Bugün: 18.08.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • OT İLE SAMAN BİRBİRİNE KARIŞTIRILMAMALI!

OT İLE SAMAN BİRBİRİNE KARIŞTIRILMAMALI!


Geçtiğimiz hafta sonundan başlayarak  günlerimi  Çanakkale’de  18 Mart Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi  tarih bölümü 2.sınıfında okuyan oğlumun yanında geçirdim. Konumuz ve ilgi alanımız tarih olunca, Biga/Kemer’de PARİON antik kenti kazılarını, Troya’yı ve Kumkale’de Çanakkale şehitliğini ziyaret edip, inceleme, bilgilenme olanağı bulduk. Böylece Balıkesir Kuva-yı Milliye Müzesi ile başlayan yolculuğumuzu şimdilik Çanakkale ile tamamlamış olduk.


Benim yaklaşık bir yılı aşkın bir zamandır üzerinde çalıştığım iki kitap çalışması var. Biri derleme diğeri ise  ‘Poyrazın çocukları’ isimli  araştırma/inceleme kitabı… Küçük oğlum da bir tarih araştırması üzerine ilk kitabına hazırlık çalışmalarını yürütüyor. Ben  de bir anlamda bu hazırlık çalışmalarına gönüllü danışmanlık yapıyorum.


BİR FETÖ OPERASYONU ARDINDAN…


Bu  arada Bandırma’da  FETÖ ile ilişkili TUSKON/BANİAD iş adamları derneğine yönelik savcılık talimatları ve yönlendirmesiyle bir emniyet operasyonu gerçekleşti ve yanlış anımsamıyorsam 20 şüpheliden  iki şüpheli tutuklandı. Tutuklanan şüpheliler içerisinde Bandırma’nın  tanınmış başarılı iş adamlarından Yakup Ataş’ın da bulunduğunu geç öğrendim ve  gerçekten çok üzüldüğümü belirtmeliyim.


Ataş ile dostluğumuz, kalem arkadaşlığımız  yıllar öncesine uzanıyor.  ‘Bir Kuva-yı Milliye Destanı…ÇALOBA BOZKURTLARI’ isimli kitabımın imza gününü birlikte gerçekleştirmiş ve o da ‘Dünya Ekonomisine ve Siyasetine Yön Veren Örgütler’ isimli kitabını  imzalamıştı.


Ataş, AK Parti ilçe yöneticisiydi ve birlikte imza günü yapmamız, siyasi çevrelerde manidar karşılanmış, farklı yorumlara konu olmuştu. Bunları ne o ne de ben önemsemiş, tabiri caiz ise, her ikimiz de işimize bakmıştık. Ataş’ın kitabının baskıya hazırlanmasında da sorumluluk üstlenmiş, ben yardımcı olmuştum. Her ikimizin de kalem arkadaşlığı ve  yarenliği, yeni kitaplarla yolumuz da yürümekti.


HİZMET+TİCARET+ İHANET ÜÇGENİ..!


Ataş, iş yaşamının yoğunluğuna karşın 2014 yerel seçimlerinde AK Parti’den belediye meclis üyesi adayı oldu, seçim çalışmalarında aktif sorumluluklar üstlendi  ve seçildi. Yükü arttı. Ticari yaşamdaki başarıları yanı sıra entelektüel kişiliğini hiçbir zaman yitirmedi. Fırsat buldukça bir araya gelir dünyada, ülkede, bölgemizde ve kentimizde neler olup bittiğine dair zengin sohbet ve tartışmalarımızı hiç ihmal etmedik. Sporla da ilgiliydi ve amatör spor kulüplerine, Bandırmaspor’a zaman ayırmaktan, maddi manevi destek vermekten, sorumluluklar almaktan hiçbir zaman kaçınmadı.


Kişiler üzerine yazı yazmayı sevmem. Ancak, bu kez durum farklı. FETÖ  vakası, ne bana ne de Ataş’a yabancı bir konu olmadığı gibi, üzerinde belki de en fazla kafa yorup, söyleşip, tartıştığımız olayların başında geldiğini belirtmeliyim. 


Baştan  sürekli pass geçilen bir gerçeği  vurgulamakta  yarar var: Gülen Hareketinin cemaat ve hizmet eksenli faaliyetleri bugünün ya da  AK Parti ‘nin iktidar yılları ile sınırlandırılarak anlaşılabilecek bir örgütlenme faaliyeti olarak görülmemeli. Bu işin evveliyatı 60’lı yılların başına  uzanıyor. Gülen’in daha askerlik yıllarında ‘derin yapı’ tarafından keşfi ve kullanımı doğrudan ABD/CIA ve NATO ile ilişkili.


FETÖ BİR İHANET ŞEBEKESİDİR!


Yıllarca toplumun ve insanların dini duygularını ve inançlarını istismar ederek gelişen Gülen hareketinin zamanla bir cemaat ve hizmet hareketi kisvesinden soyunup, NATO Gladıosu olarak, kendisine biçilen misyonu yerine getirmeye başlaması ve yaşananlar, işbirlikçi ve hain darbeci kimliğiyle öne çıkması şu veya bu şekilde  cemaat ve hizmet hareketine dokunmuş, ilişki kurmuş herkesin  vatan haini, terörist, ajan ya da lejyon olduğu anlamına gelmiyor.


Devlet de, siyasal iktidar da bunun ayırdında olduğu içindir ki, FETO ile hesaplaşmada 17/25 Aralık operasyonlarını milad olarak ele aldı ve FETO ile hesaplaşmada hizmet+ ticaret+ ihanet baremlerini ölçü ve kıstas olarak tayin etti.


Ataş, milliyetçi, mukaddesatçı ve  muhafazakar bir insan. Emperyalizmi, mandacılığı ve muhipliği, darbeciliğin ne olduğunun bilincinde. NATO Gladıosu olarak iblisin ülke ve millet için ne anlama geldiğini  en iyi bilenlerden biri. 15 Temmuz darbe kalkışması ve işgal çabasında, inanç ve kararlılıkla  karşı durmuş, günlerce  ‘demokrasi nöbetleri’ nde  yerini almış bir kardeşimiz.


Öyle ki, FETÖ  bir seminer konusu  olsa, bu semineri layıkıyla verebilecek bir kişi Ataş!


Ben, artık yargıya intikal etmiş bu olayın, hukuk ve adalet ölçülerinde en kısa zamanda  savcı ve hakimlerimiz nezdinde aydınlığa kavuşturulacağına inanıyorum. Olağanüstü dönemlerde ve koşullarda  sapla samanın birbirine karıştırıldığına ve insanlarımızın  asılsız  itham ve iddiaların nasıl mağduru kılınabildiklerine yıllardır çok tanıklık ettik, yaşadık. Adalet ve yargı nezdinde  FETÖ iblisi ile en küçük bir ilişkisi  varsa da, açıkça ifade ediyorum, en ağır cezaya çarptırılmalı.!


KURUNUN YANINDA YAŞ DA YANMAMALI..!


FETÖ operasyonları sonucunda  gözaltına alınanlar, tutuklananlar, yargılanmalar  sonrası haklarında hüküm verilenler,  işinden gücünden olanlar  bugün siyasetin de, hukuk ve yargı sisteminin de, sosyal yaşamında en önemli konusu.


Bir çok insanın yargısız infaz edilip şahsının, ailesinin mağdur kılındığına dikkat çekiliyor, tartışılıyor. Şaka falan değil…Bir darbe kalkışması ve bir işgal girişimi yaşandı…2.500’e yakın insanımız katledildi ve yüzlercesi yaralandı. FETÖ iblisinin devlet ve toplum nezdinde yarattığı tahribatın  sonuçlarını bile kestirebilmek zor. Türkiye, Cumhuriyet tarihimizde ilk kez NATO Gladıosu ile ABD/CIA ile, darbecilerle  bu kerte de tarihsel ve toplumsal bir hesaplaşma yaşıyor.


YAŞANAN CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK HESAPLAŞMASIDIR!


Hesaplaşmanın ağırlığı ve zorluğunun pratikte farklı  ve ağır sonuçlara neden olması, hatta kurunun yanında yaşın da yanması  olası! Bu nokta da devletin ve kolluk güçlerinin, adliyenin ince eleyip sok dokuması ve mağduriyet alanını titizlikle ve hassasiyetle daraltması  herkesin temennisi.


Basın olarak bizler de bu nokta da devletin ve ilgili kurumların, adliyenin işini kolaylaştırmalı, algı operasyonlarının bir parçası olmaktan ve ama bilinçli ama bilinçsiz bu algı operasyonlarına destek vermekten imtina etmeliyiz.


Unutmayalım ki, FETÖ ,küresel güç ve çıkar odaklarının, istihbarat örgütlerinin figüranı olarak gönüllü taşeronluğuna soyunmuş ve  ülkesine ve milletini hainlik yapmış terörist bir örgüt!


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 114