Bugün: 28.06.2017

Ot ile saman


Demokrasi ve özgürlüğün teminatı oligarklar

Gönen’de önümüzdeki Mayıs ayında Oda ve Borsa genel kurulları var. Bu yazımızda özellikle Borsa seçimleri üzerinde duracağız.
Beldenin tarım ve hayvancılıkla ilişkisi ve önemi dikkate alındığında Borsa Başkanı Ümit Çetin’in de dikkat çektiği gibi,  kuruluşunda geç kalınmış ve ancak, 2002’de  hizmete girebilmiş bir Borsa söz konusu.
Örneğin, Bandırma Ticaret Borsası’nın  kuruluş tarihi 1940..!

GÖNEN BORSASI VE
BELEDİYE...

2002’de Kurucular Kurulu’nun iş başı yapması ve Borsa faaliyetlerini üstlenmesiyle Başkan Çetin ve yönetiminin Borsayı kurumsallaştırma yönündeki faaliyetlerini de küçümseyebilmek mümkün değil.
Kuşkusuz, bunda Gönen Belediye Başkanı Hüseyin Yakar’ın  ve yönetim ekibinin de büyük rolü var.
Nasıl mı?
Örneğin, Gönen’in bügün sahip olduğu Hayvan Pazarı..!
Gönen, Hayvan Pazarı konusunda deneyimsiz değil. Ancak, günümüz koşullarına uygun,çağdaş ve modern bir Hayvan Pazarı ile tanışması ve edinmesi Gönen Belediyesi’nin de konuyu sahiplenmesiyle mümkün olmuş.
6 bin m2 kapalı alan üzerinde kurulmuş Hayvan Pazarı , 850 m2 alan üzerine inşa edilmiş iki katlı idari binasıyla zamanında 2 milyon(trilyon) TL.ye mal edilmiş,bölgenin ve ülkenin  en önemli Hayvan Pazarı durumunda.
Sürpriz mi, değil...!
Çünkü, Gönen küçükbaş ve büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinde Güney Marmara’da son yıllarda önemli adımlar atmış,yatırımlar yapmış bir belde. Gönen ve bölgesinin kırmızı eti, en başta İstanbul’lular tarafından çok iyi biliniyor ve sürekli taşınıyor.

SON YILLARIN ÖNE ÇIKAN
KENTİ; GÖNEN..!

Gönen sadece kırmızı eti ile mi öne çıkıyor? Hayır..!
Gönen süt ürünleri konusunda da bölgede gözde bir beldemiz. Başta TEKSÜT, DANONE, ÜNALLAR, KAZANCI olmak üzere köylerde kurulu kooperatifler eliyle süt ve süt ürünleri konusunda  gün  geçtikçe markalaşan bir beldeden söz ediyoruz.
Gönen ve çevresinde çeltik üretiminden söz etmiyorum bile... Keza Gönen buğdayı için yıllardır verilen mücadeleyi yakından biliyorum.
Doğal olarak bu tablo ve tablonunun içerdiği tarımsal ve hayvansal zenginlik Gönen’ de Borsayı ve Ticaret Odası’nı önemli kılıyor.
Sadece öne çıkan Ticaret Odası ve Borsası mı?
Hayır..!
Ziraat Odası, Gönen Ovası Sulama Birliği, Süt Birliği ve benzeri birlikler, kooperatifler, derneklerin hepsinin Gönen ekonomisi,siyaset dünyası ve sosyal yaşamında özgün bir rolü ve yeri var.

STÖ’LER VE ‘DIŞ’
MÜDAHALE..!

Borsanın 290 üyesi var ve Mayıs da gerçekleşecek genel kurulunda tüm bu üyeler oylarını kullanarak, yeni yönetimlerini belirleyecek.
Borsa başkanlığı için Ümit Çetin ve İbrahim Mutlu aday...Her iki isim de yönetim listelerini yaparak, başkanlığa soyunmuşlar.
Genel Kurul, kendi doğal ve demokratik mecrasında genel kuruluna yönelse, ortada hiçbir sorun yok ama sorun Borsanın üyelerinden veya başkan adaylarından ya da yönetim listelerinin dışında bir süredir yaşanmakta olan  “dış “müdahalelerden kaynaklanıyor.
Buna da bir anlam verebilmek mümkün değil mi!?
Okurlarımız, “mümkün değil” yanıtını bekliyor olabilirler ama konu Gönen olduğunda, bu bana “mümkün” görünüyor.
Neden ve niçin?

KÖSE VE YAKAR..!

Güney Marmara’da,  konu, Gönen Belediyesi ve Başkan Hüseyin Yakar olduğunda, durup, düşünmek zorundasınız. 2004 yılında Ak parti’den belediye başkanı seçilen Yakar, Gönen’de bir zoru başardı ve belediye başkanlığı görevine seçildi. “Ne olmuş” denebilir ama 2004 yerel seçimleri öncesi Gönen’i dikkate alındığında, Yakar, beldenin siyasal ve sosyal yaşamına 10 yıl damgasını vurmuş ve bir anlamda beldeyle özdeşleşmiş Hayati Köse’den başkanlık koltuğunu aldı,kazandı..!
O günleri anımsamak gerekiyor. Gönen’de bir anlamda Köse ve iktidarına karşı siyasal partiler ve kamuoyu nezdinde bir “cephe” oluşturuldu ve ciddi, çok yönlü, kapsamlı bir mücadele verildi. Köse bunu hiçbir zaman kabullenmedi ve her “bitti” denildiği nokta da Ak Parti ve Yakar için siyasi ve kişi olarak “kabus” olmaya devam etti. Bu sürecin, Gönen ve Hayati Köse olayının da ayrı bir yazı konusu olarak ele alınması gerekiyor.

GÖNEN VE YAKAR..!

Yakar, belediye başkanı seçildiğinde 31 yaşında genç bir makina mühendisi idi. Gönen’de siyasi bir geçmişi yoktu. Bir anlamda, benim  de hep kişiliğine değer vermiş olduğum, “babasının oğlu” idi. Yakar’ın kendisine başkanlık yolunu açan bu süreci ve bu başarıda rol oynamış insanları da “geçmiş zaman olur ki” diyerek unutmaması, vefalı olması gerektiğine inanıyorum.
Yakar, başkanlığı döneminde öncelikle belediyeyi, işletim sistemini, Gönen halkını ve beklentilerini, beldenin siyasi, ekonomik ve sosyal yaşamını anlamaya ve kavramaya çalıştı.
O, öğrencilik yaşamı dahil, zaten iyi bir öğrenciydi. 2009 yerel seçimleri geldiğinde, kendisiyle ilgili şu değerlendirmeyi yapmaktan geri durmadı: “Geldim, kazandım ve çalışarak öğrendim...2009’da yeniden başkan seçilirsem, bu kez farklı olacak!”
Yakar, 2009 yerel seçimlerini “zor” kazandı ve Hayati Köse’nin nefesini hep ensesinde hissetti.
OT İLE SAMANI
BİRBİRİNE KARIŞTIRMAK..!

Yakar, Gönen’de yaklaşık 10 yıldır, belediye başkanı ve bir anlamda Köse’den sonra Gönen’de imkansızı başardı.
Şimdi, okurlarımız şunu sorabilirler: Konu Borsa seçimleri ise Yakar’ın bu muhabbette ne işi var? Ben de başlangıç da böyle düşündüm ama olayı anlayıp, kavradıkça  olay aydınlanmaya başladı.
Çünkü, Yakar’ın Gönen’in siyasal,ekonomik ve sosyal hatta kültürel olaylarında “müdahil” olmaya çalışması yeni değil ve Ticaret Odası ve Borsası seçimlerinden de önce meslek odaları, Birlikler, Kooperatifler, Dernek seçimlerine kadar, ne varsa, tüm bu seçimlere bir şekilde  Yakar “müdahil” olmaya çalıştı. Sadece bu yüzden Yakar’ın başı sürekli ağrıdı ve kendi partisi içinden de eleştirilere maruz kaldı.
Örneğin, Gönen Ovası Sulama Birliği’nde yaşananlar, tarafların  emniyet güçleri ve yargı tarafından derdest edilip, çeşitli iddialarla yargılanmaları...
İşte, bugün benzer bir süreç Ticaret Borsası ve Odası seçim sürecinde de yaşanıyor...Sonucunda nelerin yaşanacağını hep birlikte yaşayıp, göreceğiz.

‘OLİGARKLARIN HASTALĞI’

Ben, Yakar’ın kentsel yaşama, köylere kadar “müdahil olma”anlayışı ve tavrının Gönen açısından iyi sorgulanması ve iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum. Çünkü, bu anlayış yarın Gönen’li bir şirketin yönetim aparatının belirlenmesinde “müdahil olma” çabasına kadar uzanabilir.Örneğin, ”Şunu genel müdür neden yaptınız..Bu olsa idi daha iyi olurdu. Benim istediğim adamı yapmadınız o zaman ben de...” gibi...

Bu, tipik “oligark hastalığı”dır.!

Dünya ve Türkiye, bölgemiz bu hastalıktan ve sonuçlarından çok çekti ve hala çekiyor.
Bu durum şöyle de özetlenebilir: İktidarı elinde bulunduranlar kendilerinin, iktidarlarının vazgeçilmezliğine ve attıkları her adımın doğruluğuna inanarak, kendilerinde  yaşama müdahale etmek ve kendilerine göre yaşamı düzenlemek  hakkını görürler. Burada kurumlar ve kişiler, ancak “adam” kategorisine “el”değmek koşuluyla layık olabilirler..!
“Oligark”ın burada en büyük kozu, iktidar gücü ve olanaklarıdır.

OLİGARKLAR AYNI
ZAMANDA ‘NARSİST’DİR.!

Her “oligark”, aynı zamanda şu veya bu düzeyde, “narsist”dir. İktidar aynasında, kendi endamını izler ve “pazuları”na hayranlık duyar. Muktedirliğini iktidar olma gücünden ve olanaklarından alır ama artık, O, iktidar olmayı da kendi kimliği ve kişiliğinin vazgeçilmezliğinde bir “hak” olarak görür.
Oligark, gücünün ve rolünün sorgulanmasını, eleştiriyi sevmez. Bunu yapanlar, iktidardan hızla ya uzaklaştırılır ya da bir şekilde tasfiye edilir. Bu insanlar için, oligark ve yandaşları tarafından itilip kakılmak, aşağılanmak, karalanmak hatta kıyıma uğramak genel de kullanılan bir yöntemdir.

OLİGARKLAR VE
 SOYTARILARI

Oligarkların, iktidarları boyunca hep yandaşları yani soytarıları vardır. Bunlar oligark’ın goy goycusudur. Oligark’tan beslenir ve oligark’ın çevresinde besilenip, güçlenir. Varlığını ve vazgeçilmezliğini güvence ve garanti altına almak için sürekli “düşman” icat eder ve  adım adım varlığını meşrulaştırır. Kendi varlığını meşrulaştırması sürecinde oligark’ı sürekli ve mutlak bir yanlızlığa iten goy goycular, kaçınılmaz sonun da habercisidirler.
Örnek, Hayati Köse’dir. Yerel iktidardan uzaklaşması sonrası Köse’ye iktidarı döneminde goy goy yapanlar, hızla Köse’den uzaklaşmış, Köse’nin iktidar yıllarındaki eksiklik ve yanlışları Köse ile özdeşleştirmiş ve iktidardan uzaklaşmasını, kaybetmesini buna bağlamışlardır. Bölgemizde benzer bir siyasal süreç  Erdek’te Hüseyin Sarı’nın yerel iktidar yıllarında yaşanmıştır.Keza, Manyas’da Başkan Necmi Çetin’li yıllarda da  bunun somut örneklerine rastlayabiliriz.

İşte, bu kaçınılmaz sondur..!
Yakar’ı da bekleyen tehlike budur..!

BASIN OLMA
SORUMLULUĞU

Başkan Yakar, başarılı bir belediye başkanıdır. İktidar da olduğu süreç de belediyenin attığı adımlara ve üretilen projelere, bu projelerin tek tek yaşama geçirilişi konusundaki ısrarlı takibine ve sonuçlarına bakıldığında Yakar, Güney Marmara’da yaklaşık son on yılın en başarılı belediye başkanıdır.
Bir hakkın teslim edilmesi ve bunun gözetilmesi Başkan Yakar’a goy goy yapmamızı gerektirmiyor.Tam tersi,basın anlamında ve bir yazar olarak eksik ve yanlışlar ya da sapmalar konusunda uyarıcılık görevimizi yapmanın daha erdemli ve sorumlu bir mesleki anlayış ve tutum olduğuna inanıyoruz.

DEMOKRASİNİN SINIRI
NEREDE BAŞLIYOR!?

Örneğin, Borsa Başkanı Ümit Çetin’in ifadesiyle, 2002’de “geç” de  olsa kurulmuş Borsa’nın yaşamında Gönen Belediyesi’nin ve Başkan Yakar’ın özel bir yeri ve önemi olduğu açık bir gerçek. Süreç bitmiş mi, bitmemiş!Başkan Çetin, seçimler sonrası bu karşılıklı ilişkinin yeni projelerin yaşama geçirilmesiyle devam edeceğini vurguluyor.
Borsa’nın sosyal tesisleri ve depolarının, yeni Sebze ve Meyve Hali’nin gerçekleştirilebilmesi belediyenin ve Başkan Yakar’ın konuyu sahiplenmesi ve desteğine bağlı.
Doğal olarak Başkan Yakar, bu projeler ve yatırımlarla ilgili uyum içersinde çalışacağı ve siyaseten hanesine artı yazabileceği bir adayın başkan seçilmesini ve yönetiminin iş başı yapmasını arzuluyor.
Bu da doğal bir arzu mudur, EVET..!
Ancak, işte tam bu nokta da ortada ince bir sınır var.Bu sınır ihlal edilmemeli ve tam tersi, kentsel demokrasinin gelişmesi açısından gözetilmeli. “Arzulamak” bir şeydir ama “taraf olmak” ve bunu “müdahil olmaya taşımak” daha başka bir şeydir. Bu yönde elinizdeki iktidar gücünü ve olanaklarını kullanmak ise demokrasi adına berbat ve kötü bir şeydir.
Başkan Yakar, bu nokta da, olayın tam eşiğinde ve bu eşiği geçmekden imtina edip, Sulama Birliğinde yaşandığı gibi, sınırı geçmemeli.
Ne yapmalı?
Öne çıkmış başkan adaylarına ve yönetim listelerindeki kişilere, Borsa üyelerine yani vatandaşlarına güven duymalı, ortada bir eksiklik veya yanlışlık varsa uyarıcılık görevinde bulunmalı ama ötesine geçmemeli.Bu, Borsa ya da Odanın demokratik işlevini yerine getirebilmesinin ve üyelerin demokratik iradesinin geliştirilmesinin tek yoludur.
Genel yada yerel bir iktidarı, eksik ve yanlışların toplamı yıkar, alaşağı eder ve iktidarlar yani oligarklar bundan kaçınmak zorundadır.

KENTSEL DEMOKRASİ VE
ÖZGÜRLÜK ALANINI
GENİŞLETMEK..!

Bu yazı nezdinde, derdimiz tek başına Gönen Ticaret Odası ve Borsası genel kurulu değildir. Keza, genel kurullarında şu ismin ya da bu listenin kazanıp kazanmaması da çok umurumuzda değildir. Çünkü, Oda ve Borsa üyeleri adına ahkam kesmenin ve sandıktan çıkacak sonucu belirlemenin aptalca bir gayretkeşlik ve aptalca bir zorlama olacağını biliyoruz.
Bizim ısrarla  ve özenle üzerinde durduğumuz konu, biyasal erki elinde bulunduran merkezi ya da yerel iktidar sahiplerinin yani oligarkların toplumu anlayışlarına ya da çıkarlarına göre dizayn etme çabasıdır. Bu Gönen’in değil, bölgenin, ülkenin ve daha da ötesi dünyanın sorunudur.
Toplumsal demokrasinin ve özgürlüklerin “hamisi” yoktur! demokrasi ve özgürlüklerin yegane hamisi toplumun ve yurttaşların kendisi olmalı ve bu gözetilip, bu teşvik edilip, bu beslenmelidir. Bu anlamda bunun koruyucusu ve bu alanda ilişkileri düzenleyerek, güvenceli kılacak olan hukuk sistemi ve yasalardır. Adalettir...
Toplumsal yaşamda bireylerin rolü ve önemi yadsınamaz.Ancak, tarihsel ve toplumsal yaşamı bireylerin vazgeçilmezliği üzerine oturtmak, bireylere ya da önderlere,liderlere de yapılabilecek en büyük kötülüktür.

Esen kalın...
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ