Bugün: 21.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • ORTADA SURİYE DİYE BİR DEVLET KALMAYACAK..!

ORTADA SURİYE DİYE BİR DEVLET KALMAYACAK..!


Suriye’de terör örgütü PKK/PYD ele başlarından oluşan heyetle 27-28 Temmuz’da Haseke ve Rakka’da bir araya gelen Amerikalıların, PKK federalizmine son şeklini verdiği ve mevcut Suriye sınırları içinde toprakları üç bölgeye ve  altı kantona böldükleri iddia ediliyor.

Bu haritaya göre, Suriye diye bir devlet  kelimenin tam anlamıyla “tarih” oluyor.
Peki, tüm dünyanın gözü önünde bu mümkün mü!?

Son aylarda binin üzerinde “yardım konvoyu” adı altında Kuzey Suriye’de PKK uzantısı YPG/PYD güçlerine binin üzerinde tırla silah ve cephane yığan ,askeri üsler ve havaalanları kurarak ,ABD’li askeri uzmanların denetiminde teröristleri eğitip-donatan   ABD’nin bu planının gerçekleşmemesi için ne yazık ki bir engel görülmüyor…

HERKES SEFERBER…!

ABD himayesi ve hükümranlığındaki Batı dünyası yani AB ülkeleri, mali güçleri, ordusu, ajanları ve eğitmenleri ile öngörülen bölünmüş ve parçalanmış Suriye’nin gerçekleşmesi operasyonu için seferber..

Yine ortadoğuda yıllardır varlığını ABD’ye ve Batılı emperyal ülkelere borçlu Siyonist İsrail/MOSSAD, parası, ordusu, ajanları ve eğitmenleriyle seferber..

Keza bölgede yıllardır ABD ve Batı’nın borazanlığını üstlenmiş, emir eri konumundaki gerici ve işbirlikçi Arap ülkeleri de aynı şekilde bu amacın ve operasyonun gerçekleşmesi için  seferber..

Kuşkusuz, bir farkla..

BU OYUNU BOZARSA TÜRKİYE BOZAR..!

Operasyonun gerçekleştirileceği Suriye ile Türkiye, en  uzun sınır hattına sahip ve bölünmüş, parçalanmış Suriye’de yaşananlar doğrudan ülkemizi ilgilendiriyor ve bu nokta da  bölgede Türkiye’nin üstleneceği rol ve sergileyeceği duruş hayati önem kazanıyor.

Başka..?
Bölgede İran’ın ve Rusya yanı sıra gözden ırak tutulmaya çalışılsa da Çin’in bu operasyona yaklaşımı ve duruşu önemli..!

Ancak, bu küresel operasyonu doğrudan  bozacak tek ülke, Türkiye..!

 Devlet yanı sıra siyasi iktidar, Suriye’de iç savaşın yaşandığı günden bugüne ülkenin etnik ve mezhep temelinde parçalanıp, bölünmesini, toprak bütünlüğünü yitirmesini kabullenmeyeceğinin altını çizdi. Suriye’de yaşanan insanlık dramının ve Suriye’ye yönelik küresel operasyonun  başından beri tüm sınır ve bölge ülkelerini doğrudan  olumsuz etkilediğine, emperyalizmin amacının Suriye’yi bölüp, parçalayarak ve Suriye devletini yıkarak, bölgede bir domino etkisi yaratılmasının  planlandığına dikkat çekti.

Evet, ilk günden beri amaç ve hedef, tek başına Irak ve Suriye’nin  istikrarsızlığa sürüklenmesi, iç savaş, ülkenin toprak bütünlüğünün yitirerek, etnik ve mezhep temelinde parçalanıp bölünmesinden öte istikrarsızlığın ve iç savaşın etnik ve mezhep kışkırtıcılığı temelinde bölge ülkelerine ve doğal olarak  da Türkiye’ye taşınması idi…!

BOP VE ERDOĞAN..!

Bunlar zamanında BOP ve Genişletilmiş Ortadoğu Projesi kapsamında kamuoyunda hep yazıldı, çizildi, sorgulanıp, tartışıldı bugüne kadar. Bu yönü ve niteliğiyle HDP ve PKK gibi  YPG/PYD’ de aynı DEAŞ gibi  küresel güç ve çıkar odaklarının yani emperyalizmin birer projesiydi.

Ülkemizde  devlet, siyasal iktidar ve AK Parti bu gerçeği zaman içinde anladı ve kavrayarak, tavrını belirleyip, siyasal duruşunu adım adım olgunlaştırdı. Parti kurucusu ve başbakan, cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başlangıçta iktidarının ilk aylar ve yıllarında BOP’ un eş başkanı olduğu yönündeki açıklamaları yaşanan bölgesel gelişmeler çerçevesinde kendisini daha gerçekçi ve sağlıklı düşünce ve yorumlara bıraktı.

Devleti yönetenler ve siyasal iktidar  bir anlamda felaketi ve neden olabileceği sonuçları gördü..!

Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da sınır boylarımız da , Kafkaslar’da ve Balkanlar’da  yaşananlar bir ibret vesikası durumunda idi ve  devlet ile siyasal iktidar gerekli refleksleri geliştirmekte, güvenlik önlemleri almakta  gecikmedi. Türkiye’nin ulusal güvenlik stratejisini kendi ulusal gerçeklerine  ve çıkarlarına göre düzenleme yönündeki çabaları ile birlikte ABD/CIA, AB ülkeleri ve istihbarat örgütleri, İsrail/MOSSAD ve NATO ile politikalarının çatışmaya ve ayrışmaya dönüşmesi bu süreçte başladı.

Günümüz Türkiye’si, başta ABD olmak üzere  Batı’ya bağımlı, gelişmekte olan kapitalizmin egemen olduğu  bir ülkedir. 2.dünya savaşı sonrasından başlayarak ABD hükümranlığında gelişen emperyalizme bağımlılık ilişkilerinin  gölgesinde gerçekten ulusal bağımsızlıkçı ve egemen bir ülkeden söz edilemez. ABD ve Batı, kendi güvenliği ve çıkarları için on yıllarca devlet ve toplum yaşamını biçimlendirip, şekillendirdi.

ERDOĞAN VE İKTİDAR FELAKETİ GÖRDÜ..!

İşte, devlet ve siyasal iktidarın ulusal bağımsızlık ve egemenliğimizin yeniden elde edilmesine yönelik çabalarının neden olduğu  ABD ve Batı ile çelişme, ayrışma ve kopuşmasının sarsıntılarını bugün hep birlikte yaşıyoruz.

ABD ve Batı’nın bugün Erdoğan’ın kişiliği üzerinden yürüttüğü düşmanlık politikaları altında da bu neden yatmaktadır. Erdoğan düşmanlığı altında ABD ve  Batı’nın HDP’sinden Yeni CHP’ye ve  MHP’den ayrılanlara ve FETÖ’cü hainlere kadar herkesi aynı çatı altında toplama gayretlerinin altında da aynı neden bulunmaktadır.

Yaşananlar ve yaşadıklarımız karşısında mızrak artık çuvala sığmıyor.. Dün Kobani ve Rojava Devrimi diye sol, sosyalizm, liberalizm ve sosyal demokrasi adına  “Halkların kardeşliği ve özgürlüğü” türküsünü söylemeye çalışanlar bir anda tepelerinde dalgalanan ABD bayrağı ile tanıştılar.

Sinema eleştirmeni, radyo programcısı ve oyuncu, BirGün gazetesinde haftalık yazılar yazan Cüneyt Cebenoyan bir gazetede yayınlanan söyleşisinde ne güzel ifade etmiş:
“Ben, PKK’nın bırakın demokratikleşmeye katkısı olduğunu, engellediğini düşünüyorum. PKK başından beri bir ölüm makinesi olarak çalışıyor. Bugüne kadar insan öldürmekten başka ne yaptı? Sürekli milliyetçiliği ve militarizmi körükledi. Neyi savunduğunu bile doğru dürüst bilmiyoruz. Bugün ABD’yle ve CIA ile bu kadar yakın ilişkileri varsa bunun geçmişi ne zamana kadar uzanıyor?”

Oynayan güç, oyununu ne kadar dehşetvari ve alçakça  olursa olsun, açıkça oynuyor. Saklamıyor, saklanmıyor..! Bizler de bu toprakların insanları olarak üzerimize oynanan bu karanlık, kirli ve kanlı oyunun figüranı olmayı reddederek, oyunu bozmalı ve toprağımıza, egemenliğimize ,bağımsızlık ve özgürlüğümüze sahip çıkmalıyız..

Esen kalın..
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 69