Bugün: 21.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • ORTALIK TOZ DUMANDAN GÖRÜNMÜYOR

ORTALIK TOZ DUMANDAN GÖRÜNMÜYOR


İstanbul büyükşehir belediye başkanı Kadir Topbaş’ın görevinden istifa etmesinin  kamuoyunda yarattığı sarsıntının sonuçları devam ederken başta Düzce olmak üzere  ilçe belediye başkanlarından kimilerinin görevlerinden istifa etmesi ve yaygın basın organlarında istifa kervanına  kimi büyükşehir ve il belediye başkanlarının isimlerinin haber ve yorum konusu yapılması kamuoyunda farklı yorum ve tartışmaları da beraberinde getirdi.


Doğaldır..!


Dikkat çekici olan Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir iktidar partisi, 2019 yılı Mart ayında gerçekleşecek  yerel seçimlere  yaklaşık bir buçuk  yıl varken, İstanbul başta olmak üzere kimi büyükşehir ve il belediye başkanlarını, belde ve ilçe belediye başkanlarını istifaya davet ederek, yoluna devam etmeye çalışıyor.


Cumhuriyet tarihi boyunca bunun başka bir örneği var mı?

Hayır, yok..!


CUMHURİYET TARİHİNDE İLKLERE TANIK OLUYORUZ AMMA..


Bu en başta  iktidar partisinin, liderinin ve  parti üst yönetiminin kendisine duyduğu öz güvenin ve  cesaretin, inancının ve kararlılığının bir göstergesi sayılabilir.


Bu abartılı bir özgüven ise bunun siyaseten faturasını yine kaçınılmaz olarak iktidar partisi, liderliği ve parti üst yönetimi ödeyecek denebilir ama ne yazık ki, konu siyaset ve ülke yönetimi olduğunda durum o kadar basit görünmüyor.


Örneğin, İstanbul gibi, ülkenin en gelişkin, en kilit ve nüfusu en yoğun olan ve uluslararası anlamda bir “dünya kenti” olarak anılan bir kentin büyükşehir belediye başkanının istifasını isteyeceksiniz ve değiştireceksiniz, bunun psikolojik açıdan  büyükşehir belediyesini, partinizi ve seçmeni olumsuz anlamda nasıl değiştireceğini ve etkileyeceğini hesap etmeyeceksiniz.


Alınmış bulunan kararın zor ve bir o kadar da riskli bir karar olduğu her yönüyle açık…


Yine çeşitli görsel ve yazılı medya organlarına göre, istifa ettirilecek büyükşehirler ve iller arasında Ankara, Bursa, Balıkesir, Uşak, Niğde ve  Nevşehir belediye  başkanları bulunmakta.


Her ne kadar söz konusu haber ve yorumların yayınlanması ve söz konusu büyükşehir ve il belediye başkanlarının isimlerinin kamuoyunda zikredilmesi sonrası  özellikle sosyal paylaşım sitelerinde fırtınalar koptu ve ne zaman söz konusu belediye başkanları görevlerinden istifa edecekler diye “meraklı” bir bekleyiş başladı.


YAŞANAN HESAPLAŞMANIN SİYASİ MANTIĞINI ANLAMAK


Balıkesir büyükşehir belediye başkanı A.Edip Uğur’un kişiliğine ve siyasi kimliğine  yönelik  büyükşehirde farklı çevre ve kesimlerden  gelen eleştiri ve suçlama furyasının genel olarak Vali Mustafa  Yaman ile girdiği sert polemikler ve ithamlarla başladığı söylenebilir. Vali Yaman’ın daha sonra Balıkesir’den Mardin’e vali olarak atanmasıyla bu süreç kısmen yatıştı.


Daha sonra FETÖ’cü 15 Temmuz darbe ve işgal kalkışmasının bastırılması ve OHAL  ilan edilerek ülke genelinde FETÖ’ ye yönelik operasyonların başlaması sonrasında Uğur’un FETÖ ile ilişkilendirilmesine yönelik özellikle sosyal medya üzerinden ciddi ve çok yönlü bir algı operasyonu başlatıldı. Bu algı operasyonu süreci de “paralel yapı deşifre” nin emniyet ve savcılık operasyonuyla deşifre edilmesi ve algı operasyonunun arkasında bizzat FETÖ’ nün olduğunun açığa çıkmasıyla son günlerde yatıştı.


Bu süreçte büyükşehir kamuoyunda belediye başkanı Uğur ile farklı çevrelerin ve kişilerin en çok karşı karşıya geldiği, Uğur’un zaman zaman sertleşen bir üslupla  polemiklere girdiği konu, rant ve rantiyeciler konusudur.


UĞUR’UN SUÇU RAHATI BIRAKIP,SAHAYA İNMEK Mİ?


A.     Edip Uğur, 2014 yılı Mart yerel seçimleri öncesi milletvekilliğinden ve parti üst yönetiminde üstlenmiş bulunduğu İdari ve Mali İşler sorumluluğundan istifa ederek, parti genel merkezinde siyasi konumunu koruyup  Erdoğan’ın şemsiyesi altında bulunmak varken bizzat sahaya inip, büyükşehir belediye başkanlığına aday olmasa ve seçimlerde büyükşehir  ve ilçelerinde elde edilen başarıyı sandıkta sağlamasaydı, bugün başına gelenlerin  ve tanık olduklarının onda birini bile acaba yaşar mıydı?


Evet, bu soruyu siyasetin içinde yer alsın almasın hemen herkesin kendisine sorması ve yanıtını araması gerekiyor. Ekonomik açıdan bir derdi ve davası olmayan, makam ve mevkiye doymuş, siyasi yaşamın tüm nimetlerinden yararlanmış bir kişi neden ve niçin böylesi bir  sorumluluğu üstlendi?


Uğur, bir anlamda dertsiz başına dert aldı ve büyükşehir olayı ile ilk kez tanışan Balıkesir’de taşın altına elini de değil, bedenini koyarak, üç yılı aşkın bir zamandır ama eksik  ama fazla mücadele veriyor.


Uğur, bu süreç içerisinde muhalefet partilerinden ne CHP ne de MHP’den ciddi bir muhalefetle tanışmadı. Ancak, 2015 yılı Haziran ve Kasım genel seçimleri ile gerçek anlamda muhalefeti kendi partisi  içinden ve milletvekilleri Kırcı ile Aydınlıoğlu’ndan gördü. Uğur’un büyükşehir belediye başkanı olmanın ötesinde Balıkesir’de kurucusu olduğu partisi içinde  parti içi mücadeleyi ne ölçüde layıkıyla, sağlıklı  ve başarıyla yürütebildiği bugün ki tablo dikkate alındığında tartışma konusudur.


CEHENNEMİN YOLU İYİ NİYET TAŞLARI İLE DÖŞELİDİR


Ancak, tam da bu nokta da üzerinden atlanmaması gereken bir ayrıntı var. ”Ülkeyi AK Parti’ye ve Erdoğan’a yedirtmem” anlayışının Balıkesir büyükşehir nezdinde uzantısı “Balıkesir’i Uğur’a ve AK Parti’ye yedirtmeyiz” noktasında kendisini dışa vuruyor. Parti içinde güç ve yetki paylaşımı sorunlarının aç egolarla ve ihtiraslarla “davayı” kendisine kalkan yaparak, büyükşehirde bu dikkat çektiğimiz uzantı ile bir şekilde buluşması ve ortak hareket etmesi Uğur ya da AK Parti için değil, büyükşehir için felakete açılan kapı anlamını taşımakta.


Oyunu görmek ve resmetmek, anlaşılır kılmak, uyarmak mesleki olarak bizim görevimiz..!


“GÖZ”LER HEP ÜZERİMİZDE


Gazetemizde yayınlanmış son makalelerimde büyükşehir de yaşanan siyasi karmaşa ile ilgili hep masonlara ve mason örgütlenmelerine dikkat çektim. Fetullah  Gülen’in de 60’lı yıllarda uzun yıllar CHP genel sekreterliği ve milletvekilliği yapmış Kasım Gülek’le  hem “derin” hem de “masonik” ilişkisi biliniyor. Okurlarımız büyükşehirde dün ve bugün Uğur ve AK Parti üzerinden kopartılan fırtınaların nedenini ve niçinini daha iyi anlamak için bir de olayın bu yönüne bakmalı diye düşünüyorum.


Bence her şeyi gören “göz” üzerimizde ve oyununu her zaman ki gibi çok güzel oynuyor. Bir düşünün bakalım. Uğur, büyükşehir belediye başkanlığından istifa ettiğinde, istifa etmesi için gün sayanlar, acaba yerine AK Parti içinden biri oturtulduğunda “Büyükşehir için ne iyi ne  güzel oldu” mu diyecek yoksa onu önce biat ettirmenin  arayışını sergileyip olmadı yine bin bir türlü gerekçe ile kellesini mi isteyecekler?


Dedik ya.. Bizden uyarması…


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 173