Bugün: 18.12.2017

Sakarya..!

Sakarya, Türk Tarihi için vazgeçilemez bir destandır..!
Geçen hafta Ankara’da TBMM’ne ve vekillerimize yaptığımız ziyaret, kuşkusuz Meclis’le sınırlı kalmadı.

‘İNSAN MUSTAFA KEMAL’İ
ANLAMAK!

Ankara’ya gidip de, Anıtkabir’e gitmemek, Ata’yı yad etmemek, kabri başında  saygı duruşunda bulunup, bir Fatiha okumamak olmaz.
Ben, geçmiş yıllarda bir çok kez Anıtkabir’i ziyaret ettim ama Aynur ile Doğukan görmemiş.Hep birlikte Anıtkabir’in yolunu tutuyoruz. Manzara yıllardır değişmemiş. Çoluk çocuk, genç yaşlı, kadını erkeğiyle herkes Ata’sının huzurunda.Kabiri ziyaret ettikten sonra Mustafa Kemal Müzesi’ni ziyaret ediyoruz. Burada özel bir çalışma yürütülmüş ve Sakarya, Çanakkale, Büyük Taarruz görsel anlamda  çok güzel hicvedilmiş.
Kemal’in okuduğu kitaplar bölümünü gezmek ise başlı başına bir zevk. Kemal, yaklaşık 4 bin kitap okumuş. Daha önce de yazdım. Kemal’in kitaplarının kimisi Fransızca kimisi İngilizce ve Osmanlıca. Sergide bazı kitapların elendiğini görmek beni üzüyor. Oysa ki, döneminde bilgi ve kitap okyanusunda doyasıya yüzmüş, yıkanmış ve arınmış bir lider Mustafa Kemal..!
Acaba, sonrasında Türkiye’de yönetim erkinin başında bulunmuş, baş’a geçmiş kaç siyasi lider ya da devlet adamı bilgiye, bilime ve edebiyata, ya da kültüre  onun kadar önem vermiş, ilgi göstermiş ve okumuş!?
Mustafa Kemal, okumakla da sınırlı kalmamış. Sergilenen kitapların sayfaları üzerinde aldığı notlar, satırların altındaki çizgiler  dikkati çekiyor.
Bu kez, sergilenen kitaplarda Türk dünyası ve tarihi, kültürü, Türk dili ve anlatımı üzerine okuduğu kitapların üzerinde duruyorum.
Mustafa Kemal’i anlamak,kolay bir iş değil. Ben, Mustafa Kemal’in daha çok politik bir lider olarak anlaşılmaya çalışılmasının “insan kemal”in anlaşılabilmesini güçleştirdi ğine inanıyorum.Oysa ki, Mustafa Kemal’in bu yönünün de anlaşılabilmesinin “insani” kimliği ve kişiliğinin anlaşılabilmesinden geçtiğini biliyorum.
Neden?
Çünkü, bir idareci ve politik lider alanında Mustafa Kemal’in attığı adımların ön plana çıkartılması, Kemal’in kimlik ve kişiliğinin anlaşılmasını zorlaştırıyor ve O’nu yoksullaştırıyor.
Anıtkabir’de bir kenara oturup, ziyarete gelmiş, turist kafilelerini izliyorum. Attıkları hemen her adımda O’nu incitmemek kaygısı taşıyor ve Türk  milleti için önemli bir mabedde olduklarını biliyor, saygıyla hareket ediyorlar. Önlerindeki her objeyi, her kabartmayı,her heykeli, Kemal’e ait her eşyayı titizlikle inceliyorlar. Anıtkabir’deki çiçekler,çiçekli alanlar en büyük ilgi odağı.Bir de, nöbet tutan askerler...

“DUR”..!BURASI SAKARYA..!

Ankara’ya gelirken Polatlı mevkiinde Sakarya Savaşı’nı hicveden “dur” diyen asker heykeli hepimizin dikkatini çekmişti. Anıtkabir sonrası Polatlı’ya yöneliyoruz.
Sakarya Savaşı’nın Ulusal Kurtuluş tarihinde önemli bir yeri var ve bir dönüm noktası.
Savaşın yaşandığı tepeler ve Sakarya Şehitliği 22 gün 22 gece süren düşmanla boğazlaşmanın yaşandığı yerler....
Genel olarak Sakarya Savaşı denilince, Ankara’nın çok ötesinde yaşanmış bir savaş akla geliyor ki, alakası yok...! Bu dönemi iyi bilenler, Yunan’ın Ankara önlerine kadar sokuluşunu ve top seslerinin Ankara’dan rahatlıkla duyulduğunu bilirler. Düşman, başkentin, bir adım ötesindedir ve Ankara’nın boşaltılması bile düşünülebilmektedir.
Sakarya, gerçekten de Türk tarihi için bir destandır.
Sakarya’yı bilmeyenlerin, anlayamayanların Ulusal Bağımsızlık Savaşını anlayabilmeleri de gerçekten imkansızdır.
Hatta, vazgeçtik Ulusal Kurtuluş Savaşı’ndan, Sakarya, Türk Tarihi için bir kırılma noktasıdır. Öyle ki, Ismail Habip Sevük”ün Viyana’da başlayan çekilmenin Sakarya’da durdurulduğunu beyan etmesi boşuna değildir.
Sakarya, askeri strateji ve taktikler açısından da başlı başına incelenmesi gereken bir savaştır. Kemal’in askeri dehasının izini Çanakkale’de sürenler, onun için aynı hassasiyeti sakarya için de göstermeli. O kadar önemli ve o kadar vazgeçilmez...
"Hatt-ı müdafaa yoktur; Sath-ı müdafaa vardır. O Satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça vatan terk olunamaz."sözleriyle Mustafa Kemal, bir anlamda tüm Kurtuluş Savaşı’nın askeri stratejisini tayin eder.

İSİMSİZLER VE
KİMSESİZLER!

22 gün 22 gece süren bir boğazlaşma Sevr’in parçalanmasının da adıdır... İtilaf Devletleri ve Yunan için sonun başlangıcıdır.
Sakarya, binlerce Yunan askerine mezar olur ve binlerce Türk askeri şehit olur.
Sakarya, anıtlaşır ve bir Anıt’tır..
İşte, bu Anıt’ın önünde saygı ve şükranla eğilmek için Polatlı’da kent merkezine girip, Sakarya Şehitliği’ne  çıkan yola tırmanıyoruz. Şehitliğe ulaşmak güç olmuyor.
Yolun sağ ve sol kenarında iki anıt var. Sağ’daki Anıt, Polatlı Belediyesi’ne ait ve onun  tasarrufunda.
Anıt ve çevresindeki parkı görünce içimiz acıyor. Anıt’ın sütunlarının mermerleri kopmuş, çevresi düzensiz ve bakımsız, pislik içersinde...Parkına iniyoruz ve aynı çirkin ve pis manzarayla karşılaşıyoruz.Parkın göbeğinde Sakarya Şehitleri ile kucaklaşmış, PKK’ya karşı Hakkari Çukurca’da mücadelede şehit düşmüş askerlerimizin resimleri...
Kimsesizler!!!
Yolun sol tarafındaki Şehitliğe yöneliyor, merdivenlerinden çıkıyoruz. Daha bakımlı ve daha temiz. Şehitliğin içine giriyoruz ve bir asker karşımıza çıkıyor ama sokulmadan, uzaktan bizi izliyor. Bir koruluk alan ve mermerden mezar taşları, hiç birisinin üzerinde ismi, memleketi yok..!
Sakarya Şehitleri...!
İsimsizler...!!!
Buyrun, isim hanesine de, memleket hanesine de istediğinizi yazın...Tevellütleri de önemli değil, nasıl istiyorsanız onu yazın!!!