda darbecilerle  hesaplaşma, yıllarca darbecilerin figüran olarak tepe tepe kullandığı ABD’nin taşeronu cemaatçilere kalmış ise, işiniz zor olmanın  ötesinde imkansızdır.


Sonuç da gelinen  nokta ortada…Mağdur duruma taşınmış darbeciler…!

 

TÜRKİYE, TARİHSEL BİR FIRSATI DAHA ELİNDEN KAÇIRDI!

DARBECİLERLE HESAPLAŞMA BİR BAŞKA BAHARA KALDI!

Türkiye’nin, darbecilerle hesaplaşma da  tarihsel ve güncel bir şansı  aptalca yanlışlardan, aptalca politik tercihlerden   dolayı  yitirdiğini söyleyebiliriz. Bu sürecin kazananı  görünürde ve bugün için  yine ABD ve  NATO  gladyosu, içimizdeki işbirlikçiler oldu!

 

Bir anlamda darbecilerle hesaplaşma şimdilik bir başka bahara kaldı.

 

Esen kalın…


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 742