Bugün: 24.06.2017

Oligarşik kent yönetimi..!

Yılların AP’sine neler oldu,oluyor!!?
Geçtiğimiz cumartesi günü bandırma Belediyesi eski DYP’li Meclis üyelerinden Yalçın Alen ile balıkhanede  karşılaştık.
Hoş sohbet sonrası sahildeki çay  bahçesine oturarak, güncel siyasal gelişmeler üzerine karşılıklı söyleştik.

AP-DYP ve ALEN’LER

Alen Ailesi, Bandırma siyasetine ve sosyal yaşamına yabancı bir aile değildir. Yalçın’ın ağabeyi Mehmet Alen de, Adalet Partisi ve Doğru Yol Partisi’nde yıllarca aktif sorumluluklar üstlenmiş  bir kişi...
Alen Ailesi’nin milletvekili Öztaylan’la da hısım akrabalık ilişkilerinin olduğunu biliyorum.
Evet, son günlerin siyasi aktüel konularından biri de bu zaten. Öztaylan Ailesi’nin  kiminle hısım akraba olduğu ve hısım akrabalarının bugün hangi  kurum ya da mevkide bulunduğu, kimilerinin ilgi ve merak konusu.
Bu, benim ilgi ve merak alanıma girmiyor.
Mehmet ve Yalçın Alen’in kent siyasal ya da sosyal yaşamında bir yerlere gelebilmeleri için Öztaylan’a ihtiyaçları olmadığı gibi Öztaylan’ın da bir yerlere gelebilmek için Alen’lere ihtiyacı olduğunu sanmıyorum.

BELEDİYE MECLİSLERİ

Yalçın Alen’le son siyasi gelişmeler ve AP-DYP-DP’nin son durumu üzerine karşılıklı söyleşiyoruz.
Öncelikle bir şeyin altını çizmekte yarar var: Yalçın Alen, DYP’den Durgut Ergin’in belediye başkanı olduğu yıllarda Belediye meclis üyeliğine seçildi. Çeşitli sorumluluklar aldı ve bir çok kez belediye başkanlığı görevini vekaleten üstlendi. İstisnasız, bu yıllarda Meclise seçilmiş ve görev yapmış ,partisi ne olursa olsun, tüm  Meclis üyeleri, o yılları hayırla yad ederek anıyorlar.
Son on-onbeş yıldır ise Meclis, hem Meclis üyelerine hem gazetecilere hem de bandırma’ya yabancı..!
Renksiz, hareketsiz ve donuk..!
Bu konuyu zaman zaman Dursun Mirza ile de söyleşmişizdir ve aynı şekilde Mirza da, görev yaptığı o yıllarda Meclis’deki havayı hep olumlu yönde yad eder.
Örneğin, son 5 yıldır, Pekel başkanlığındaki Meclis’te yaşanan hava öylesine tek düze ve donuk ki, sıklıkla hem Pekel hem de iktidar ve muhalefetiyle diğer meclis üyeleri basının ilgisini Meclise çekebilmek için gazetecileri oturumlara davet eder dururlar.

OLİGARŞİK KENT
YÖNETİMİ!

Peki, bu önemli mi?
Evet, önemli..!
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin önemi ne ise, kentlerde Belediye Meclislerinin önemi odur!
Hele yasal düzenlemelerle yerel yönetimlerin görev ve yetki alanlarının daha da geliştirildiği düşünülürse, bu önem daha iyi anlaşılabilinir.
5 yılda bir belediye başkanı ile birlikte oylarımızla belirlediğimiz ve seçtiğimiz belediye meclisleri, vatandaş ve kentdaş olarak bizlerin adına  kentimizde en üst yönetim organı olan belediye meclisinde SÖZ, YETKİ ve KARAR sahibidir.
Peki, gerçekten yasal olarak  görev ve yetki alanı belirlenmiş meclis, gerçek anlamda yasal ve demokratik işlevini yerine getirebiliyor mu?
HAYIR..!
Bugüne kadar bir çok meclis üyesinin isyanına ve tepkisine tanık oldum.
Yerel de, oligarşik bir yapı söz konusudur. Belediye başkanı ile bir-iki yardımcısı 5 yıl boyunca raconu keser ve  meclis de, kesilen raconu TASDİKLEME yani ONAY makamıdır.!
Bugünkü CHP’li yerel iktidar, Başkan Pekel döneminde de meclisdeki tablo aynıdır.
Açıkça dile getirelim: Bir meclis, halktan aldığı yetkiyle kentini ve halkını temsil edemiyor ve belediye başkanı zat ile yandaşı bir-iki kişiye biat ediyorsa,kentini ve halkını temsil etmiyor, edemiyor demektir.
Bir belediye başkanı, “ben varken” anlayışıyla yönetim yetkisini meclisine ihtiyaç duymadan yerine getiriyorsa, bu OLİGARŞİK BİR KENT YÖNETİMİDİR..!
Beni partisi purtusu, anlayışı(!!!) ilgilendirmiyor.

HALKA YALAN
SÖYLEMEYİ
ALIŞKANLIK HALİNE
GETİRDİLER!

Adım adım 2014  30 Mart yerel seçimlerine gidiyoruz. Siyasal partiler, öncelikle  ve hala Bandırma’da belediye başkan adaylarını belirlemeye çalışıyor.
Önce belediye başkan namzetini belirleyeceğiz, sonra 5 yıl başkan namzetiyle iş seçilip, iş başı yapacak meclis kadrosunu belirleyeceğiz!
Neye göre!?
Bu işin kriterleri, ölçütü ne!?
Biz söyleyelim:
1.si, 5 yıl başkanıyla ve partisiyle  uyum içinde çalışacak, maraz yaratmayacak insanlar olmalı.!
Yani bir anlamda, 5 yıl için seçeceğimiz insan uysal ve itaatkar olmalı...İndir-kaldır oyununu güzel oynamalı, başkanına ve partisine “sahip” çıkmalı...
Bunu yaparsa, listeye girmeye nail olacak ve uygun görülecek namzetler, seçilmesi durumunda bir de başkan yardımcılığı görevini KAPARSA , meclis üyeliğinin yeme de yanında yat!
Ballı börek..!
KENT OLİGARŞİSİ, işte böyle oluşturuluyor!
“Ballı börek” ifadesini bilinçli kullanıyorum. Bu işin  balını böreğini görmek isteyen, oyunu çözmek isteyen gözünü iyi açsın ve adam gibi  bu işin perde arkasına iyi baksın!
Önce yaşadığı kente, insanlarına ve kendine yazık etmesin!

OLİGARŞİNİN PARTİSİ
FALAN YOK!

Geçtiğimiz günlerde Petrol İş Sendikası ile Genel İş sendikası Şube başkanlarının yerel seçimlere yönelik açıklamalarını okuduk: BİZİM TERCİHİMİZ SEÇİMLERDE EMEKTEN YANA, EMEK DOSTLARINDAN YANA OLACAK!!!
2009 Mart yerel seçimleri öncesinde ve sonrasında  yaşadığımız ve tanık olduğumuz gibi mi!?
O günlerde kentimizdeki işçi ve kamu çalışanları sendikaları tarafından  hazırlanmış ve açıklanmış Yerel Seçim İnsiyatifi’nin “programı-talepleri ” hala masamda!
ALDATILMAKTAN ve KANDIRILMAKTAN, EMEK DÜNYASIYLA İLGİLİ TÜM  DEĞERLERİN İSTİSMAR EDİLMESİNDEN  BIKIP USANMADIK MI!?
Petrol İş Şube Başkanı İsmail KAYAN, 2009 defterinin emek dostları açısından kapandığını vurgulayarak, “Biz dersimizi aldık. Emekçilerden yerel seçimlerde oy isteyenler, özellikle özelleştirme konusunda bizlere yazılı taahhütte bulunacaklar. Özzelliştirilmiş belediye hizmetlerinden vazgeçecekler ve bu hizmetleri belediye uhdesine alacaklarına dair yazılı taahhütte bunucakları gibi bunu kamuoyuna da açıklayacaklar”dedi.
Evet, doğrusu budur ve bu yapılmalıdır. Kimse, emek dostlarını ve emekçileri, afilli sözlerle  çantada keklik olarak görme alışkanlığından kurtularak, kolaycılığa,şark kurnazlığına kaçmamalı!

ADALET PARTİSİ’NE
 NE OLDU!?

Biz yine konumuza ve Yalçın Alen’le sohbetimize dönelim.
Ülkemiz siyasal ve sosyal yaşamında merkez sağ da yaşanan bir vaka var!
27 Mayıs askeri darbesi ve DP’nin ipe çekilmesi sonrası bir Adalet Partisi vakası vardı ve merkez sağın hem adresi olmuş hem yıllarca merkezi olmuş AP,günümüzde BİTTİ!
AP ekolünün yıllardır siyasi liderliğini yapan  Demirel ve ekibi ise,belli isimlerle  2011 milletvekilliği genel seçimlerinden sonra CHP içinde temsil edilmeye ve sorumluluk almaya başladı.
Dünün bir çok AP-DYP-DP’lisi bugün CHP’nin belediye başkan adayı..

Ne oluyor!?

AP, 27 MAYIS
DARBECİLERİNİN
ÇOCUĞU MU!?

Alen’e göre, “halka” koptu!
Merkez sağın geleneksel adresi ve merkezi Bayar-Menderes’lerin kurduğu DP’nin 27 Mayıs darbesiyle ipe çekilmesi sonrası oluşturulan AP ile DP ile kurulduğu sanılan “halka” aslında daha işin başında kopmuştu.
Demirel liderliğindeki  ve Demokrat Parti’nin devamı olarak öne çıkmış AP’nin gerçek niteliği zaman içersinde ortaya çıktı.
Merkez sağa operasyon o yıllarda başlatıldı ve DYP’nin başına Çiller’in seçilmesi, Çiller’in REFAHYOL hükümetini kurmasıyla onlarca yıllık operasyonun kimliği kendisini kusmaya, deşifre olmaya başladı.
Alen’e göre, “YETER, SÖZ MİLLETİNDİR” diyerek yola çıkanlar ve DP’nin tarihsel geleneğine sahip çıkanlar gözlerini açıp, gerçek anlamda davalarına sahip çıkmaya başlayınca Demirel ve ekibinin maskesi düştü...
Demirel ve ekibi, milletten değil,vesayetten beslenenlerin yanında saf tutmak zorunda kaldı!
CUMHURİYET VE
ATATÜRKÇÜLÜK,
VESAYETÇİLERİN
ELİNDEN ÇIKACAK!

Alen’in yorumları ilginç ve bir okadar düşündürücü...
Alen’e göre, CHP gibi vesayetten güç alanlar, 1946’de çok partili siyasal yaşama geçiş ve 1950’de Demokrat Parti’nin iktidara gelişiyle de ülkeyi ve toplumu Cumhuriyet ve Atatürkçülük ekseninde kutuplaştırıp, gererek 27 Mayıs darbesinin kapısını araladı.
Askeri darbelere direnmeyen, karşı durmayan her askeri darbede şapkasını alıp güven içinde bir kenara çekilen Demirel teslimiyetçiliği ve işbirlikçiliği yıllarca merkez sağı tepe tepe kullandı.
Alen, vesayetçilerin yıllardır siyaseten kullandıkları Cumhuriyetçilik ve Atatürkçülük, laisizm gibi değerlerde de artık sona gelindiğini ve önümüzdeki süreçte DP geleneğini gerçek anlamda temsil eden AK Parti’nin gerçek Cumhuriyetçilik ve Atatürkçülüğe de sahip çıkan tek önemli siyasi merkez olacağına da dikkat çekiyor.

SOL,SINIFTA KALDI!

Yine Alen’e göre, ülkede gerçek anlamda demokratikleşme mücadelesini veren sol değil, merkez sağ, muhafazatar demokratlar, liberaller oldu!
Sol, vesayetçilerden beslendi ve vesayetçilerin etkisi altında kaldı.
Darbeci  oldu!
 Devrim, değişim,dönüşüm derken statükoculuğu savunur konuma düştü.

Kuşkusuz, tüm bu yorumlar Alen’in dünyasını ve bakış açısını içeriyor.
Burada önemli olan, ülkemiz siyasal yaşamına yıllardır damgasını vurmuş AP-DYP-DP geleneğinin bugün varmış bulunduğu nokta ve bu ekolün bir kanadının CHP ile geliştirdiği işbirliğidir.
CHP mi AP’lileşiyor yoksa AP mi CHP’lileşiyor, bu ayrı bir tartışma konusudur. Ya da, kimsenin “lileşmek” diye bir sorunu yok ve yıllardır farklılıklarını anlamlı kılmaya çalışanlar belki de aslına rücu ediyor.
Esen kalın...

sonkursungazetesi.com
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1051