Bugün: 18.10.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • REFERANDUM SANDIĞININ ADI YETTİ!

REFERANDUM SANDIĞININ ADI YETTİ!


Anayasa değişiklik paketinin Meclis de kabul edilmesi ve referandumun kesinleşmesiyle birlikte sosyal medya hareketlendi. Özellikle televizyon kanallarında ve sosyal medyada bir ‘evet’ ve ‘hayır’ furyasıdır gidiyor. Nisan ayında gerçekleşmesi öngörülen  anayasa değişiklik paketiyle ilgili referandum, bugünden toplumsal açıdan siyasal bir kutuplaşmanın, bir tarafından bir diğer tarafı ötekileştirmesinin  ipuçlarını sunuyor bizlere…


Örneğin, referandumda ‘evet’ ya da ‘hayır’ oyu kullanacağını bugünden sosyal medyada ilan edenleri karşınıza alıp,  neden ve niçin ‘evet’ ya da ‘hayır’ oyu kullanacağını sorsanız, genellikle bir çoğundan aklı başında yanıtlar alacağınızı sanmıyorum.


Kaç kişi acaba, referanduma sunulacak anayasa değişikliğiyle ilgili meclis tarafından kabul edilmiş 18 maddeyi gerçekten okuyup, inceleyip, anlayabildi ve referandum günü sandık başına oyunu bilinçli olarak kullanmak için gidecek?


ORTALIK KLAVYE DELİKANLILARINDAN GEÇİLMİYOR!


Milletimizin  politik espri kabiliyeti gerçekten de güçlüdür. Örneğin, sosyal medya üzerinden  atıp tutanlarla ilgili ‘klavye delikanlısı’ tanımlaması yapılır.  Gündelik yaşamında  kamuoyunun gündeminde hangi konu olursa olsun sakince izleyip , takip ederek  bir kanaat oluşturmaya çalışan bir kişi farklı etkileşimler ve yönlendirmelerle klavyenin başına oturduğunda  adeta bir ‘aslan’ kesilir. Atar, tutar! Tepkilerinde genel olarak duyguları ön plandadır. Halk arasında bu tür refleksler verenler kişiler için ise, ‘ aklı tatile çıkmış’ derler… Bilgi eksikliği ve akli melekelerin ön planda tutulmamasının ülke ve toplum yaşamında sonuçları ise çok ağırdır.


AK Parti iktidarları döneminde Türkiye bugüne kadar iki kez referandum için sandık başına gitti.


Birincisi, 2007 yılında cumhurbaşkanını halkın seçmesine yönelik gerçekleştirilen anayasa değişiklikleriyle ilgili referandumdu. Toplam seçmen sayısı  42,665,149, sandık başına giren seçmen sayısı ise, 28.794.216 idi. Referandum sonuçlarına göre, 19,422,714 seçmen ‘evet’ oyu kullanırken, 8,744,947 seçmen ‘hayır’ oyu kullandı ve böylece anayasa değişikliği %68.95  ‘evet’ oyu ile kabul edildi.


Bu referandumda da ben ve ailem ‘evet’ oyu kullandık…


TÜRK HALKININ SANDIKLA  İMTİHANI!


2007 referandumunda Balıkesir’de toplam 798.405 seçmenden  602.859 seçmen sandık başına gitti. 352.614 seçmen ‘evet’ oyu kullanırken, 235.098 seçmen ‘hayır ‘dedi ve bu sonuçlarla seçmenin %60’ anayasa değişiklik paketine ‘evet’ demiş oldu.


Türkiye, en son 2010 yılında  26 maddelik Anayasa değişiklik paketi ile ilgili referanduma gitti. Meclis tarafından kabul edilen anayasa değişiklikleri paketi cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından referandumla sandığa taşındı. Referandum sonucunda % 57.88 evet ve % 42.12 hayır oyu çıkarak anayasa değişiklikleri kabul edildi.


Toplam 52 milyon 051 bin,851 seçmenden referanduma 38,369,21 seçmen katılarak oy kullandı ve ‘evet’ oyu kullanan seçmen 21.787.610 iken, ‘hayır’ oyu kullanan seçmen sayısı       15.856.441  idi. Referanduma katılım yüzdesi ise, %73,71’di.


Bu referandumda ben ve ailem  ‘evet’ oyu kullandık!


Balıkesir’de 2010 referandumunda toplam  859.259 seçmenden  735.639 seçmen sandık başına gitti. 348.418 seçmen ‘evet’ oyu kullanırken, 373.668 seçmen ‘hayır’ oyu kullandı. Seçime katılım oranı ise, 85,61’di…Yani referandum sonuçlarına göre Balıkesir, anayasa değişiklik paketiyle ilgili referandumda % 51,75 ile ‘hayır’ dedi.


SANDIK, TOPLUMU AYRIŞTIRMANIN  ARACI OLMAMALI!


2015 milletvekilliği genel seçimlerinde Balıkesir’de toplam seçmen sayısı dikkate alındığında  Nisan ayında gerçekleşecek anayasa değişiklik paketi ile ilgili referandumda oy kullanacak seçmen sayısının yaklaşık 1 milyon olduğu söylenebilir.


Bu referandumla ilgili gazeteci ve yazar olmanın ötesinde bir yurttaş olarak beni rahatsız eden ve kaygılandıran ‘evet’ ve ‘hayır’ oyları nezdinde hızla gelişen ve derinleştirilmeye çalışılan toplumsal kutuplaşma ve ötekileştirme çabaları. İster ‘evet çiler’ kanadından olsun ister ‘hayırcılar’ kanadından olsun, bu tür gayret ve söylemlerin, gittikçe ahlaki niteliklerden de uzaklaşarak, saygısızlık temelinde sürdürülmesini anlamsız bulmanın ötesinde aptalca buluyorum.


Anayasa değişikliğiyle ilgili referandum oylaması için sandık başına giderek oyunu kullanacak seçmen ister ‘evet’ ve isterse ‘hayır’ oyu kullanmış olsun bu ülkenin yurttaşı ve seçmenidir. Özellikle seçmeninin demokratik anlamda siyasal tercihini sandığa yansıtması ve kullanacağı oyun  niteliği itibariyle bir tarafın diğer tarafa ‘vatan haini’ vb., ithamlarla  bir ‘düşman’ gibi görmesi ve ithamlarda bulunmasını, düşünsel ya da fiziki şiddete yönelmesini , en hafif ifadeyle, aptalca buluyorum!


SEÇMENİ AŞAĞILAMANIN  DAYANILMAZ NAİFLİĞİ!


Türkiye’de son yıllarda demokratik yaşamı hızla zehirleyen bir eğilim var. İster milletvekilliği genel seçimleri olsun, ister yerel seçimler ya da referandum oylaması, sandığa ve sandıktan çıkacak sonuca karşı belli güç ve çıkar odakları tarafından da körüklenip, beslenen  bir siyasal tahammülsüzlük ve aşağılama, ötekileştirme  çabası var.


‘Bir çobanın oyu ile benim oyum bir mi?’, ‘koyun bunlar’, ‘sürü’ ya da  sandıkta istediği sonuç çıkmadığı ve seçmen partisine ve adayına beklediği oyu vermediği zaman doğrudan seçmen nezdinde, halkı aşağılamaya varan ‘göbeğini kaşıyan adamlar’, ‘ bidon kafalılar’, ‘kömüre makarnaya tav olanlar’ gibi  yakıştırmalar, aşağılamaların temelinde  demokrasiye tahammülsüzlük ve daha da olumsuzu kendi ülkesini, milletini ve halkını aşağılama ve hakir görme eğilimi vardır. Bunun siyaset biliminde de sosyolojide de, sosyal psikolojide de  karşılığının ne olduğuna  girmeyeceğim.


Bunun uç noktalarından biri de CHP Parti Meclisi Üyesi hukukçu Sera Kadıgil’in sosyal medya hesabı Twitter üzerinde şehitlere, ezana ve imamlara yönelik paylaşımları ve beyanlarıdır. İşte bu ve benzeri kafaların hukukçu ya da bilmem hangi üniversiteyi bitirip makam ve mevki sahibi olmaları  hiç mi hiç önemli  olmadığı gibi, ne yazık ki, bu kafalar bize hiç  de yabancı değildir. ’Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ sözlerinin ardına gizlenen ama konu ‘egemenlik’ olduğunda  kendilerini milletin efendisi olarak ayrıcalıklı addeden  bu elitist anlayışın gerçek anlamda ülkeyle ve milletle bağını okurlarımız sorgulayıp, takdir etmeli!


Benim bu paylaşımlar ve mesajlar karşısında söyleyebileceğim tek şey var:  Kadıgil, sen hangi bağın ve toprağın gülüsün!?


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 181