Bugün: 14.12.2017

ŞEKER ve Bandırma


Kasaba Kültürü ve Ahlakı Bandırma’yı vuruyor!

“Şeker, 1960 yılında Emek Tavukçuluk adıyla kuruldu. Söz konusu dönemde kırsal bölgelerde beslenen tavukların yumurtaları şehirlere getirilip satılır ve halkın ihtiyacı bu şekilde karşılanırdı. Devlet çiftliklerinde, Amerika’dan Marshall yardımı çerçevesinde Türkiye'ye getirilen New Hampshire tavukları vardı. Bu tavukların yumurtalarından cinsiyet tayini yapılmadan civciv çıkarılır ve satılırdı. Sektördeki bu boşluğu fark ederek profesyonel bir yaklaşımla işe başlayan Emek Tavukçuluk, artan damızlık ihtiyacı karşısında kuluçka makinelerine yatırım yaptı. 1973 yılında, haftalık yumurta kapasitesini 14 bin adede yükselterek hedef büyüttü. 1983 yılında, 230 bin 400 yumurta kapasiteli Hollanda yapımı kuluçka makineleri ithal ederek, hızla büyüdü. Amerikan Hy-Line firması ile yapılan ortak çalışmalar sonrasında kurulan damızlık kümeslerinde etlik ve yumurtalık tavuk üretimine geçildi.

Damızlık kümes yatırımlarının artmasıyla 1990 yılında bir yem fabrikası kuruldu. Yatırımlarla hızla büyüyen Emek Tavukçuluk, kuluçka tesisleri ve kesimhanenin kurulması, çiftliklerin artmasıyla 1999 yılında unvan değiştirerek Şeker Piliç adını aldı.

Türkiye’nin halka açık iki beyaz et firmasından biri olma özelliği taşıyan Şeker Piliç’in hisse senetleri 22 Şubat 2000’de İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda işlem görmeye başladı. İstanbul Sanayi Odası’nın yaptığı ve Türkiye’nin en büyük 500 firmasının belirlendiği çalışmada ilk kez 1997 yılında 493’üncü sırada yer aldı. İlerleyen yıllarda da listenin üst basamaklarına tırmanarak başarısını sürdürdü.


Şeker, 2008 ve 2009’da yeniden yapılanma çalışmalarını hızlandırarak, bir taraftan yeni yatırımlarla kapasitesini artırdı, diğer taraftan da markasına önemli yatırımlar yaparak logosunu değiştirdi.
   
2009 yılı sonunda yeni yüzüyle tüketicisiyle buluşan Şeker, ihracat pazarlarındaki atağıyla da sektörün öne çıkan isimlerinden biri oldu. Yatırımların tamamlanmasıyla üretim kapasitesi 100 bin tona ulaşacak Şeker, 2010 yılında 14 bin metrekarelik kesimhanesini faaliyete geçirecek. İleri işlenmiş ürünlerde ise şu anda 6 bin ton olan üretim kapasitesi yatırımların tamamlanmasının ardından 12 bin tona yükselecek.

Türk halkının hak ettiği güvenilir ve sağlıklı piliç eti ve ürünlerini üretme hedefiyle sürekli kendini yenileyen Şeker, Türkiye’nin ve dünyanın lider üreticilerinden biri olma felsefesiyle hareket ediyor.”

ŞEKER PİLİÇ’le ilgili bir süredir  özellikle Bandırma’da kazan kaynıyor, kaynatılıyor.

DEDİKODUYLA  OLMAZ...

Genel olarak, derme çatma bilgilerle ve duyumlarla gündeme taşınan habere göre, “ŞEKER zor durumda...ŞEKER, ilden çıkartılıyor...ŞEKER’i Arap ortak alındı...ŞEKER, Yahudilerle flort ediyor...ŞEKER’le ÜLKER pazarlığı bitti bitecek...ŞEKER’le Torunlar masada anlaşıyor....ŞEKER’de icra ve haciz işlemleri başlamış...Bor’lar bir makina var, o makinayı bir yerlere koyma telaşındaymış...”... Muhabbet artarak, sürüp, gidiyor...

ŞEKER, BANDIRMA’NIN
 BİR MARKASIDIR...

ŞEKER PİLİÇ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bor  ya da Bor Ailesi’nin diğer fertleriyle bu bizlere kadar ulaşan duyumlarla ilgili konuşmadım ve konuşamadığım için yaşamımda çok da büyük bir eksiklik hissetmiyorum.
Sadece bu gelişmeler karşısında üzülüyorum ve üzülmem için bir çok da neden var.
Çünkü, belki okurlarımıza garip gelecek ama, ŞEKER’i ben adeta kendi malım ve mülküm olarak, kendi tesislerim olarak görüyorum.
Bu önemli ve tüm Bandırma’lıların yaşanan gelişmeler karşısında böyle düşünmeleri gerektiğine inandığım içindir ki, yazıma ŞEKER’in kuruluşundan bugüne tarihini yazarak,  başladım.

Neden ve niçin?

BEBEKKEN DELİKANLI,
DELİKANLIYKEN ADAM
OLMUŞ,ŞİMDİ NE
YAPACAĞIMIZI MI
 BİLEMİYORUZ..?

Birincisi, ŞEKER 1960’dan günümüze gün gün, yıl yıl sürekli büyüyüp gelişerek bugünlere ulaşmış bir beyaz et firması.
Geride bırakılmış 53 yıldan söz ediyoruz. ŞEKER, delikanlı olmuş desek, insan ömrüyle kıyaslandığında, ŞEKER’in ömrü orta yaş üzeri bir insanın yaşı ile özdeş olmuş...Yani, aslında olgunluğa ulaşmış bir ADAM’dan söz ediyoruz...
İnsan ömründe, 53 yaş önemlidir, güzeldir, anlamlıdır.
Kendinizden pay biçin... Doğum, bebelik ve eğitimin, öğretimin ilk ayakları...Orta, lise, yüksek okul derken, askerlik...Ne olduğunu anlayamadan 20’li yaşın basamaklarını tormanmaya başlarsınız. Herkes yaşamınıza bir çeki düzen vermenizi, düzen kurmanızı ister. İyi kötü bir iş edinir, evlenir ve artan yaşamsal ve aile sorumluluklarının altında ne olduğunu bile anlayamadan  40’lı yılların merdivenlerini tırmanmaya başlarsınız...Artık, siz farkında olsanız da olmasanız da, sizin için yaşam değişmeye ve rdönüşmeye başlamıştır. Olgunlaşmaya ve durulmaya başlamışsınızdır. 20 yaşın heyecanları ve ataklıkları, kabadayılıkları, hatta aşkları bile  artık dün’e ait ve çocukçadır. Güler geçersiniz.

YABANCILAŞMA

ŞEKER, 53 yıllık yaşam macerasında insana ait olan tüm bu iniş ve çıkışları bir bir yaşadı.
İnsanlarımız genel olarak, krendileri dışındaki yaşamın unsurlarına bir yabancının yaşamına bakıyormuş gibi bakar ve yorumlarlar. Çünkü, o, bir diğerinin yaşadıklarının dışındadır ve o yaşananlara yabancıdır.
Buna, genel olarak bilimsel ve tıbbi açıdan yabancılaşma ve insan benliğinde öne çıkan benmerkezcilik’de deniyor.
Oysa ki, kendi dışımızda izlediğimiz bir başkasının yaşamı, aslında doğrudan ya da dolaylı kendi yaşamımızdır. Fark edip, bu gerçeğin ayırdığına varamayız...

ŞEKER, BANDIRMA’DIR...

ŞEKER PİLİÇ, ticari bir kurum. Ancak, ticari kurumlarda canlı bir organizma gibi görülmeli. Çünkü, bu kurumların varlığı ve gelişimi ya da sonu da diğer canlılar ya  da insanın kaderi gibidir.
ŞEKER’i ŞEKER yapanlar Mars’lılar değil, içimizden birileri, BOR Ailesi’nin fertleriydi.Bu Aile’nin ŞEKER’le ilgili maceralarını dinlediğiniz de, kendi yaşam maceranızı, kendi tarihinizi dinlersiniz. Bir anlamda onların mutluluk ve sevinçleriyle hüzünleriyle ortaklaşa bir kader potasında oynaştığınızı görür, hissedersiniz.

BANDIRMA, ŞEKER’DİR...

ŞEKER ve Bor Ailesi, Bandırma’dır... Bandırma  ise, ŞEKER ve Bor Ailesi’dir.
Kentler ve insanların, kurumların kaderlerinin bütünleşmesi,ortaklaşa kader, lafla olmaz. Bu ilişkiyi belirleyen, karşılıklı emek’dir.Emeğe ve temelinde emek olan ilişkilere saygı ve sevgi ise hepimiz için önemlidir, vazgeçilmezdir.

ŞEKER olayına bu pencereden bakıldığında, yukarıda da ifade ettiğim gibi, eğer ŞEKER’le ilgili ortada bir sorun var ya da bir sorun yaşanıyorsa, bu BOR Ailesi’nden öte kentin ve hepimizin sorunudur.

BANDIRMA, EMEĞİNE
YABANCILAŞMAMALI...

Bu olayın sadece bir yönü...Ben bu olayın kendisinin öğretici olduğuna da inanıyorum.
Örneğin, bir ülkenin, bölgenin yada kentin markalaşması önemlidir. Ancak, markalaşmanın önemli olduğunu bilmek yetmez. Markalaşmanın bizzat kendisi zor ve karmaşık ,zamana ve emeğe dayalı kollektif bir çaba ve çalışmanın sonucu olabiliyor. Bu alanda çok farklı enstrümanları kullanmak ve kullanmayı da iyi bilmek zorundasınız.

ŞEKER, bir markadır.

ŞEKER’i kentsel, bölgesel ve ulusal hatta uluslararası bir marka haline getirmiş olan BOR Ailesi de , yönetici ve çalışanları da bir markadır.
Bir kent, bir bölge, ya da bir ülke nedeni ne olursa olsun, yıllara dayalı olarak ürettiği markalardan kolayından vazgeçemez. Geçebiliyorsa, bu aptallıktır. Yaratılan bir değerin muhtevasının anlaşılamaması, yaratılmış değere yabancılaşmaktır.
Olayın bu yönünün üzerinde ayrıca önemle durulmalı,kafa yorulmalıdır.

KASABA KÜLTÜRÜ
 VE AHLAKI

Ancak, ŞEKER’le ilgili 2012 yılı son altı ayında gelişen ve 2013 yılına sarkan spekülatif yorumlar, bu yorumların içerdiği ahlaksız beklentiler en kibar ifadeyle düşündürücüdür.
Bir anlamda,  “kasaba kültürü ve kasaba ahlakı”nın dışa vurumudur.
“Kasaba kültürü” ve “kasaba ahlakı”, içe dönüktür...Dedikoducudur ve yaşamını sürekli dedikodu ile besler. Komşularının iyiliğinden ve güzelliğinden beslenmez. Tam tersi, komşusu Fatma’nın eteği, Mehmet Efendi’nin aldığı yeni araba, komşusunun oğlu ya da kızının davranışları, dersleri ya da işleri hep  ilgi ve dedikodu konusudur.
“Kasaba kültürü” ve “ahlakı” samiyiyetten de yoksundur.
 Birbirlerinin sürekli karşılıklı olarak kapısını çalan, birbirinin yüzene sürekli gülen insanların   birbirlerinin sürekli açığını arama gayretlerini maskelediği bir ilişki örgüsüdür söz konusu olan.
Bunun kurumsal tezahürü, örneğin, ŞEKER’de bir şekilde işe başlamak için envai şekilde takla atanların, işi garantiledikleri nokta da, “bunlar şöyle insanlar..zaten bunlar...” demesi bu kültür ve ahlakın ürünüdür...

ŞEKER VE BORSA

Evet,bunlar önemli şeyler...
Ki, ŞEKER nezdinde, Borsa’da işlem gören bir şirketten söz ediyoruz.
Aslırda ŞEKER’i iyi bilmediğimiz gibi, Borsa’nın da ne olduğunu bilmiyoruz.
Örneğin, hisseleri Borsa’da işlem gören bir şirket için spekülatif yorum ve haberler  ticari açıdan bir varlık ve yokluk sorunudur.
Bu sadece ŞEKER hisselerine sahip Bor Ailesi için değil, şirketin hisselerini edinmiş insanlar  açısından da  önemlidir. Spekülatif haber ve yorumlarla, hisse senetlerinizin fiatının aşağı çekilmesiyle bir anda tepe taklak olup, tüm varlığınızı yitirebilirsiniz.
Örneğin, ŞEKER’le ilgili son haberleri inceleğimde, bir şey dikkatimi çekti. ŞEKER, Torunlar’la anlaşmak için masaya oturuyor ve aynı zaman dilimi içersinde birileri alacaklarına karşılık olarak ŞEKER’le ilgili haciz işlemlerine başlıyor...Havic haberi bir anda el altında basın ve yayın kurumlarına üflenip, servis ediliyor...

Zamanlaması ilginç ve bir o kadar da düşündürücü...

Örneğin, ŞEKER’in Torunlar’la masaya oturup görüştüğü günlerde, bu görüşmelerden farklı nedenlerle farklı çevrelerin rahatsızlık duymaları ve bunu belli ortamlarda yüksek sesle dillendirmeleri dikkatimi çekmiştir.. Bu kişilerin kaygıları ŞEKER’le ilgili değildi, Torunlar’la ilgiliydi ve Torunlar’ın ŞEKER’i alması istenmiyordu...yani ‘küresel ekonomi’nin değişen ve gelişen günümüz rekabet anlayışının da iyi irdelenmesi ve anlaşılması gerekiyor. Bu da büyük ölçüde Bandırma’ya yabancı...

ŞEKER VE BANVİT , AYNI
ZAMANDA BİRER OKULDUR..

Sonuç olarak, Bandırma ŞEKER olayını spekülatif yorum ve haberlerin ötesinde, bilgi ile bilgilendirmeyle aşmalı.
Bandırma, soz konusu olan şeyin, kentsel olarak yarattığı bir markanın geleceği olduğunu bilmeli.
Evet, söz konsu olan kendi insanlarımız ve onların yıllara dayalı çabalarının, emeklerinin sonucudur. Ben, ŞEKER Ailesi’nin yaşanılan ne ise, bunu şu veya bu şekilde aşacağına inanıyorum. Çünkü, ŞEKER’de yıllanmış bilgi ve birikim, deneyim fazlasıyla var.

Esen kalın...

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ