Bugün: 22.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • REFERANDUM SONUÇLARI ÜZERİNE(1)

REFERANDUM SONUÇLARI ÜZERİNE(1)


16 Nisan referandumunun gayri resmi  sonuçlarının netleşmesi ve  ‘evet’ ‘in yüzde 51.4 ile Anayasa değişiklik paketinin kabul edildiğinin anlaşılmasıyla birlikte ülke genelinde referandum heyecanı yatışmaya, tartışmalar  sonuçlar üzerinden yerele kaymaya başladı.


Balıkesir büyükşehir de  referandum sonucuna göre, yüzde 54.4 oy oranı ile ‘hayır’ önde ve Balıkesir’in başka Körfez olmak üzere Güney Marmara bölgesinde ‘hayır’oyları AK Parti’nin yerel iktidarda bulunduğu Burhaniye’de olduğu gibi Gönen, Marmara ve Susurluk ilçelerinde de  muhalefet lehine  ezici bir ağırlığa sahip.


16 Nisan referandumunun ülke geneli sonuçlarının netleşmesi ve ‘evet’in kazandığının anlaşılması sonrası  AK Parti milletvekilleri Mahmut Poyrazlı ve Kasım Bostan ile AK Parti İl Başkanı Hasan Demirarslan’ın  sonuçla ilgili açıklamaları ve yorumları oldu.


Ülke genelinde elde edilmiş başarıyı kutlayan ama Balıkesir nezdindeki siyasi başarısızlığa hiç değinilmeyen açıklamalar ve yorumların daha sonra teşkilatlar, milletvekilleri ve belediye başkanları nezdinde  tüm yönleri ile sorgulanarak analiz edileceğini, gerekli derslerin çıkartılacağını ve olası bir erken genel seçim ya da 2019 cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimleri öncesi somut adımlar atılacağını sanıyorum.


REFERANDUM SONUÇLARININ KİŞİSELLEŞTİRİLMESİ…


Çünkü, şunu gözlemlemek mümkün: Büyükşehir nezdinde AK Partililer Balıkesir ve ilçelerinde elde edilmiş sonucu  genelde kişiselleştirme temelinde de olsa hemen her yönüyle anlamaya ve sorgulamaya çalışıyorlar.


2009 yerel seçimleri ve 2011 milletvekilliği genel seçimlerinde  AK Parti’nin genel başarısına  karşın özellikle ülkenin sahil  kentlerinde siyaseten tökezlediği ve Akdeniz, Ege ve Marmara kıyı şeridindeki kentlerde  özellikle CHP’nin bariz siyasal üstünlüğü gözleniyor ve biliniyordu.


Partinin bu sosyolojik, ekonomik, psikolojik, entelektüel   ve siyasi gerçekliğe uygun politik açılımlar içerisine girmesi ve örgütlenme modelleri geliştirmesi gerektiği üzerine bir çok makalemde olayın bu yönüne değinmiş, AK Parti’nin sahil kentlerindeki siyasi başarısızlığının çok yönlü sorgulanması gerektiğini vurgulamıştım.


AK PARTİ VE KIYI KENTLER..!


Örneğin, büyükşehir basın ve yayın organlarında  genel ve yerele yönelik 16 Nisan referandum sonuçları ile ilgili haber ve yorumlara bakıldığı zaman, ‘evet’in elde ettiği başarısının genel olarak Erdoğan’ın kişiliği ve siyasi eforu ile ilişkilendirildiğine, Balıkesir nezdinde ise  ‘hayır’ ın başarısının başta büyükşehir belediye başkanı Edip Uğur’un, milletvekilleri ,belediye başkanları ile il ya da ilçe parti başkanlarının kişilikleri ve sergiledikleri siyasi efora göre değerlendirildiğini görüyoruz.


Bu durumun salt AK Parti’ye mahsus bir durum olmadığını baştan vurgulayalım. Olayları veya olguları kişiselleştirme ve kişiselleştirme temelinde  sorgulama ve her olay ve olguda belli kişilere fatura çıkartma alışkanlığının toplumsal ve siyasal yaşamımıza damga vuran baskın bir davranış eğilimi olduğunu vurgulayalım.


Örneğin; Ak Parti il başkanı bu sonuçla acilen görevinden istifa etmeli  ve  görev başkasına verilmeli. Reis, Uğur’la bu iş olmuyor! Marmara’ya Uğur milyonlarca liralık yatırım taşıdı Süleyman Aksoy’un yaptığına bak ya Gönen’de Yakar’a ne demeli ! Sema Kırcı, şekil mi vekil mi?


Bu ve benzeri olay ve olguları kişiselleştirilmeye yönelik  anlayış ve yaklaşımlar çoğaltılabilir.


Kuşkusuz, bu durum toplumsal ve siyasal yaşamımızda sadece olumsuz olay ve olgularda tanık olduğumuz bir durum da değildir. Aynı şekilde  başarılı her olay ve olgunun yine kişiselleştirilerek, şişkin egolarına yenik düşenlerin, kendisini  kaf dağında ve vazgeçilmez olarak addedenlerin, kibir ve şımarıklıklarının da yabancısı değiliz.


SONUÇLARIN SİYASETİN ÖTESİNDE OLMASI…!


16 Nisan referandumunun Balıkesir sonuçlarını değerlendiren MHP İl başkanı N. Argun Atıcı’nın “Balıkesir’de bu durum siyasetin ötesinde..” beyanı benim için Balıkesir referandum sonuçları ile ilgili en çarpıcı yorumların başında geldiğini belirtmeliyim.


Ben, ülke genelinde de Balıkesir nezdinde de  referandumda ‘evet’  veya ‘hayır’ tercihinde bulunmuş olanların, çıkan sonuçların matematiksel değerlendirilmesinde  sonuçları hangi pencereden ve nasıl görmek istiyorlar ise , hangi düşüncelerine temel oluşturmaya çalışıyorlar ise, öyle değerlendirmeye çalıştıklarını düşünüyorum. Yani objektif  davranma yerine öznel niyetler, duygular, düşünceler ön planda tutuluyor.


SONUÇ VE RAKAMLARLA OYNAMAK..!


Örneğin, Balıkesir de, yüzde 54.4 oy oranı ile ‘hayır’ı   CHP için ‘zafer’ olarak yorumlayan CHP İl başkanı sevgili Ender Biçki’nin  beyanları incelendiğinde, referandum da başarı kriterini  Balıkesir’de  1 Kasım 2015 milletvekilliği genel seçim sonuçlarını baz alarak yorumlaması ilginç değil mi?


Keza, Biçki’nin Türkiye genelindeki  ‘evet’ ve ‘hayır’ oylarının yüzde ya da sayısal yakınlığından hareketle  bu sonuçlarla Anayasa değişikliğinin nasıl gerçekleşeceğine ya da uygulamada zorluğuna dikkat çekmesi manidar değil mi?


Çünkü, dünyanın her ülkesinde gerçekleşecek  referandumun evrensel bir kaidesi vardır ve yüzde 50+1 oy alan, referandumun galibi kabul edilir. Bu evrensel demokratik kaideyi konu Erdoğan ya da AK Parti-MHP olduğunda ters yüz etmenin,  partililerin ya da vatandaşların kafasını karıştırmaya çalışmanın sandıktan çıkmış iradeyi  müphem kılmaya çalışmanın kime ne yararı olacak?


ÜLKEYİ BEKLEYEN TEHLİKE..!


16 Nisan referandumu siyasal partiler arası bir yerel ya da genel seçim değildir. Siyasal partiler, TBMM’nde AK Parti-MHP’li milletvekillerinin oylarıyla zaten kabul edilmiş  18 maddelik bir Anayasa değişiklik paketini  referandumla halkın iradesine sunmuş ve 16 Nisan’da  siyasi partiler ‘evet’ ve ‘hayır’  noktasında bu pakete taraf olmuş ve  seçmen sandığa giderek, tercihte bulunmuştur.


Sandıktan çıkan sonucun  genel ve yerel muhasebesini kuşkusuz tüm siyasal partiler kendi içerisinde yapacaktır. Bunda da bir anormallik olmadığı gibi siyasal yaşamın doğal bir sonucudur.


Ben, 16 Nisan referandum sonuçlarını dikkate alarak, ‘evet’ sonrası 2019’da gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine kadar  olan 2 yıllık zaman dilimi içerisinde yurtiçi ve dışındaki şer güçlerin bundan sonrası için süreci sabote etmeye yönelik   olası provakasyonlarına, kirli  ve karanlık oyunlarına dikkat çekmek istiyorum.


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 106