Bugün: 17.10.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • OYUN BOZAN TÜRKİYE’DEN, OYUN KURAN TÜRKİYE’YE..!

OYUN BOZAN TÜRKİYE’DEN, OYUN KURAN TÜRKİYE’YE..!


15 Temmuz  başarısız darbe kalkışmasının üzerinden günler haftalar geçti. Alışıla gelmiş bir söylem vardır. Eğer, darbe kalkışmacıları girişimlerinde başarılı olmuş olsalardı,  devlet ve toplum nezdinde   genel kabul görecek ve ‘kahraman’ ilan edilmiş olacaklardı.


Darbe geleneğini ve dinamiğini, cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tavrı, duruşu ve çağrısı ile başkomutanın sesine kulak vererek, sokaklara, meydanlara çıkan   ve kalkışmaya  ölümüne karşı duran, demokrasiye sahip çıkan milyonlar engel oldu!


15 TEMMUZ KALKIŞMASI  BİR  İKTİDAR  SAVAŞIDIR!


Darbe kalkışması TSK ve özellikle Emniyet güçlerinin de müdahalesiyle bastırıldı ve darbe girişimcileri ‘vatan haini’ ilan edildi. Tarihçiler, sosyologlar, sosyal psikologlar, siyaset bilimciler kısacası düşün dünyası şu gerçeği bilir. Tiyatral bir anlatımla, Brütüs’ün  babalığı  Sezar’ı sırtından hançerleyerek başlattığı iktidar savaşını tamamlayabilseydi  Roma’nın ‘kahramanı’ olurdu.  Eylemini sonuçlandırıp, tamamlayamadığı için tarihe ‘hain’ olarak not düşüldü.


Tarihte bunun sayısız örneği  vardır, bilinir. 


Türkiye’de de 15 Temmuz askeri darbe kalkışması, bir iktidar savaşı ve devleti ele geçirme operasyonunun başlangıcıdır ve girişim başarısızlığa uğratılmış, bastırılmıştır. Doğal olarak, devlet ve siyasal iktidar, TBMM, TSK ve tüm kolluk güçlerini arkalayarak, tüm gücü var olanaklarıyla  milletin fiili desteğini de yanına alarak, kalkışmacılarla hesaplaşacak!


Bu da doğal ve meşrudur, aynı zamanda bir haktır!


DARBECİLERE DEVLET VE İKTİDARIN GELİŞTİRDİĞİ REFLEKSİN ÖNEMİ!


Kalkışmanın uluslararası boyutu, sağlanan destek ile  niteliği  ve kalkışmacıların fütursuz caniliği dikkate alındığında, 15 Temmuz akşamı, girişimin ilk dakikalarından başlayarak,  devlet ve siyasal iktidarın ciddi bir telaşa sürüklenmediği, panik havasına girmedikleri görüldü.


Bu önemli mi, önemli!


Çünkü, devlet ve iktidarın, darbe kalkışmacılarına karşı en küçük bir  telaşa düşmeden, sergilediği soğuk kanlı ve sağ duyulu refleks, milyonların öfkesi ve tepkisi ile, tüm ülkeyi sarmış, toplumun en geniş kesimlerini harekete geçirmiş, muhalefet partilerini de kalkışmacılara karşı somut tavır  almaya bir anlamda itmiştir. Darbe ve darbeci girişimlere karşı, demokrasi ve özgürlük cephesi  genişledi.


15 Temmuz kalkışmasından bugüne,  Türkiye’de esen anti-darbeci  rüzgarın adım adım fırtınaya dönüşerek milyonları demokrasi ve özgürlük kervanına katması, gelişen ABD-CIA ve AB emperyalizmi karşıtlığı, ulusal bağımsızlık ve egemenliğe daha sıkı sarılma ve sahip çıkma iradesi, toplumun alttan üste sorgulama yeteneğini hızla geliştirip, güçlendirmesi onlarca yılda kazanılabilecek demokratik  ve özgürlükçü deneyimlerdir.


GERÇEKTEN CUMHURİYET TARİHİNDE DARBELER DÖNEMİ BİTTİ Mİ!?


Şunu, biliyoruz: Türkiye’de , artık, darbeler dönemi bitmiştir! Tarih olmuştur!


Türkiye, bir Latin ülkesi, muz cumhuriyeti değildir ve  hiç bir ülke, hiç bir güç odağı  Türkiye’ye ve halkına böyle bir yaklaşım ve dayatma içerisine giremez! Kuşkusuz, bu gerçeğin geleceğe dönük bir temenni olmaktan çıkması, vücut bulması,  öncelikle bir ulusal bağımsızlık ve egemenlik sorunudur ve siyasal iktidar, TBMM bu konuda milletin de desteğiyle somut adımlar atabilmelidir. Türkiye, değişen dünya konjonktürüne ve bölgesel koşullara ,beklenti ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yeni bir uluslararası güvenlik konsepti geliştirmeli, efendi-köle ilişkisinden hızla sıyrılabilmelidir.


Türkiye demokrasisi, çağın ve ülkenin, toplumun beklenti ve ihtiyaçlarına uygun olarak, evrensel hukuk normlarına uygun olarak hızla kurumsallaşmalı, demokrasi bir yaşam biçimi haline dönüştürülmeli, darbeci hukuk ve anayasadan bir an önce kurtulmalıdır.


YAŞANANLAR ‘YENİ TÜRKİYE’NİN DOĞUM SANCILARIDIR!


15 Temmuz kalkışmasının bastırılmasından bugüne farkında olsak da olamasak da, kamuoyumuzda, yazılı ve görsel medyada  açık oturumlarda, devlet ve toplum yaşamının her yönüyle ve hemen her şeyiyle reorganizasyonu konuşulup, tartışılıyor. Evet, bu  toplumsal bir beklenti ve ihtiyaçtır. Türk insanının ve toplumunun bu har alanda değişim ve yenilenme arzusu, ‘Yeni Türkiye’ nin yaratılması, ulaşılması amaç ve hedefinin somutlanması, karşılanması  arzusunun ne kadar keskinleştiğini  gösteriyor.


Bu devrimsel  nitelikler içinde barındıran bir yapı değişikliğidir!


Türkiye Cumhuriyet tarihinde, devletle milletin iç içe geçtiği koşullarda, içselleşme süreçlerinde demokratik ve toplumsal dinamiklerin önünün,15 Temmuz kalkışmasının bastırılması sürecinde yaşadığımız gibi, beslenmesi, sürecin demokratik olarak beslenmesi, ‘Yeni Türkiye’nin yaratılmasında tarihsel bir dönemin başlangıcını hepimize müjdeleyebilir. Aslında, bu süreç çoktan başlatılmış bir süreçtir ve 15 Temmuz kalkışmasının bir nedeni de, bu sürecin darbe müdahalesiyle engellenmesi, yolundan ve yatağından çıkartılması amacını taşımakta.


İngiliz kraliyetinin siyasi elçilerinin 15 Temmuz darbe kalkışmasının önlenmesi ve Erdoğan’ın yaşamına kas edenlerin emellerine ulaşamaması karşısındaki  hayal kırıklıkları, üzüntüleri; ABD-CIA yöneticilerinin andaval şaşkınlıklarının nedeni budur! Aynı andaval şaşkınlık AB ülke yöneticilerinde de gözlenmekte…


TÜRK’ÜN AKLI UYANDIKÇA, KÜRESEL  EFENDİLER VE UŞAKLARI ANDAVALLAŞIYOR!


Türkiye ve millet, ordusu ve polisiyle, siyasal iktidarı ve TBMM ile, ama en önemlisi halkıyla küresel oyunu bozmuş, ters yüz etmiştir.  Ancak, zafer sarhoşluğu içine sürüklenmeden, gaflet uykusuna yatmadan  şu gerçeğin altı önemle çizilmeli: Türkiye için olası bir darbe tehlikesi  ve riski hala bitmemiş, tam tersine,  bu risk düne göre daha da artmıştır! Bu gerçeği devlet ve iktidar da gördüğü içindir ki, sokaklardan ve meydanlardan milleti evlerine çekip, ‘demokrasi  nöbetleri’ni sonlandırmıyor!


Ben, devletin ve iktidarın, ABD’den, ısrarla Gülen’in iade edilmesi yönündeki talebini diplomatik ve siyasi bir hamle olarak görüyorum. Çünkü, ne devlet ne de siyasal iktidar aptal değil. Gülen’in başından beri CIA ve MOSSAD’a çalışan yevmiyeli  bir taşeron, figüran, ajan ve hain olduğu biliniyor. Tam tersi, devlet ve iktidar, ABD’den Gülen’in iade edilmesi yönündeki her ısrarlı talebiyle, ‘bu kalkışmanın organizatörü sensin’ diyerek ,oynanan kanlı, karanlık ve kirli oyununu  gördüğü mesajını veriyor.


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 485