Bugün: 29.06.2017

SEMA KIRCI VE BANDIRMA


SEMA KIRCI
“1971 yılında, gurbetçi bir ailenin üçüncü çocuğu olarak Almanya’da dünyaya geldi.İlkokulu Ali Fahri İşeri, orta ve lise eğitimimi Bandırma İmam Hatip Lisesi’nde tamamladı. 1996 yılında ODTÜ İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu.  2011 yılında Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde “Türkiye’nin Balkan Politikası” konulu çalışma ile yüksek lisans eğitimini tamamladı.  Halen aynı bölümde ve aynı konuda doktorasına devam ediyor. 1997–2008 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde çalıştı. 2001–2006 yılları arasında AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları’nda sırasıyla Ekonomik İşler ve Dış İlişkiler’den sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu.2006 yılında AK Parti II.Olağan Büyük Kongresi’nde  Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyeliğine seçildi. 2008 yılında Genel Başkan Danışmanlığı görevine getirildi ve halen MKYK üyesi ve Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı olarak görevine devam etmekte. İslam Kalkınma Bankası ile birlikte düzenlenen “Akil Kadınlar Zirvesi”nde görev aldı.AK Parti’nin siyasi ve sosyal alanlar başta olmak üzere ekonomi ve dış politikadaki gelecek hedeflerini belirleyen “Yeni Türkiye Vizyonu”nu geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla bir dizi konferans verdi. Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA)Yüksek İstişare Kurulu üyesi. Mehmet Numan’ın annesi.”

AYŞE KARDAŞ
“Balıkesir doğumlu Ayşe Kardaş, ailesinin ticari işleri nedeniyle bulunduğu dönemde Trablus`ta dünyaya geldi ve eğitim hayatına da Libya`da başladı. Türkiye`ye döndükten sonra Gönen İmam-Hatip Ortaokulu`ndan mezun olan Kardaş, liseyi de İstanbul Kadıköy Anadolu İmam - Hatip Lisesi`nde bitirdi. Dereceyle girdiği Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri (MIS) bölümünü 2004 yılında bitiren Ayşe Kardaş, üniversite döneminde İsveç`te finans eğitimi de aldı. Bahçeşehir Üniversitesi`nde "Küresel Siyaset ve Uluslararası İlişkiler" üzerinde yüksek lisans derecesi alan Kardaş, bir süre özel sektörde görev yaptı. 2007 yılından sonra AK Parti İstanbul İl Başkanlığı`nda çalışmaya başlayan Kardaş, Kadın Kolları Yönetim Kurulu üyeliği ve I.Bölge Teşkilat Başkanlığı görevlerini yürüttü. 2009 yerel seçimlerinden AK Parti`den Ümraniye belediye meclis üyesi seçilen Kardaş aynı yıl Başbakanlık Müşavirliği görevine getirildi. Oxford Üniversitesi bünyesinde diplomat eğitimi kurslarını başarıyla tamamlayan Kardaş, pek çok uluslararası toplantı ve sempozyuma konuşmacı olarak katıldı. Halen Boğaziçi Yöneticiler Vakfı üyesi olan Kardeş, İGETEV bünyesinde "Müslüman Kadının Tarihi Mirası" projesini yönetmekte ve KADEM`de teşkilatlanma başkanlığı vazifesini sürdürmektedir. Ayşe Kardaş`ın aylık olarak Lacivert dergisinde yazıları yayınlanmaktadır.”

Sema Kırcı ve Ayşe Kardaş, Balıkesir Ak Parti milletvekili aday listesinin 2.ve 4.sırasında yer alan iki isim, iki bayan.
7 Haziran milletvekilliği genel seçim sürecinde Ak Partililerin hiç gündemine gelmemiş, bir kaçının isimlerini bir şekilde bildiği ya da şahsen tanıma olanağı bulduğu iki isim. Milletvekilliği aday adaylığı sürecinde de bu iki isim yoktu ve bilinmiyordu. Aday adayı tanıtımlarında, temayül yoklamasında, genel merkez nezdinde gerçekleşen iştişarelerde, sivil toplum örgütleri temsilcileriyle yapılan tercih yoklamasında da  bu iki isim yoktu.
Sadece, özellikle Sema Kırcı,  Ak Parti kulislerinde konuşulan, ismi fısıldanan bir isimdi.  Tek avuntu, Kırcı’nın Ankara’dan milletvekilliği aday adaylığı başvurusu yapmış olması idi.

Ak Parti de Balıkesir-Bandırma arasında  Öztaylan ismi etrafında çekişmenin yaşanması ve  Balıkesir’in son ana kadar Emin Mehmet Karatan ismine kilitlenmesi, bir anlamda parti genel merkezini ve Süleyman Soylu’yu ve partinin ileri gelenlerini de  bunalttı.
 Sorun, bir anlamda İskender’in Gordion’un düğümünü çözdüğü gibi, parti genel merkezinin kılıcı vurmasıyla çözüldü. 
Genel merkezde yapılan iştişareler sonucunda Sema Kırcı Balıkesir adaylığı konusunda ikna edildi ve dümen Balıkesir-Bandırma’ya kırıldı. Kırcı’nın deyişiyle, o bir teşkilat insanıydı ve teşkilat nereden isterse orada gönüllü çalışırdı. Zaten, Bandırma’lıydı ve kente yabancı değildi. Ayşe Kardaş için de adaylık sürecinde yaşananların farklı olduğunu sanmıyorum.

Bu yaşanan olayların bir yönü…

Öztaylan gibi, kent ve bölge siyasi, sosyal yaşamında devleşmiş bir ismin (ki ister beğenelim istersek beğenmeyelim), hele hele 7 Nisan’a ramak kala üniversite olayının aşılması ve gerçekleşmesi başarısını omuzlarında taşıyan bir ismin, liste dışı kalmış olması kabul edilebilir, kolay bir iş değildi.

Öztaylan,bu karmaşık süreci başından beri adım adım takip etti. Zaman Zaman kırıldı, incindi ama liste konusunda yaşanan çekişmeler konusunda hep pozitif yaklaşmaya çalıştı ve doğacak sonucu doğal ve kabul edilebilir sınırlar içine çekmeye çalıştı. Bir anlamda Kırcı ve Kardaş isimleriyle şekillenmiş listenin kabulüne, parti içinde sindirilmesine  engel değil, yardımcı oldu.

Yaşanmış bu sürecin diğer yara almış ve incinmiş ismi de Emin Mehmet Karatan olduğunu belirtelim.
 Bir anlamda 7 Nisan günü sabahına kadar listenin 2.sırasında yer aldığı bilinen Karatan, aynı gün akşamına varmadan, liste dışı kalmanın süprizini, şokunu yaşadı.

Ben, siyasal partilerin listelerinin belirlenmesi süreciyle ilgili özellikle yazmamaya dikkat ettim. Bir yandan izleyici olup, yaşananları kavramaya çalışırken öte yandan 8. Kitabım olacak POYRAZIN ÇOCUKLARI isimli kitabımın yazımı ile ilgilendim. Hala da çalışmaya, yazmaya devam ediyorum.

Ancak,  özellikle Ak Parti de liste konusunda kamuoyunun gözünden kaçan bir iki unsura özellikle dikkat çekmekte yarar var.

Birincisi, Balıkesir merkez de dahil olmak üzere farkında olunmayan bir şey var. 
O da, Ak Parti’nin Balıkesir ve tüm bölge düzeyinde ciddi bir siyasal operasyon yaptığı gerçeği. 
Türkiye’de son yıllarda siyasal yapının hep değiştiğini yazdık, çizdik. Ak Parti, bu söylemi Balıkesir indinde kendi bünyesinde realize etti ve yıllanmış siyasi gelenekleri, teamülleri, statik yapıyı büyük ölçüde param parça etti.
Lütfen, Kırcı ve Kardaş’ın özgeçmişlerini iyi okuyun ve karşınızdaki iki bayının da dünyasını anlamaya çalışın!
 Her ikisinin de özgeçmişleri yanı sıra siyasi, sosyal hatta iktidar partisi ve devlet katındaki rollerini daha iyi anlayacaksınız. 
Şu denebilir: Artık, Balıkesir siyasi ve sosyal yaşamında hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, olamayacak ve bunun öncülüğünü iki bayan aday çekecek!

İkincisi, alışıla gelen sağ’dan yani gelenekçi, muhafazakar kesimden, Balıkesir ve Bandırma siyasal yaşamında bugüne kadar  bu akademik, siyasal formasyona, devlet deneyimine sahip isimler baskın bir nitelikte öne çıkmadı. Bu ilk kez yaşanıyor.
 Bir anlamda Ak Parti, ‘Yeni Türkiye’nin yaratılması hedefine uygun, ‘Yeni Balıkesir’i yaratma hedefine uygun kendi entelektüel kadrosunu iki bayanla Balıkesir ve Güney Marmara’ya  taşımış oldu. 
Bunun siyasal sonuçları mutlaka olacaktır.
Örneğin, bu iki bayanla, özellikle Güney Marmara, ‘Bakan’ özlemine kavuşabilir. Neden olmasın!

Üçüncüsü, Dinçer Ulaş, face’de yazdığı mesajla  dikkatimi çekmişti. Her iki bayan adayın ortak özellikleri var. Her ikisi de, kim ne derse desin, bölge ve bizim insanımız. Biri Alman’ya da diğeri Libya’da Trablus da doğmuş. Her ikisi de imam hatip de okumuş ve yüksek öğrenimini başarıyla sürdürmüş. Hem akademik kariyer yapmışlar hem siyasal yaşamda üst düzeyde köşe tutmuş hem de iktidar ve devlet nezdinde önemli sorumluluklar üstlenmişler. 
Konuyu  lokalize edelim; Bu,  ‘yeni’ Türkiye’de Güney Marmara ve Bandırma’nın ‘yeni’ gerçeğidir. Artık, siyasal yaşamımızda ‘Bandırmalılık ya da Gönenlilik gibi bir kavramın anlamı ve hükmü bitmiştir.

Çünkü,  bu kentlerimizden gelişmemize uygun yığınla erkek ve bayan evladımız farklı farklı kentlerde farklı koşullarda yaşamın ipine tutunmuş durumdalar ve böyle ‘dışarda’ yığınla başarılı insanımız var. Bunu kabulleneceğiz!

 Çünkü, temeline indiğimiz vakit, CHP’nin adaylarının da ya da bir başka partinin adaylarının gerçekte ne kadar Bandırmalı ya da Gönenli olduğu , aynı minval üzerinde rahatlıkla sorgulanabilir. 

Siyasal ve sosyal açıdan geleneksel bu anlayış ve yaklaşımlar bitti! 
Hatta şöyle de denebilir: Dün ‘kasaba zihniyeti’ ile belirlediğimiz seçilme kriterleri, aday olma kriterleri bitti!

Dördüncüsü, her iki milletvekili adayı için de bundan sonrası için en büyük siyasal risk,  yaşanan bu sürecin  niteliğini anlayamamış insanların eski anlayış ve alışkanlıklarla  çevrelerini kuşatmalarıdır. 
Yalakalık, goy goy, işgüzarlık, öncesinin ve önceki vekillerin kötülenerek şirin  gözükme, vb.,  türden yaklaşımlar önümüzdeki sürecin mayın tarlası gibi düşünülebilinir.  
Bizden uyarması…
 
Evet, şimdilik bu kadar…

KIRCI VE BANDIRMA

Bu makalemi yazdıktan sonra 18 Nisan günü Ayşe Kardaş’tan sonra Sema Kırcı’yla da tanışma olanağı bulduk. Ekin’deki tanışma faslının akşamında babasının vefatını üzelerek öğrendim.
Öncelikle babasına Allah’tan rahmet, Kırcı Ailesi’ne baş sağlığı diliyorum.
Kırcı’nın Eken’deki konuşmasını ilgi ve dikkatle dinledim, kendisini izledim.
Öncelikle belirtelim: Kırcı ve Kardaş, yukarıda yazdığım makalemdeki duygu ve düşüncelerimi adeta doğruladılar.
Her iki isim de dava insanı ve dava insanları yaşamım boyunca bana hiç yabancı olmadı. Duygularını ve düşüncelerini, yaşam tarzlarını bilirim. Zaten son kitap çalışmam da dava insanlarıyla ilgili.
Baştan belirtelim: Kırcı ve Kardaş için başından beri yaratılmaya çalışılan  ‘ithal aday’ algısının her ikisi için de anlamı ve hükmü yok!
Her iki isim de tabandan yani halkın içinden, avamdan  kendi çabaları, emekleriyle  mücadele ederek yükselmiş iki isim.
Yani vekil adaylıklarının para ile pul ile, makam ve mevkiyle hiçbir ilgisi yok!
Hatta şu söylenebilir: AK Parti’yi  ve amacını,dünyasını anlamak isteyenler ya da anlamakta güçlük çekenler,bu iki ismi iyi tanımalı.
Her iki ismi tanıdıktan,dinledikten sonra belki şu söylenebilir: Bu iki ismin de Balıkesir’den ve Güney Marmara’dan aday gösterilmesi bölge için bir ayrıcalık olarak görülse de ben bunun erken olduğuna inanıyorum. Çünkü, ne Balıkesir ne de Bandırma ve bölge, bu iki ismin adaylığına daha hazır değiller.
Ancak, koşullar her iki isim de koşulların zorlaması, Balıkesir-Bandırma çekişmesi sonucunda aday gösterilmek zorunda kaldılar.
Bu yönüyle, özellikle Bandırma ve bölge Ak Parti nezdinde, milletvekili Cemal Öztaylan’ı mumla arayabilir.
Çünkü, ne Kırcı ne de Kardaş, bizim toplumsal yapımıza ve siyaset anlayışımıza uygun adaylar değiller. Belki, İstanbul ya da Ankara, bu isimler için uygun alanlar olabilirdi.

Kırcı ve Kardaş, siyasal açıdan entellektüel kişilikler. Yani, Kırcı ve Kardaş için Ak Parti’nin entellektüelleri denebilir.
Her iki ismin de sen-ben davalarıyla, iç çekişmeleriyle, suni sorunlar ve gerilimlerle işlerinin olacağını sanmıyorum.
Kırcı,bunu konuşmasında çok güzel hicvetti: ‘Yeni Türkiye’yi anlamak isteyenler,  bizleri anlamalılar. Türkiye’de artık, bir işçinin, bir kaptanın,bir tornacının çocuğu vekil olabiliyor, ifadesi bir gerçeği ve geldiğimiz noktayı  işaret ediyor.
Bu nokta da birileri, ‘ya diğerleri’ diyebilir. Burada temel ayrım, siyasal yaşamda yükselme trendinin kimin çocuğu ve babanızın ne iş yaptığından öte  özne olarak  sizin konumunuzdur.
Kırcı ve Kardaş,kimlik ve kişilikleriyle bir anlamda bunu, bu değişimi  gözümüzün içine sokuyor.

Şimdilik, Kırcı ve Kardaş ile ilgili yazacaklarım bu kadar ama her iki ismin de basın ve düşün dünyamız  için iyi birer malzeme olacağına inanıyorum.

Esen kalın...

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 773