Bugün: 22.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • SEN SUS SREBRENİTSA, BİNLERCE MEZAR KONUŞSUN!

SEN SUS SREBRENİTSA, BİNLERCE MEZAR KONUŞSUN!


“Sustunya Srebrenitsa

Anlatmak ağır geldi belli

Sabahın kan rengi varmış

Karanlığın mahçup örtüsüde

Gece farkedilmeyen binlerce feryat

İnsanmış !!!”

 

Şair Mustafa Doğan’ın ‘Srebrenitsa’ isimli şiirinden aldığım bu mısralar, Srebrenitsa katliamının 21.yıldönümünde katledilmiş binlerce insanın anısına yazılmış.2.Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’da gerçekleştirilmiş en büyük soykırım olarak kabul edilen Srebrenitsa katliamında Sırp faşistleri tarafından öldürülen Bosnalı Müslüman sayısı on binleri buluyor.


AVRUPA’NIN  KANA DOYMAYAN VİCDANI!


Örneğin, BM`nin Eski Yugoslavya Savaş Suçları Mahkemesi savcısı, 7.000 ila 8.000 kişinin öldürüldüğüne dikkat çekiyor. Bosna Sırplarının hükümetinin hazırladığı bir raporda ölü sayısı 7.779, Boşnak hükümetinin raporunda ise 8.374`den fazla olarak gösterilmekte. 1992-1995 arasında Uluslararası Kızılhaç Örgütüne göre, Bosna-Hersek`te 312.000 kişi hayatını kaybetmiş. Bu kayıpların 200.000 kadarının Boşnak halkına ait olup Bosnalılar olduğu ve sistematik bir soykırıma tâbî tutularak, çocuklarının ve eşlerinin, anne-babalarının gözleri önünde işkence görerek, katledildikleri bilinmekte.


1995 yılı yaz aylarında Avrupa’nın göbeğinde ve herkesin gözü  önünde gerçekleştirilen soykırım ve katliamlarda on binlerce insan, çoluk çocuk, kadın erkek, genç yaşlı kıyama uğrarken, Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa Birliği, vb. uluslararası kuruluşlar neredeydi!?


Bosna –Hersek de Sırplarla yaşanan savaş ve katliam günlerini anımsıyorum. Pazar yerlerinde patlayan bombalar, insanların keskin nişancılar tarafından bir bir avlanmaları, ölüme taşınan insan konvoyları gün gün televizyonlardan yayınlanırken, gazetelerde haber konusu yapılırken, neden  ve niçin dünya insanlığı, bu umarsız  insanların çığlığını duyamadı?


TİTO YUGOSLAVYASI’NI GÖÇERTENLER, SREBRENİTSA KATLİAMLARINI YAPANLARDIR!


Tito’nun Yugoslavyası’nı ve Tito’nun ölümü sonrası  yaşanan iç savaşı bilmeyenler ,Avrupa’nın göbeğinde, etnik ve dinsel  farklılıklara sahip olmalarına karşın onlarca yıldır birlikte kardeşçe yaşayan insanların, kimler tarafından ve nasıl birbirlerine karşı etnik ve dinsel farklılıklarını öne çıkartarak kışkırtılıp, birbirlerini kırdıklarını anlayamazlar. 2. Dünya savaşı sonrası Tito, Yugoslavya’da  zoru başarmış, federal bir cumhuriyet kurarak, farklı etnik kökenlerin ve dinsel inançların özgürce bir coğrafya da kardeşçe ve barış içinde yaşamalarını sağlayabilmişti.


Anımsıyorum  da, Tito’nun ölümü ile Yugoslavya’da adım adım örülen etnik ve dinsel farklılıklar gözetilerek iç savaş, Türkiye’de de bizleri hoplatmış, Yugoslavya olayından ve savaşından ülke olarak gerekli dersleri çıkartmamız gerektiği üzerine sayısız yazı,kitap  kaleme alınmıştı.. Yugoslavya örneği, bizim için de trajik, dramatik ve  kaygı verici bir dersti. Bir ülkeden ,aynı coğrafya üzerinde, yedi-sekiz devletçik yaratma operasyonunun adı ,Yugoslavya idi!


BOP’UN HEDEFİ  İSLAM VE  ULUS  DEVLETLERDİR!


Düşündürücüdür ve ilginçtir!


1980’li yılların sonunda ve 90’lı yılların başında başlatılan Yugoslavya operasyonu,1990’lı yılların sonunda ve 2000’li yılların başında  ABD ve NATO tarafından dillendirilmeye başlanan Büyük Orta  Doğu Projesi(BOP) ve sonrasında  yeni adıyla  Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi ile Müşterek bir Gelecek ve İlerleme için Ortaklık  küresel operasyonunun, Kıta Avrupası’ndan ve Yugoslavya’dan başlatılarak yaşama geçildiğini  göstermekte.


Özellikle Sovyetler Birliği’nin yıkılarak, Varşova Paktı’nın dağılması sonrasında,  ABD ve NATO’nun değişen dünya konseptine ve güçler dengesine uygun şekilde ,yeni bir küresel konsept ve emperyal strateji belirlediğini, düşman kavramındaki değişimin, İslam ve  gelişmekte olan ulus devletleri doğrudan hedef aldığını göstermekte. O nedenle, Türkiye dahil, tüm İslam coğrafyası ve İslam inancı, müslümanlar, az gelişmiş ve gelişmekte olan ulus devletler, günümüzde başta ABD olmak üzere NATO’nun hedefi konumundadır.


Bugün,Bosna da, ‘Srebrenitsa da  soykırıma uğramış ve katledilmiş binlerce insanın yaşadıkları karşısında şaşkınlıklarını ve üzüntülerini  haklı olarak dışa vuranlar, 21.yüzyılın başından itibaren Irak’ın işgali ve katledilmiş 1.5 milyon insanın, Amerikan askerlerinin tecavüzüne uğramış on binlerce genç kız ve kadının, Afganistan ve Suriye’de yaşanan trajedilerin de farkına varmalı. Bugün Irak’ın ve Suriye coğrafyasından  etnik ve  mezhepsel, dinsel farklılıklar gözetilerek  üç-dört  devletçik çıkartmaya çalışanlarla Yugoslavya’yı paramparça eden, soykırımlar gerçekleştiren aynı  emperyal güçler ittifakıdır.


“Unutmak nedir Srebrenitsa

Kaç binde bir diner bu ağrı

Ve sıkışır köşeye insanlık

Utanır gören körler sağırlar ar damarı çatlamamışlar

Sen sus Srebrenitsa

Ben ben diye parmak kaldıran

On binlerce mezar var…”


TÜRKİYE, ABD’YE BAĞIMLILIKTAN VE  NATO BELASINDAN KURTULMALI!


Şair, dizeleriyle  21.yüz yılda yaşanan insanlık dramına isyan ediyor.Bayram sonrası Avrupa’ya tır ticaretinde çalışan yeğenim dönüş yolunda yanıma uğradı. Kosova’yı, Makedonya’yı, Bosna-Hersek’i, Arnavutluk’u, yaşananları ve son durumu ondan dinledim.  ‘Balkanlar da, her yerde, her ülkede şimdi Türkiye var. Pazarlar, marketler, AVM’ler Türk mallarından geçilmiyor. Türkiye’nin bölgede etkisi büyük. İçerde birbirimizi yiyoruz  ama dışarda ülkeye bakış farklı ve bu insanlar, Türkiye’nin varlığını bile kendileri için bir teselli ve güç kaynağı olarak görüyorlar.” Sözlerini ilgiyle dinliyorum.


Evet. Biz, ülke ve ulus olarak, gücümüzün ve oynanan kanlı ve kirli küresel oyunun ne zaman farkına varıp, ulusal özgüvenimize kavuşacağız?


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 362