Bugün: 21.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • PARTİ İÇİ MÜCADELE VE AK PARTİ..!

PARTİ İÇİ MÜCADELE VE AK PARTİ..!


AK Parti’de ilçe ve il kongre takviminin belirlenmesiyle birlikte parti  teşkilatları, partili belediyeler, belediye meclis üyeleri  ve partili il ve ilçe  başkan ile yöneticileri ve doğal olarak milletvekilleri arasında yaşanan “iktidar” çekişmesi ve çatışması zaman zaman kamuoyuna değişik biçimlerde yansıyor.


Bir halk deyişi vardır: Kol kırılır yen içinde, diye.. Siyasal yaşamda da partiler ve particilik nezdinde bu deyişin karşılığı teşkilat içinde kiminle ne yaşanırsa yaşansın, yaşanan sorun ya da sıkıntı parti içerisinde bir şekilde çözülür ya da aşılır. Yine olmuyor ise partilerin konumu ve mevkisi ne olursa olsun her üye için bağlayıcı olan  bir tüzüğü ve disiplin mekanizması vardır ve yaşanan sorun ya da sıkıntıyı parti içinde diyalog yoluyla , karşılıklı saygı çerçevesinde çözemiyorsanız, tüzük ile disiplin mekanizması devreye sokulur.


Öncelikle demokratik bir gerçeğe ve uygulamaya dikkat çekelim: Siyasal partilerimizde belde, ilçe ve il kongreleri ile genel merkez kongreleri süreçlerinde   teşkilatlar ve partililer nezdinde siyasi tansiyon ve hareketlilik yükselir. Kongreler bir siyasal parti için en yüksek demokratik temsil organıdır ve her kongre bir siyasi parti ve üyeleri için  adeta bir bayram yerine dönüştürülmeye çalışılır. Küskünlükler, kırgınlıklar giderilir, karşılıklı saygı ve sevgi içerisinde aynı amaç ve değerler için bir araya gelmiş, bir davanın er’i olmuş insanlar kendilerini temsil edebilecek niteliklere ve yeteneklere sahip kişileri parti başkanlıklarına ve yönetimlerine oyları ile taşırlar. Bu demokratik işleyiş partinin genel başkanı ve genel merkez yöneticilerinin seçilmesi ve belirlenmesine kadar devam eder.


Ülkemizde siyasal ve toplumsal  yaşamı düzenleyen Siyasal Partiler  Yasası ve Seçim Yasası, bugüne kadar bir çok Anayasal ve yasal değişiklik ve düzenleme yaşanmış da olsa, 12 Eylül askeri faşist darbesinin ürünüdür! Sorarsanız herkes  bu yasalardan ve düzenlemelerden dertlidir ama çözüm noktasında Türkiye bugüne kadar ne yazık ki, arzu edilen demokratik adımları atamamakta ve demokratik yasal düzenlemeler de yapamamaktayız.


Bu ayrı bir yazı ve tartışma konusu…Biz konumuza dönelim…Ben bu konuda soru sorarak sorun ve  sıkıntıların kaynağına inilmesinden ve yanıtlarının tek tek belirlenmesinin yararlı olacağına inanıyorum.


TEŞKİLATLARDA SORUNLAR NE ZAMAN BAŞLADI?


Belirlenmiş ve kamuoyuna açıklanmış kongre takvimine göre,  delege seçimleri ile fiilen kongre süreci yaşayan iktidar partisi AK Parti de bugün kamuoyuna da yansıyan sorun ve sıkıntıların nedeni ne?


Tam da bu nokta da merkez sağ da iki örnek önem kazanıyor:

DP-AP ve DYP siyasi ekolünde  S.Demirel’in cumhurbaşkanı seçilmesiyle partide yaşanmış liderlik sorun ve sıkıntıları, partinin bölünmesi bir sürpriz  miydi?


Keza, ANAP’ın kurucusu ve lideri Turgut Özal’ın cumhurbaşkanı seçilmesi sonrası partide yaşanan liderlik sorun ve sıkıntıları, yaşananlar bir sürpriz miydi?


Siyasal tarihimizde bu ve benzeri daha bir çok örneği verebiliriz. AK Parti’nin kurucusu ve lideri Erdoğan’ın  2014 yılında  partisinden ayrılıp, cumhurbaşkanı adayı olması ve seçilmesiyle birlikte o günlerde kamuoyunda yaşanan tartışmalara bakmak gerekiyor. Erdoğan ile birlikte partisinin de sonunun DYP ya da ANAP gibi olup olmayacağı temel soru işareti idi..


İşte ne oldu ise, Erdoğan’ın partisinden uzak kaldığı, 998 gün içerisinde oldu..!


2015 HAZİRAN GENEL SEÇİMLERİ VE AK PARTİ..!


2014 yerel seçimlerinde Erdoğan partisinin başındaydı ve yerel seçimlerde partisinin elde ettiği başarı, Balıkesir büyükşehirdeki kazanımları ortada.. Erdoğan sonrası 2015 Haziran genel seçimlerine giren partinin milletvekili aday listelerinin belirlenmesi süreci ve seçim sonuçları Davutoğlu’nun genel başkanlığı döneminde gerçekleşti, yaşandı. 2015 Kasım  genel seçimleri sürecine Erdoğan’ın listelere dolaylı müdahalesiyle parti içinde yaşanan krizin topluma olumsuz yansımaları aşılmadı mı?


Ayrıca, kurulduğu ve iktidar olduğu günden bugüne her biri skandal boyutunda envai çeşit karanlık, kirli operasyona, FETÖ’cü 15 Temmuz ihanet kalkışmasına tanık olan, yaşayan bir partiden söz ediyoruz. Ülkemiz siyasal yaşamında bugüne kadar hangi siyasi parti aynı zamanda iktidar partisi olarak benzer şiddette ihanetlere ve saldırılara maruz kaldı.


2014 Mart yerel seçimlerinden bugüne AK Parti’nin Balıkesir büyükşehir nezdindeki en büyük siyasi zaferi ve kazanımı büyükşehir belediyesi ve ilçeleridir. Keza, 2015 milletvekilliği genel seçimlerinde bu başarı ve kazanımları daha da pekiştirmek lehine biçimlendirilmesi gereken milletvekillikleri listesinin farklı kaygılarla  ve düşüncelerle, bir anlamda bu başarı ve kazanıma sırt çevrilerek şekillendirilmesine karşın, partinin milletvekili sayısını üçten dörde çıkartmış olmasında en büyük pay sahibi yine büyükşehir belediye başkanı Uğur ve ilçe belediye başkanları ile teşkilatlar olmadı mı?


ÇARŞAMBANIN GELİŞİ PERŞEMBEDEN BELLİ OLUR..!


Ancak, ne yazık ki, CHP’nin bile zamanla anladığı ve kavradığı büyükşehir gerçeğini AK Parti içerisinde bir çok vekilin, partilinin anlamakta ve kavramakta güçlük çektiğini, teşkilatlar ve belediye yönetimleri üzerinde söz, etki ve yetki  sahibi olma çabalarında gözlemlemedik mi ve yaşamadık mı?


Bayramlaşmada öne çıkan söylemlere baktığınız zaman “yeter artık..biz de yönetelim..kral mısın.. bıktık artık..illallah ettik” gibi ifadeler aslında  büyükşehir gerçeğinde tezahür eden benzer isyankar davranışların yarın benzer şekilde  nerelere ve kimlere kadar uzanabileceğinin sinyallerini vermiyor mu?


Teşkilatlarda  bugün yaşanan ego tokuşturmalarının, şişkinliklerinin, diş ve güç gösterilerinin, kibir yüklü şımarık davranışların, ikbal hesapları ve arayışlarının Balıkesir de üye sayısı on binlere ulaşmış bir siyasal partide belediye başkanları, meclis üyeleri, partililer ya da partiye oy verenler açısından  kırıcı, üzücü ve tahripkar sonuçlara neden olduğu görülmüyor mu?


Dikkat edilirse, partinin programıyla, amaç ve hedefleriyle ilgili ya da programının, amaç ve hedeflerinin gerçekleştirilmesine yönelik atılan ve atılmakta olan adımlarla ilgili kimsenin derdi ve davası yok. Bir parti kendi başarıları ve kazanımlarıyla ya da elde edilmiş başarılar ve kazanımlarda pay sahibi olan insanlarıyla anlamsız bir didişmeye ve kavgaya girer mi? Bir siyasal parti içerisinde birileri kendi kalesine gol atabilmek için böylesine mantıksız ve hesapsız ama aynı zamanda her türlü siyasi etik kuralını çiğneyerek bir oyun içerisine girebilir mi?


Sözün kısası, 2014 Mart yerel seçimleri ile AK Parti, Balıkesir siyasal ve toplumsal yaşamının merkezine büyükşehiri taşıdı. Cumhurbaşkanlığı sistemi ile ülkenin değişen ve adım adım değiştirilen idari ve siyasi sisteminde yerel yönetimlerin önemi tartışılmaz konuma taşındı. Bu değişim ve dönüşümün iyi anlaşılır olması ve buna uygun politikalar geliştirilmesi gerekiyor.


Esen kalın…



Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 95