Bugün: 17.10.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • REFERANDUM SONUÇLARI ÜZERİNE(2)

REFERANDUM SONUÇLARI ÜZERİNE(2)


16 Nisan  referandum akşamı eşim, oğlum Ozan ve üniversiteden arkadaşı Çağdaş  ile  birlikte Bandırma’da balıkhaneye balık almak için iniyoruz. Tam bir bahar havası…Pazartesi günü tatil olduğu için   tezgahlar insan kalabalığı ve istavritler cam gibi…Balıklar temizlenirken, içerdeki televizyonun başına geçip, referandum sonuçlarını izleyenlere katılıyorum.


Kasada genç bir bayan…Gergin bir yüzle, yerinde duramıyor. Laflaşıyoruz.  ‘Ağbi vallahi sonuçları görünce yüreğime indi’ diyor endişeli bir şekilde…İçten içe gülüyor ve ‘ Niye telaşlanıyorsun ki, sandıklar daha yeni açıldı ve bunlar ilk sonuçlar. Bu sonuçlar daha çok değişir’ diyorum. Biraz rahatlasa da  gözleri  ekranda…


Balığımı alıp, eve yöneliyorum. Daha apartmana girmeden sabah bahçeyi sulayan emekli öğretmen Ayşe hanımı görüyorum. Telaşlı bir şekilde dışarı yöneliyor ve seslenip durdurup, ‘bi şey mi oldu’ diye soruyorum: ‘ Görmedin mi, yine ‘evet’ler önde gidiyor. Oturamadım. İçim sıkıldı, nefes alamadım, attım kendimi dışarı’ diyor.


Apartmana girip, merdivenlere yönelirken, alt katta komşumuz ordudan emekli Ahmet Bey, kapıyı açıp, sesleniyor. ‘Engin Bey, n’lcak bu iş? ‘ Ardında eşi merakla dinleme de. Üzgün bir yüz ifadesi  ile ‘Cumhuriyetin sonu geldi. Yine yaptı yapacağını. Bu millet yine bunun peşine düşüp ‘evet’ dedi. Siz ne düşünüyorsunuz?’ diyerek  aynı endişeli ve üzgün yüz ifadesiyle  vereceğim yanıtı bekliyor. Merdivenlerin ilk basamaklarında askıda kalıyorum.


SAHNELENEN  OYUNU BELKİ BİZ  ANLAYAMADIK!


‘Bu sonuç sizin için ya da millet için sürpriz mi? Ne bekliyordunuz ki!  Bu millet HDP ve PKK’lıların ‘hayır’dediğine, Alman’ın, Hollandalı’nın ‘hayır ‘dediğine, FETÖ iblisinin,darbecilerin  ‘hayır dediğine ‘hayır’ demez. Kaygılanmanıza hiç gerek yok” diye yanıt vererek, ardımda meraklı ve endişeli bakışları bırakarak eve yöneliyorum.


Evde balıklar pişirilir, sofra hazırlanırken, gençlerle televizyon başında referandum sonuçlarını izliyor, hep birlikte değerlendiriyoruz. Oğlum ve arkadaşı da endişeli. Oğlum Çanakkale’den, arkadaşı kırklareli’nden referandum da oy kullanmak için gelmiş, yarın okullarına gidecekler. Her iki il de ve okullarında farklı gruplar tarafından yürütülen  militanca ve coşkulu ‘hayır’ kampanyalarını anlatıyorlar. ’Evet’ yandaşı gençlerin tutukluğuna ve  oylanacak değişikliklerle ilgili bilgisizliklerine dikkat çekiyorlar.Gittikçe referandam eksenli toplumda ve özellikle gençler arasındaki  bloklaşmanın, ayrışmanın artmasından kaygı duyuyorlar. Onlara göre üniversitelerde FETÖ’cüler  sinmiş de gözükseler, hala aktif ve faaliyetteler.


Bir yakım telefonla arıyor. Artık sonuçlar belli gibi. Sandıktan ‘evet’ çıktı! Telefonda karşımdaki ses, öfkeli ve kızgın. Sabahında Cumhuriyet meydanındaki Atatürk heykelinin artık söküleceğini, her yerden Atatürk resimlerinin indirileceğinden, Cumhuriyet’in yıkılıp, şeriatın geleceğinden  söz ediyor. Gülerek, Atatürk heykeli yerine bölücü terör örgütü lideri Apo’nun heykelinin dikileceğini söylüyorum!


Gece boyu kaygı ve merak yüklü telefonlarım susmuyor.


16 NİSAN’DA  KÜRESEL OYUN TEL TEL DÖKÜLDÜ..!


Sabahında erken kalkıp, sandıktan ‘evet’ çıkması durumunda cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kahveleri kapatmadan bir çay içelim  diye mahalle kahvesine yöneliyorum. Mahallenin muhtar azası da geliyor. ‘Muhtarlığı kapatmadı mı’ hala diye soruyor, çaylarımızı içtikten sonra da , kapatılmadan lokantada bir çorba içelim diye lokantanın yolunu tutuyoruz.


Referandum sonrası güne böyle başladık ve bir gazeteyi ziyaret ediyor, çalışanlarla referandum üzerine sohbet ediyoruz. Yaklaşık on kişiden yedisi ‘hayır’ oyu vermiş. ’Evet’ oyu verenlere de ‘hayır’ oyu verenlere de nedenini soruyorum. Yanıtlar hep aynı, klişe: Cumhuriyet elden gidecek, diktatörlüğe geçilecek, tek adam yönetimi ile şeriat gelecek, Mustafa Kemal’e sahip çıkmak lazım, laisizm  gibi  gerekçeler…


CUMHURİYET, KEMALİZM VE HDP/PKK,FETÖ’CÜLER!!!??


Hep birlikte bu gerekçeleri sorguluyor ve şu soruyu soruyorum: AB ülkelerinin ya da HDP ile PKK’nın, FETÖ’cülerin ‘hayır’ demelerinin Cumhuriyet ve  laisizmle,üniter devlet yapısı veya mevcut sistemin daha işler kılınmasıyla,  Mustafa Kemal’in şahsı ve liderliğiyle  Kemalizmle ne alakası var!? Sizler mi tezgaha geldiniz yoksa onlar mı!?


Evet, dünkü referandum sonuçları ve değerlendirmeleri ile ilgili yazdığım makalede, MHP İl başkanı N. Argun Atıcı’nın “Balıkesir’de bu durum siyasetin ötesinde..”yorumuna dikkat çekmiştim. Şimdi bir adım daha ileri giderek, Türkiye genelinde ‘evet’in yüzde 51.4, ‘hayır’ın da yüzde 48.7  oranında çıkmasının ve aynı şekilde Balıkesir’de de ‘hayır’ın yüzde 54.4 oranında oy alırken ‘evet’in yüzde  45.6 oranında oy almasının ‘siyaset ötesinde’ ne anlam ifade ettiğini hep birlikte anlamaya çalışalım.


AK Parti ve MHP; Cumhuriyet’in 94 yıllık tarihinde TBMM’nde kabul edilmiş 18 maddelik Anayasa değişiklik paketini 16 Nisan referandumu ile milletin tercih ve iradesine sunarak, en köklü ve en ciddi  tarihsel ve toplumsal kararını aldı ve hükümet sistemini değiştirdi..!


‘BLOKLAŞMA’ VE ‘CEPHELEŞME’NİN ÖNÜNE GEÇİLMELİ..!


Kimilerine göre bu ‘sessiz bir devrim’ ya da ‘yönetim reformu’ olarak kabul edilebilir. Ancak, referandumla birlikte ortaya çıkan tablo, siyasal  açıdan ülkenin hızla  toplumsal açıdan bir ayrışma ve bloklaşma içerisine girdiğidir ki, bu ülkenin geleceği açısından riskli bir durum ve tehlikedir.


16 Nisan referandumu ve sonucu, şu veya bu nedenle ya da kaygılarla ’hayır’ oyu kullanmış  seçmeni bir anlamda  sandıktaki tercihleri nedeniyle  oluşmuş ‘bloklaşma’ ve ‘cepheleşmenin’ nesnel olarak  tarafı konumuna getirdi. Açıkça belirtelim. Bu ‘blok’un ya da ‘cephe’ nin içinde (ki geniş bir siyasi yelpazedir)yurt içinde ana muhalefet partisi ‘Yeni CHP’ başta olmak üzere HDP/PKK, FETÖ’cüler, AB  ve NATO yandaşları. Sorosçular gibi sayısız parti ve grupçuk var. Yeni CHP etrafında  kenetlenmiş bu parti ve grupların, her birinin referandum ve sonuçlarıyla ilgili kendisine göre beklentileri, ideolojik ve siyasal amaç ve hedefleri var.


YAŞANAN PSİKOLOJİK BİR SAVAŞTIR..!


16 Nisan referandumu, işte bu siyasal ve toplumsal ayrışmanın ‘bloklaşma’ ve ‘cepheleşmeye ‘evrildiği ve en somut ifadesiyle öne çıktığı bir adım oldu. Bunu referandum öncesi yazmış ve dikkat çekmiş, sandıktan çıkacak ‘hayır’ sonucuyla amaç ve hedefin başta Erdoğan ve siyasal iktidarın ‘frenlenmesi’, 15 Temmuz darbe kalkışması ve işgal girişimi sonrası devlet ve milletle oluşturulmuş surlarda ‘gedik’ açılması olduğunu vurgulamıştık. Bu psikolojik savaşın ve Erdoğan ile iktidara karşı psikolojik üstünlüğün yine ‘bir şekilde’ ele geçirilmesi  anlamını taşımaktadır ki, tüm zorlama ve dayatmalara karşın sandıktan çıkan ‘evet’ sonucu ve sonrasında bu sonucun ve  Erdoğan’ın itibarsızlaştırılmasına yönelik çabalar bunun somut örnekleridir.


Bu kirli ve karanlık oyunun iyi anlaşılabilmesi için Gürcistan, Ukrayna, Brezilya ve Venezüella gibi bir çok gelişmekte olan ülkede halen sahnelenmekte olan küresel oyunların iye anlaşılması gerekmekte.


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 163