Bugün: 19.10.2017

Otpor/direniş

Ülke burjuvazinin hedefleri ve amaçları değiştikçe...
Herşey 27 Mayıs 2013’de İstanbul Taksim Gezi Parkı’nda “bir avuç çevreci gencin” protesto eyleminin polisin gazlı ve sulu müdahalesiyle mi başladı!?

BU NASIL BİR İTTİFAK..!?

Başta İstanbul TAKSİM Meydanı ve TAKSİM’E çıkan yollar olmak üzere barikatlar kurup, etrafı yakıp yıkan vandallardan başlayıp “barışçıl” gösterilerde polislere kameralar önünde çilek, börek sunan, kimi zaman piyano resitali eşliğinde  kimi zaman davul zurna eşliğinde halaya duran,analarıyla kucaklaşan  “gençlerimizin” çevre,demokrasi ve özgürlük taleplerinden ya da kaygılarından şüphe edebilmemiz mümkün mü!?
Gençlerimiz, bizim gençlerimiz...
Hani, Mustafa Kemal’in kan ve ateş çemberinden geçerek  kurduğu Cumhuriyeti emanet ettiği  ve NUTKU’nu ithaf ettiği gençlerimizin, “birileri” tarafından sinsi bir oyunun içine çekilip, tepe tepe kullanıldıklarını söyleyebilmek mümkün mü!?
TAKSİM Gezi Parkı’nın ilk günlerinde ortalıkta gezinen BDP’lileri gördüğümüzde ve BDP’li vekiller kepçelerin önüne yattıklarında midemiz bulanmadı değil ama önemsemedik..!
Herkesin üzerinde hem fikir olduğu ‘şey’ eylemci gençlerin apolitik oldukları ve iyi niyetleriydi önemli olan...
Sonra, protestoların ilk gününden başlayarak Ata’nın kurduğu CHP’nin tam kadro  hemen her yerde işin içinde olmaya çalıştığını, destek sunduğunu gözlemledik.
Zaten, ulusalcı politikalarıyla öne çıkan İşçi Partisi ve TGB de , Türk Bayrakları ve Kemal’in posterleriyle işin içindeydi...
Başka!?
Komünistler ve marjinal sol gruplar, örgütlerle anarşistler  eylemliliğin tam ortasındaydı.
Ya Sorosçular yani “turuncu devrimciler”..!?

‘TURUNCU DEVRİMCİLER’, 
DEŞİFRE OLUYOR?

TAKSİM Gezi Parkı protesto ve gösterileri, bugün ve önümüzdeki süreçte çok sorgulanıp, tartışılacak.
Bu doğal ve Türkiye,bu olayları çok yönlü sorgulayıp, tartışabilmeli.
Sosyolojide ve siyaset biliminde yöntem sorunu önemlidir.Bir şeyi sonucuna bakarak anlamakta güçlük çekiyorsanız, tekrar tekrar başlangıcına dönerek, bilmeyi anlamak ve çözmek zorundasınız.
Örneğin, 27 Mayıs’ta başlayan Gezi Parkı olayları öncesinde ne vardı da, İstanbul ve bir çok metropol bir anda yığınsal kitle gösterilerine,çatışmalara sahne oldu.Bu önemli..!
Önemli, çünkü,eylemliliğin niteliğinin anlaşılabilmesi niceliğinin anlaşılabilmesiyle ilintilidir.
Bu sorunun yanıtını biz verelim: 27 Mayıs öncesinde görünürde toplumsal yaşamda yaşanan olaylarla örtüşen ne siyasal ne de sosyal bir hareketlilik, bir örgütlenme yoktu.
Ancak, “görünürde” ifadesini bilinçli kullanıyoruz. Çünkü, aylardır ve yıllardır bu ve benzeri sonuçlara neden olabilecek siyasal ve toplumsal örgütlenme vardı, yaşanıyordu.Ancak,Devlet ve iktidara,AKP’yle karşı bu muhalif örgütlenmenin Devlet ve iktidarı sarsabilmesi,toplumsal destek bulabilmesinin bir türlü koşulları yoktu, bu yaratılamıyordu.
İşte, TAKSİM,bilmecesinin başı da tam bu nokta da başlıyor.
Türkiye’de 2002’den bugüne iktidar da olan ve milletvekilliği seçimleriyle yerel seçimlerde sürekli oylarını arttırmış bir AKP iktidarı var ve AKP, 11 yıldır iktidarda..
Önümüzde 2014 yerel seçimleri var ve  Taksim olayları öncesi genel eğilim, AKP’nin 2014 yerel seçimlerinden de kazanan taraf olarak sandıktan çıkacağında odaklaşıyordu ki, bu yukarıda ifade ettiğimiz “TAKSİM İTTİFAKI” için böylesi bir sonuç, kabus gibi bir olaydı..
Bu ortak çıkarı Türkçeleştirelim: 
AK Parti, nasıl ve hangi yoldan olursa olsun yıkılmalı ve Tayyip Erdoğan siyasal ve sosyal yaşamdan tasfiye edilmelidir?


İTTİFAK DA YOK YOK!!!

Şimdi bir kez daha “TAKSİM İTTİFAKI”nda kimler var, bir kez daha bakalım:
- CHP
- İşçi Partisi/TGB
- Komünistler yani TKP
- BDP/PKK
- Marjinal sol örgütler, ultra solcular(DHKP-C,TKP/ML,vb.)
- Anarşistler
- Darbeciler
- Sorosçular ve ilişkili STÖ’ler
- Kartel medyanın bir kısmı(Fox TV, Halk Tv,+bir TV,B Kanal,vb,); gazeteler(Sözcü,Cumhuriyet,vb,); internet siteleri(BİANET vb.,)
- İşbirlikçi çevreciler
Bu birbirinden farklı ideolojik ve politik  parti ve örgütlerin, çevrelerin Gezi Parkı merkezli oluşturduğu ittifakın, Cumhuriyet Tarihi’nde örneği görülmemiş ve yaşanmamış çeşitlilikte ve genişlikte olduğunu vurgulayalım.
Siyasal ve toplumsal olaylara damgasını vuran, rengini veren hep bir vazgeçilmez çekirdek vardır. Bu çekirdek, ilgili hareketin “bel kemiğini, omurgasını” oluşturur.
Peki, TAKSİM’e ve sonrasında gelişen muhalif dalgaya rengini ve damgasını vuranlar kimlerdi?
Olaylar yatışmaya başladığında, “ittifak” nezdinde  biraraya gelenlerin, nasıl birbirleri ile  “öncülük” kavgası içine gireceklerini hep birlikte göreceğiz ama biz gördüğümüzü, izlediğimizi ve vardığımız sonucu söyleyelim: SOROSÇULAR yani ‘TURUNCU DEVRİMCİLER’..!
Bu bizi şaşırtı mı?
HAYIR..!
Tam tersi, nicedir bildiğimiz, izlediğimiz ve beklediğimiz bir olaydı bu, şaşırmadık!

TAKSİM:KIRILMA VE YOL 
AYRIMIDIR!

TAKSİM olayları, Türk siyasal ve sosyal yaşamında tarihsel ve güncel bir “kırılma”  ve “yol ayrımı” noktasıdır.
Dikkat edilirse, TAKSİM olayları başladığı andan itibaren Devlet’in ve siyasal iktidarın, Başbakan’ın, Bakanların, AKP temsilcilerinin ve bir kısım yazılı ve görsel medyanın verdiği tepkilere bakılırsa,bu tepkilerin içeri ği ve niteliği, dudak uçuklatacak cinstendir.
Şaka falan değil, Türkiye’de Devlet ve AKP iktidarı,lideri Erdoğan, parti örgütleri, medyanın bir kısmı, hangi temelde sorgulanırsa sorgulansın, bugün;
-ABD...
-Avrupa Birliği ve özellikle İngiltere ve Almanya ile,
-İsrail ve siyonistlerle,
-BAAS’çılarla ve İran ve Rusya ile,
-Sorosçular nezdinde küresel finans oligarşisi, spekülatörleri ve uluslararası mafya ile
ve bunların yerli işbirlikçileriyle hesaplaşma içindedir.

 ÜLKE  YENİDEN EMPERYALİZMİ 
SORGULUYOR!

Türkiye’de siyasal ve sosyal açıdan AKP iktidarının ve AKP’nin bugün içerde ve dışa yönelik “hesaplaşma dürtüsü” ve amacı çok yönlü sorgulanmalı ve anlaşılır kılınmalıdır.
Evet,şaka falan değil..
Bugün, bir siyasal iktidar ve bir siyasal parti, emperyal güçlerle ve odaklarla, bunların yerli işbirlikçileriyle kıyasıya hesaplaşma içersine girmiş durumda.
Bu mücadelenin göstermelik yönü olmaz ve Kasımpaşalılık sökmez. Bu mücadelede ağzınızdan çıkan her sözcük, önünüze fatura olarak konulur.
AKP ve Erdoğan, bunu biliyor ve görüyor. Gördüğü içindir ki, kimi politik yalpalamalara ve zig zaglara karşın geri adım atmadığı gibi, uluslararası emperyal güç ve çıkar odaklarıyla, yerli işbirlikçilerine karşı  yüzünü parti tabanına ve halka dönerek, bu mücadelede güçlerini yeniden mevzilendiriyor. Israrla, ülkeye, partisine, kendisine yönelik sergilenen oyunu ve aktörlerini, figüranlarını deşifre etmeye çalışıyor.

TEMEL SORUN ULUSAL
 BAĞIMSIZLIK

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş mücadelesi  emperyalizme karşı verilmiş bağımsızlık mücadelesinin sonucudur. Lozan, bunun senedidir..!
Mustafa Kemal ve arkadaşlarının öncülüğünde bu mücadele, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşu ile de hiç bitmedi, hep içerde ve dışarda sürdü.
Türkiye’de karşı-devrim daha Mustafa Kemal,yaşamını yitirmeden başladı ve ulusal bağımsızlığını zorla kazanmış ülke, yerli işbirlikçilerinin de çabasıyla adım adım yeniden emperyalizme bağımlı bir ülke haline getirildi.
Bizler, artık emperyalizme ve gericiliğe,işbirlikçiliğe karşı mücadele vermiş ve kazanmış, kazancını devlet kurarak perçinlemiş Türkiye gerçeğinden çok ama çok uzağız. Yıllardır Cumhuriyetçi ve anti-emperlayist devrimci kuşaklar, kırıldı, döküldü,tasfiye edildi.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve toplumu,bireyi, yıllarca bu uluslararası sömürgeci güç ve çıkar odakları tarafından itelendi, aşağılandı, farklı farklı oyunlar içersinde kendi kanıyla yıkandı.
Türkiye, şimdi, yıllar sonra, Devlet ve bir siyasal iktidar nezdinde kendisini köleleştiren uluslararası güç ve çıkar odaklarıyla, bunların işbirlikçileriyle açık bir hesaplaşmaya adım adım giriyor.
İşte, bu tarihsel açıdan siyasal, ekonomik ve sosyal  “kırılma” ve “yol ayrımı”noktasıdır.

TÜRK BURJUVAZİSİ,ADIM 
ADIM HEDEF BÜYÜTTÜKÇE

TAKSİM’le başlamış siyasal ve toplumsal hareketlilik, karşılıklı verilen mücadeleler  bundan sonra da bitmeyecek.
 Kim bilir, TAKSİM, belki de  sonrasında yaşanacakların bir başlangıcı...
Burada en garip ve düşündürücü, hatta trajikomik olaylardan biri ‘Sorosçular’ın nasıl bir ülkede ve toplumda at koşturmaya çalıştıklarını bilmemelerinden kaynaklanıyor.
Onlar da elbet öğrenecekler...

Esen kalın...

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1093